Deniz İçinde Bir Damlayım
Niyâzî-i Mısrî kendisini denizde damla, yeryüzünde zerre olarak tanımlar; dost görünür olunca gizli hiçbir şey kalmaz. Görünüşte küçüklük, iç dünyada zenginlik ve gönül Kaf’ının ankası aynı benlikte birleşir; söyleyen dil Yunus’a bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
içinde
oldu hayran bana
1Deniz içinde bir damlayım.
2Deniz bana hayran kaldı.
- 2
içinde zerreyim
Arş oldu seyran bana
1Yeryüzünde bir zerreyim.
2Arş bana seyir yeri oldu.
Yeryüzündeki zerre, Arş’ı seyir alanı edinerek maddi küçüklüğün manevi görüşü sınırlamadığını gösterir. En aşağıdaki varlık, iç bakışla en yüce katı temaşa edebilir.
- 3
Dost göründü çün ayan
Kalmadı birşey
1Dost açıkça görününce.
2gizli hiçbir şey kalmadı.
Dost açıkça göründüğünde gizli hiçbir şey kalmaz. Birim, hakikat tecellisini yeni bilgi eklemekten çok, var olan her şeyin üzerindeki örtüyü kaldıran bir aydınlanma olarak anlatır.
- 4
Tûfân olursa cihan
Bir katre tûfan bana
1Tûfân olursa dünya.
2Bir damla bile bana tufan olur.
Dünya tufana dönüşse bile tek damla şair için yeterince büyük bir sarsıntıdır. Abartı, dış felaketin ölçüsünü değil, hassaslaşmış gönlün en küçük işarette bütünü hissetmesini gösterir.
- 5
Sûrette nem var benim
Sîrettedir ma’denim
1Görünüşte benim neyim var?
2Asıl hazinem iç dünyamdadır.
Görünüşte yoksul ve küçük olan benliğin asıl madeni iç dünyadadır. Şair değerini dış biçim, mal veya makamda değil, görünmeyen ruhsal zenginlikte bulur.
- 6
Kopsa kıyâmet bugün
Gelmez perişan bana
1Kıyamet bugün kopsa bile.
2bana bir dağılma ve korku gelmez.
Kıyametin kopması bile şairi perişan etmez; çünkü güveni dış düzenin sürmesine bağlı değildir. Dostu bulan kişi, dünyanın en büyük değişimi karşısında iç bütünlüğünü korur.
- 7
Kaf-ı dil
Sırrın âşinâsıyım
1Gönül Kaf’ının Anka kuşuyum.
2Sırrı yakından tanırım.
Gönül Kaf’ının Anka’sı olmak, erişilmez sır ülkesinde benzersiz bir kuş gibi yaşamaktır. Sırra aşinalık, bu iç coğrafyada yönünü bulmuş olmanın sonucudur.
- 8
Endîşeler hâsıyım
Ad oldu insan bana
1Kaygıların seçkin özü benim.
2Bana insan adı verildi.
Kaygıların özü ile insan adı yan yana getirilir; insanlık rahatlıktan değil, düşünme ve dert taşıma yetisinden doğar. Şair kendi iç sıkıntısını varoluş bilgisinin parçası sayar.
- 9
NİYAZÎ’nin dilinden
Yunus’dürür söyliyen
1Niyâzî'nin dilinden konuşan.
2Bu dilden konuşan Yunus’tur.
Niyâzî’nin dilinden Yunus’un konuşması, şiiri önceki tasavvuf geleneğine bağlar. Mahlas kişisel özgünlük iddiası kurmaz; aynı hakikatin farklı ağızlarda sürdüğünü kabul eder.
- 10
Herkese çün can gerek
Yunus’dürür can bana
1Herkesin bir cana ihtiyacı vardır.
2Benim canım Yunus'tur.
Herkesin cana ihtiyaç duyduğu söylenirken şair kendi canını Yunus’ta bulur. Kapanış, manevi akrabalığı biyolojik yaşamdan daha belirleyici bir canlılık kaynağı yapar.
Metnin kaynağı
Niyâzî-i Mısrî isnadı basılı bölüm, görünür mahlas ve kamu akademik kimlik otoritesiyle bağlandı. Eş ad uyarısı: Niyâzî mahlaslı diğer şairler ve aynı TEİS rota adındaki Geda Muslı ile birleştirilmez; 1618–1694 Malatyalı şair kimliği korunur.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun tarihî baskısı; Niyâzî-i Mısrî bölümü, basılı No. 1; 10 birim/20 dize; sabit sürüm Ergun-1938-NIYAZI-MISRI-1. Özgün yüzey ve apparatus korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bakup cemâl-i yâreNiyâzî-i Mısrî · Nefes/ilahi→
Kendisini denizde bir damla sayan şair, küçüklükle sonsuz bütünün iç içeliğini kurar. Denizin damlaya hayran olması, parça ile bütün arasındaki üstünlük sırasını tersine çevirir.