Hâzin-i huld-i berin Şâh selâmün aleyk
Dört dizelik bir parça; Latîfî'nin tezkiresinden Ergun'a geçmiştir. Her mısra Hz. Ali'ye bir görev yükleyip aynı selamla kapanır: cennetin hazinedarı, berrak suyun sâkisi, bir âyetin sırrını açan kişi. Üçüncü dize hem Hz. Muhammed'in “Lâ fetâ” sözünü hem iç kafiyeli musammat dizilişi getirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i selâmün aleyk
-i selâmün aleyk
1Yüce cennetin hazinedarı, ey Şah, selam sana;
2berrak suyun sâkisi, ey Şah, selam sana.
- 2
Medhin içün Mustafâ şânına dedi
-i selâmün aleyk
1Mustafa seni övmek için şanına “Lâ fetâ” dedi;
2“Kul innemâ”nın sırrını açan, ey Şah, selam sana.
“Lâ fetâ illâ Alî” sözü Hz. Peygamber'e nispet edilir ve Ali'nin yiğitlikte eşsizliğini bildirir. “Kul innemâ” ise bir âyetin ilk iki kelimesidir; ikinci dize Ali'yi o âyetin örtüsünü kaldıran kişi sayar. Bu dize aynı zamanda iç kafiyelidir (Mustafâ / Lâfetâ), yani musammat dizilişte.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144138 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Bölüm başlığı (“HELÂKΔ), Ergun'un tanıtım paragrafı ve oradaki Latîfî iktibası metne alınmadı, geriye dört dize kaldı. Ergun bu metni şiirin tamamı olarak değil “manzume parçası” olarak kaydeder; nakledilen dört dize eksiksiz olduğu için alındı, ama tam bir şiir gibi sunulmadı. Ölçü münserihtir ve iki kayıtla birlikte yazıldı: “Şâh selâmün aleyk” redifi son tef'ileyi bir hece eksik bırakıyor, üçüncü dize ise bir hece taşıyor. Dizgi hatası görülmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İki dize Hz. Ali'ye cennette iki ayrı görev veriyor: kapıyı tutan hazinedar ve içkiyi sunan sâkî. “Mâ-i maîn” Kur'an'da geçen akıp giden berrak su; Bektaşî dilinde Kevser'in sâkisi olmak Ali'ye ait bir sıfattır. Redif metni bir övgüden çok bir ziyaret selamına çeviriyor.