Bilmem sarhoş mudur uykudan kalkmış
Âşık, saçını boynuna dökmüş ve ellerine kına yakmış sevgiliyle soru-cevaplı bir söyleşiye girer. Boy, soy, cilve, yanak ve kâkül üzerine verilen nükteli cevaplar her yakınlaşma isteğinin ‘yok yok’ sözüyle geri çevrilmesine bağlanır; Garip Hasan mahlası son birimde görünür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bilmem sarhoş mudur uykudan kalkmış
Taramış zülfünü gerdana dökmüş
1Sarhoş mu, yoksa uykudan yeni mi kalkmış, bilemiyorum.
2Taramış saçını boynuna dökmüş.
- 2
Beyaz ellerine al kına yakmış
Dedim öpüşelim dedi ki yok yok
1Beyaz ellerine al kına yakmış.
2Dedim öpüşelim dedi ki yok yok.
Beyaz ele yakılan kına yakın bir beden ayrıntısı verir; âşığın öpüşme isteği ise sevgilinin kesin ‘yok yok’ cevabıyla geri çevrilir. Kınanın sıcak rengi ile sözlü ret arasındaki karşıtlık, yakınlığı yalnız görünüşte bırakır.
- 3
Dedim nedir dedi boyumdur
Dedim bu güzellik dedi soyumdur
1Dedim servi nedir dedi boyumdur.
2Dedim bu güzellik dedi soyumdur.
Servi boy ve soydan gelen güzellik, sevgilinin kendi ağzından açıklanır; soru-cevap, portreyi onun özgüvenli hükümleriyle kurar. Sevgilinin güzelliği kendisine miras sayması, âşığın övgüsünü dışarıdan bir hüküm olmaktan çıkarır.
- 4
Dedim bu cilveler dedi huyumdur
dedim koçuşalım dedi ki yok yok
1Dedim bu cilveler dedi huyumdur.
2Dedim: ‘Kucaklaşalım.’ Dedi: ‘Hayır, hayır.’
Sevgili cilvelerini değişmez huyu sayar; kucaklaşma teklifini reddetmesi, bu nazın âşık açısından aşılmaz bir sınıra dönüştüğünü gösterir. Bu cevap, cilvenin geçici bir oyun değil, sevgilinin bilinçli mesafesi olduğunu kesinleştirir.
- 5
Dedim ölüm yok mu dedi aynımda
Dedim öz vebalim dedi boynumda
1Dedim: ‘Ölüm yok mu?’ Dedi: ‘Benim gözümde yok.’
2Dedim öz vebalim dedi boynumda.
Ölüm sorusu sevgilinin gözünde önem taşımaz; ardından vebali kendi boynuna alması, reddedişin sorumluluğunu da üstlendiği anlamına gelir. Ölümü küçümseyen tavır, sevgilinin nazını bedeli bilinen fakat yine de sürdürülen bir seçime dönüştürür.
- 6
Dedim turunçların dedi koynumda
Dedim koklaşalım dedi ki yok yok
1Dedim: ‘Turunçların nerede?’ Dedi: ‘Koynumda.’
2Dedim koklaşalım dedi ki yok yok.
Turunç benzetmesi sevgilinin koynuna yerleştirilir; koklaşma isteğine gelen ikinci ‘yok yok’, bedensel yakınlaşmayı yine engeller. Koyundaki meyve imgesi isteği artırırken tekrarlanan ret, erişimin yalnız sözde kaldığını bildirir.
- 7
Dedim yanakların dedi gülümdür
Dedim kâkülün dedi sünbülümdür
1Dedim yanakların dedi gülümdür.
2Dedim: ‘Kâkülün?’ Dedi: ‘Sümbülümdür.’
Yanak güle, kâkül sümbüle çevrilerek yüz portresi iki çiçekle tamamlanır; cevaplar güzelliğin rengini ve kokusunu birlikte duyurur. Gül ile sümbülün yan yana gelişi, yüz ve saç güzelliğini tek bir kokulu bahçe tasvirinde birleştirir.
- 8
Dedim GARİP HASAN dedi kulumdur
Dedim sarmaşalım dedi ki yok yok
1Dedim: ‘GARİP HASAN?’ Dedi: ‘O benim kulumdur.’
2Dedim sarmaşalım dedi ki yok yok.
Garip Hasan’ın sevgilinin kulu sayılması bağlılığı açıklar; buna rağmen sarılma teklifinin reddi, kulluk ile kavuşma arasındaki mesafeyi korur.
Metnin kaynağı
Âşık Hasan isnadı, 1938 baskısındaki bölüm yerleşimi ve gövdede görünen mahlas için farklı bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı. İsnadı kesinleşmemiş iki kayıt bu diziye alınmadı.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Âşık Hasan, basılı No. 1, PDF 76; 8 birim/16 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz. Basılı aparat: dize 16, [1]: Bu deyişi Emrah, Kastamonu’lu Kemalî... gibi birçok sazşairleri tanzir etmişlerdir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgilinin sarhoşluğu ile uykulu hâli ayırt edilemez; boynuna dökülen taranmış saç, bu mahmur görünüşün somut işaretidir. Mahmur belirsizlik, sevgilinin daha ilk bakışta çözülemeyen cazibesini kurar.