Aradılar Pir Sultan’ın aslını
İsmail, Pir Sultan’ın soyunu İmam Rızâ, Hacı Bektaş ve Horasan erleri üzerinden anlatır; Banaz’a yerleşme, elma ve darağacı menkıbeleriyle şehitliğe uzanır. Son bölüm, evlatlık iddiasının şahit, senet ve mühürle kesinleştirilmesi gerektiğini savunur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Aradılar Pir Sultan’ın aslını
Görelim ki ne söyletir Yaradan
Dinleniz de eyleyim vasfını
oldu Kâzım Mûsa Rızâ’dan
1Pir Sultan’ın soyunun nereden geldiğini araştırdılar.
2Bakalım Yaradan bize neler söyletecek.
3Dinleyin de onun niteliklerini açıklayayım.
4Kâzım Mûsâ, Rızâ soyundan ortaya çıktı.
- 2
Evvel Ali yerin göğün binâsı
Kudret kandilinden çalınmış mayası
Kâzım atasıdır Rızâ dedesi
On iki İmam ile geldi sıradan
1Ali, yerin ve göğün ilk dayanağıdır.
2Mayası, ilahî kudret kandilinden alınmıştır.
3Atası Kâzım, dedesi Rızâ’dır.
4On İki İmam’ın silsilesi içinde dünyaya geldi.
Ali yerin ve göğün temeli, kudret kandilinden alınmış maya olarak sunulur. Kâzım ile Rızâ’nın aile bağı ve On İki İmam dizisi, Pir Sultan’ın manevi soyunu yaratılışa kadar geri götürür.
- 3
Şeyh Cüneyd’dir âşıkların atası
Yine Şah’tan Pîr Sultan’ın putası
Ummandır deryadır nurdur ötesi
Bilir misin kimdir nârı nûr eden
1Şeyh Cüneyd'dir âşıkların atası
2Basılı “Şah’tan Pir Sultan’ın putası” ifadesindeki “putası” sözü açık değildir.
3O, uçsuz bucaksız bir denizdir; ötesi nurdur.
4Ateşi nura çevirenin kim olduğunu bilir misin?
Şeyh Cüneyd âşıkların atası olarak anılır; “Şah’tan Pir Sultan’ın putası” ifadesindeki “putası” basılı yüzeyde açık değildir. Umman, derya ve nur imgeleri soyu yüceltirken son soru ateşi nura çeviren gücü düşünmeye çağırır.
- 4
Hem Rızâ hem Hâşim hem Seyyid
Bir başında vardır hem Ebû Tâlib
Bektaş-ı Velî’de yazılı kayıd
İnanmayan haber alsın oradan
1Soy çizgisinde Rızâ, Hâşim ve seyyitlik birlikte anılır.
2Soyunun başında Ebû Tâlib de vardır.
3Bu soy kaydı Bektaş-ı Velî’de yazılıdır.
4İnanmayan haber alsın oradan
Rızâ, Hâşim, seyyitlik ve Ebû Tâlib adları soy kütüğünün halkaları gibi sıralanır. Kaydın Bektaş-ı Velî’de yazılı olduğu söylenerek inanmayan kişi sözden yazılı tanığa yönlendirilir.
- 5
Seksen bin er Horasan’dan koptular
İmam-ı Rızâ’yı tuttular
Suluca kar - Öyük’te sohbet ettiler
Erler meşverette kaldı orada
1Seksen bin eren Horasan’dan yola çıktı.
2İmam Rızâ’ya sıkıca bağlandılar.
3Sulucakarahöyük’te sohbet ettiler.
4Erenler orada danışıp karar vermek üzere kaldılar.
Horasan’dan kalkan erler İmam Rızâ’ya bağlanıp Sulucakarahöyük’te sohbet eder. Büyük topluluk hareketi, yolun Anadolu’daki merkezine varan bir göç ve ortak karar sahnesi kurar.
- 6
Güvercin donunda havadan indi
çeçi üstünde namazın kıldı
Doksan bin evliyaya oldu
Mevlâm kısmetlerin verdi orada
1Güvercin kılığında havadan indi
2Darı yığınının üstünde namazını kıldı.
3Doksan bin evliyaya baş kaynak oldu
4Mevlâm onların kısmetlerini orada dağıttı.
Güvercin donunda gökten inme, darı yığını üzerinde namaz ve doksan bin evliyaya kaynak olma menkıbeleri Hacı Bektaş kudretini büyütür. Kısmetin orada dağıtılması yeni merkezin bereketini açıklar.
- 7
Uçurdular Pîr Sultan’ın kuşunu
Seyrangâh eyledi Yıldız başını
Hub gösterdi toprağını taşını
Mevlâm kısmetini verdi orada
1Uçurdular Pîr Sultan'ın kuşunu
2Seyir yerine çevirdi Yıldız başını
3Güzel gösterdi toprağını taşını
4Mevlâm kısmetini verdi orada
Pir Sultan’ın kuşu salınır ve Yıldız başını seyir yeri seçer; toprak ile taşın güzel görünmesi bu seçimin işaretidir. Kısmetin verilmesi, mekânın ilahî onayla yurt edinildiğini düşündürür.
- 8
Şah Yıldız dağında sema’ eyledi
Bir ayak üstünde bin bir kelâm söyledi
İndi Banaz’ı hoş vatan eyledi
Hayli devr ü zaman geçti orada
1Şah, Yıldız Dağı’nda semah döndü.
2Bir ayak üstünde bin bir söz söyledi
3Banaz’a indi ve orayı güzel bir yurt edindi.
4Orada uzun yıllar ve nice dönem geçti.
Şah Yıldız Dağı’nda semah edip tek ayak üstünde bin bir söz söyler, ardından Banaz’ı yurt edinir. Manevi gösteri ile yerleşme kararı, Pir Sultan anlatısının coğrafi başlangıcını kurar.
- 9
Koca Şah Urum’a bir elma saldı
Dolandı Urum’u Banaz’a geldi
Pîr Sultan elmaya bir tekbir kıldı
İnsan taaccübde kaldı orada
1Koca Şah Rum ülkesine bir elma gönderdi.
2Rum ülkesini dolaşıp Banaz’a geldi.
3Pir Sultan elmanın üzerine tekbir getirdi.
4Oradaki insanlar şaşkınlık içinde kaldı.
Koca Şah’ın Urum’a saldığı elma dolaşıp Banaz’a ulaşır; Pir Sultan’ın tekbiri karşısında insanlar şaşırır. Elma, uzak merkezle yeni yurt arasında tanınmayı sağlayan keramet işareti olur.
- 10
Yüce gördü şehidliğin yolunu
Mansur gibi kabul kıldı dârını
Kokladı elmayı verdi serini
Hırkasını asılı koydu orada
1Şehitliğe giden yolu yüce bildi.
2Mansur gibi darağacını teslimiyetle kabul etti.
3Elmayı koklayıp başını verdi.
4Hırkasını orada asılı bıraktı.
Şehitlik yolu yüce görülür; Mansur gibi darağacı kabul edilir ve elma koklandıktan sonra baş verilir. Hırkanın asılı kalması, bedenden sonra da mekânda duran manevi bir hatıra bırakır.
- 11
Seksen bin er Horasan’dan zuhûru
Geldi Urum’a hatm eyledi zâhiri
koltuğunda gitti âhırı
Dört yolun dördüne gitti orada
1Horasan’dan seksen bin erin belirdiği anlatılır.
2Rum ülkesine geldi; görünür yolculuğunu tamamladı.
3Sonunda altı dilimli topuz koltuğundayken gitti.
4Basılı dize “dört yolun dördüne gitti orada” der; giden kişi veya topluluk açık değildir.
Horasan erlerinin Urum’a gelişi görünür hayatın tamamlanmasına bağlanır; koltuktaki şeşper ve dört yola dağılma ifadeleri aktarımı kapalı bırakır. Dörtlük, yolun farklı yönlere yayılışını vurgular.
- 12
Halîfeler bir araya geldiler
Evlâd kimdir deye kıldılar
İnce Mehemmed’i şâha saldılar
On iki Şah’dan sened aldı orada
1Halîfeler bir araya geldiler
2Evlat kimdir diye danıştılar.
3İnce Mehemmed’i Şah’a gönderdiler.
4Orada On İki Şah’tan bir senet aldı.
Halifeler evlatlığın kimde olduğunu görüşür ve İnce Mehemmed’i şaha gönderir. On İki Şah’tan alınan senet, soy ve temsil iddiasını topluluk kararıyla yazılı güvenceye bağlar.
- 13
İsmâil’im ötesine ermezler
Evlâd olmayana senet vermezler
Senede mühüre itimad kılmazlar
Aradan kaldırmazlar zann ü gümânı
1Ben İsmail’im; onlar bu anlatının ötesine geçemezler.
2Evlâd olmayana senet vermezler
3Senede ve mühre güvenmezler.
4Kuşku ile kuruntuyu ortadan kaldırmazlar.
İsmail mahlaslı şair, evlat olmayana senet verilmeyeceğini fakat senet ile mührün tek başına kuşkuyu gidermediğini söyler. Kapanış, manevi soyun hem belge hem güvenilir tanıklık istediğini belirtir.
Metnin kaynağı
İsmail başlığı ve görünür mahlas, farklı bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Bektaşî Şairleri ve Nefesleri (19. asra kadar), 1955 baskısının Wikimedia Commons'taki tarihî taraması; PDF s.303–305; 13 birim/52 dize; özgün dizeler taramadan birebir korundu; günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Pir Sultan’ın kökenini araştıran topluluğa şair açıklama sözü verir; soy Kâzım, Mûsâ ve Rızâ üzerinden görünür olur. Anlatı, kişisel kanaati Yaradan’ın söylettiği kutsal bir şecereye dönüştürür.