Yârin Yüzüne Bakıp Dost Diye Çağırırım
Uzun nefeste dost çağrısı mescit, meyhane, Kâbe, puthane, dağ ve deniz boyunca sürer. Arananın can ve tende bulunduğunu bilen Niyâzî, yokluğa kanat açar; nefes deniz olup beden kafesi parçalanıncaya kadar bu zikri bırakmaz.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bakup cemâl-i yâre
Çağırıram dost dost
1Sevgilinin güzel yüzüne bakıp.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
- 2
Dil oldu pâre pâre
Çağırıram dost dost
1Gönlüm parça parça oldu.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Parçalanan gönül aynı çağrıyı sürdürür. Kırılma sevgiliyle bağı kesmez; her parça, dost adını söyleyen ayrı bir ses gibi düşünülür. Yara böylece çoğul bir zikre dönüşür.
- 3
Aşkın ile dolmuşam
yanılmışam
1Senin aşkınla dolmuşum.
2Dünyadan el çekişimi bile unutmuşum.
Aşkla dolmak, dünyadan el çekme iddiasını bile unutturur. Şair kendi zühdüne tutunamaz; sevgi, manevi başarı olarak görülebilecek öz disiplinin önüne geçer.
- 4
Mest-i müdâm olmuşam
Çağırıram dost dost
1Sürekli bir manevi sarhoşluğa düşmüşüm.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Sürekli sarhoşluk nakaratla açıklanır: benliği unutturan şey dostun varlığıdır. Hâl geçici bir meclis coşkusu değil, her an süren manevi bilinç değişimidir.
- 5
Mescid ü meyhânede
Hânede vîrânede
1Mescitte ve meyhanede,
2Evde ve viranede,
Mescit, meyhane, ev ve virane aynı arayış alanına dönüşür. Kutsal ile gündelik mekân ayrımı, dost adının her yerde söylenmesi karşısında önemini yitirir.
- 6
Kâ’be’de
Çağırıram dost dost
1Kâbe’de ve puthanede.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Kâbe ile puthanenin yan yana gelişi keskin dinî karşıtlığı bilerek aşar. Şair mekânların hükmünden çok, her yerde dostu arayan niyetin sürekliliğini öne çıkarır.
- 7
Sular gibi çağıl çağıl
Dolaşıram dağ u dağ
1Sular gibi çağıl çağıl.
2Dağdan dağa dolaşıyorum.
Suyun çağlaması ve dağdan dağa dolaşma, arayışın durdurulamaz hareketini kurar. Ses de beden de sabit kalmaz; aşk şairi sürekli akışa sürükler.
- 8
Hayran bana sayru sağ
Çağırıram dost dost
1Hasta da sağlıklı da bana hayran.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Hasta ve sağlıklı herkesin hayreti, şairin hâlinin alışılmış ölçülerle açıklanamadığını gösterir. Nakarat bu yabancı bakışlara cevap vermek yerine dostu çağırmayı sürdürür.
- 9
Geldim cihâna
Oldum güle
1Bu dünyaya bir garip olarak geldim.
2Gülün bülbülü oldum.
Dünyaya garip gelen şair, gülün bülbülüne dönüşerek ait olduğu ilişkiyi bulur. Yabancılık coğrafi değil, sevgiliden ayrı yaşamaktır; aidiyet de dostun çevresinde kurulur.
- 10
Her dem ciğerler delib
Çağırıram dost dost
1Her an bağrımı delerek.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Bağrı delinen bülbülün kesintisiz çağrısı, sevginin hem yara hem ses kaynağı olduğunu gösterir. Acı susturmaz; dost adını daha ısrarlı hâle getirir.
- 11
Dünyâ gamından geçüp
Yokluğa kanad açup
1Dünya kaygısını bırakıp.
2Yokluğa kanat açıp.
Dünya kaygısını bırakıp yokluğa kanat açmak, benliği hafifleten iki aşamadır. Şair sahip olduklarından geçtikçe maddi sınırların ötesine uçabilir.
- 12
Aşk ile dâim uçup
Çağırıram dost dost
1Aşkla durmadan uçarak.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Aşkla sürekli uçuş, nakaratta yine dost adına bağlanır. Yokluk amaçsız silinme değil, sevgiliye ulaşmayı mümkün kılan manevi bir ağırlıksızlaşmadır.
- 13
Aradığım candadır
Canda vü hem tendedir
1Aradığım candadır.
2Hem canda hem bedendedir.
Arananın hem canda hem bedende bulunması, dış yolculuğu içe çevirir. Ruh ile beden ayrı arama alanları değildir; dost ikisinin ortak derinliğinde görünür.
- 14
Bilür iken bendedir
Çağırıram dost dost
1Aradığımın bende olduğunu bilirken.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Hakikatin kendinde olduğunu bilen şair yine dost diye çağırır. Bilmek çağrıyı bitirmez; zihinsel kavrayış, yaşanan yakınlığın yerini tutamaz.
- 15
Gâh düşerim mutlaka
Gâh asıl geh
1Bazen mutlak olana yönelirim.
2Bazen asla, bazen ona katılana düşerim.
Mutlak olanla ona bağlı varlık arasında gidip gelmek, düşüncenin birlik ve çokluk arasında salınmasını anlatır. Şair bu gerilimi çözmek yerine dost çağrısında taşır.
- 16
Bakup kamudan Hak’a
Çağırıram dost dost
1Her şeyden Hakk’a bakıp.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Her şeyden Hakk’a bakmak, varlıkları engel değil işaret olarak görmektir. Nakarat, bakışın ulaştığı tek yüzü ‘dost’ adıyla belirler ve dikkati orada tutar.
- 17
Bulunmaz ol hâl ü had
Minelezel tâ ebed
1O hâle bir sınır bulunmaz.
2Ezelden sonsuza kadar.
Hâlin sınırının bulunmaması, aşk deneyiminin ölçülemeyeceğini söyler. Ezelden ebede uzanan süre, kişisel duyguyu kozmik bir devamlılığa açar.
- 18
Unulmaz aslâ bu derd
Çağırıram dost dost
1Bu dert asla unutulmaz.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Unutulmayan dert, zamanın geçişiyle hafiflemez. Dost çağrısı derdi ortadan kaldırmaz; onu sevgilinin sürekli hatırlanma biçimine dönüştürür.
- 19
Hep görünen dost yüzü
Andan ayırmam gözü
1Görünen her şey dostun yüzüdür.
2Gözümü ondan ayırmam.
Her görünende dost yüzünü görmek, çokluk içindeki birliği açıklar. Gözün ayrılmaması, bu görüşün anlık tecelli değil kalıcı dikkat olduğunu gösterir.
- 20
Gitmez dilimden sözü
Çağırıram dost dost
1Onun sözü dilimden düşmez.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Dilden düşmeyen söz yine ‘dost’tur. Şiirin uzun tekrar düzeni, tek kelimenin bütün düşünce ve görüntüleri taşıyabilecek kadar merkezî hâle geldiğini kanıtlar.
- 21
Derya olunca nefes
Paralanınca kafes
1Nefes deniz oluncaya,
2beden kafesi parçalanıncaya,
Nefesin deniz olması ve beden kafesinin parçalanması, iç sesin fiziksel sınırı aşmasını anlatır. Soluk büyüdükçe beden onu tutamaz; zikir kabına sığmaz.
- 22
Tâ kesilince bu ses
Çağırıram dost dost
1bu ses kesilinceye kadar.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Ses kesilinceye kadar çağrı sürer. Bu, zikrin belirli vakte değil ömrün son nefesine bağlı olduğunu; susmanın yalnız bedensel sonla geleceğini bildirir.
- 23
Gökler gibi dönerim
Gün gibi dolanırım
1Gökler gibi dönerim.
2Gün gibi dolanırım.
Gökler gibi dönmek ve güneş gibi dolaşmak, zikre kozmik bir hareket verir. Şairin bedeni evrendeki düzenli dönüşün küçük bir örneğine dönüşür.
- 24
Devr ile eğlenirim
Çağırıram dost dost
1Devr ile eğlenirim.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Devirle eğlenmek, zamanın çevrimini dostla geçirilen bir oyun gibi yaşamaktır. Nakarat hareketin merkezinde değişmeyen sevgiliyi sabit tutar.
- 25
Ne yerdeyim ne gökte
Ne ne zinde
1Ne yerdeyim ne gökte.
2Ne ölüyüm ne diri.
Ne yerde ne gökte, ne ölü ne diri olmak, şairin ikili sınıflandırmaların dışına çıktığını anlatır. Aşk hâli alışılmış varlık kategorilerine sığmaz.
- 26
Her yerde her zamanda
Çağırıram dost dost
1Her yerde her zamanda.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Her yer ve her zaman dost çağrısının alanıdır. Önceki mekân ve hayat karşıtlıkları çözülür; zikir için ayrı bir kutsal an ya da özel mekân gerekmez.
- 27
Geldim o dost ilinden
Koka koka gülünden
1O dostun ülkesinden geldim.
2Onun gülünün kokusunu içime çeke çeke.
Dost ülkesinden gelmek ve gülün kokusunu taşımak, şairin çağrısına tanıklık değeri verir. Sözü yalnız özlemden değil, hatırlanan bir yakınlıktan doğar.
- 28
NİYAZÎ’nin dilinden
Çağırıram dost dost
1Niyâzî'nin dilinden konuşan.
2‘Dost, dost’ diye çağırıyorum.
Niyâzî mahlası şiirin sesini kişiselleştirirken son nakarat onu yine dostta eritir. Şair kendi adını söyler ama son sözü kendisine değil sevgiliye bırakır.
Metnin kaynağı
Niyâzî-i Mısrî isnadı basılı bölüm, görünür mahlas ve kamu akademik kimlik otoritesiyle bağlandı. Eş ad uyarısı: Niyâzî mahlaslı diğer şairler ve aynı TEİS rota adındaki Geda Muslı ile birleştirilmez; 1618–1694 Malatyalı şair kimliği korunur.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun tarihî baskısı; Niyâzî-i Mısrî bölümü, basılı No. 4; 28 birim/56 dize; sabit sürüm Ergun-1938-NIYAZI-MISRI-4. Özgün yüzey ve apparatus korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Can yine bülbül olduNiyâzî-i Mısrî · Nefes/ilahi→
Sevgilinin yüzüne bakış, ‘dost’ çağrısını kendiliğinden doğurur. Görme ile söyleme ayrılmaz; güzellik karşısındaki dil, açıklama yapmak yerine sevilenin adını tekrar eder.