Bir Zamân Seyyâh İdüp ‘Âlemde Devrân Olayım
Sevgilinin bastığı yerde toprak olmayı isteyen seyyah gazeli, bin canı, soyu ve beden ülkesini feda edip şevk kandilinde pervane olmayı anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir zamân idüp ‘âlemde devrân olayım
Kande yâriñ basdığı yerlerde olayım
1Bir zaman âlemde gezgin olup dolaşayım.
2Sevgilinin bastığı her yerde toprakla bir olayım.
- 2
Keşki biñ cânım olup ‘ışkıñla kılsaydım fedâ
Asl u nesli ben anıñ zâtına kurbân olayım
1Keşke bin canım olsa da aşkınla feda etseydim.
2Soyumu sopumu onun Zât'ına kurban edeyim.
‘Keşki’ ile açılan beyit verilebilecek olanın azlığından yakınır: bir can yetmez, bin can gerekir. İkinci dize bedeli soya doğru büyütür — feda edilen artık kişi değil, geldiği hattır. Kurban böylece tek bir ömrün vazgeçişi olmaktan çıkar.
- 3
Ben bu yâriñ ‘ışkına rüsvâye geldim ‘âleme
Hem dahı dîvâne oldum bir de olayım
1Bu sevgilinin aşkıyla dünyada rezil olmaya geldim.
2Divane oldum; bir de çıplak olayım.
Beyit üç aşamayı sıraya koyar: rüsvâlık, divanelik, çıplaklık. Üçü de örtünün kalkmasıdır — önce itibar, sonra akıl, en sonunda giysi gider. ‘Geldim’ fiili ise bu düşüşü başa gelen bir kaza değil, dünyaya geliş sebebi olarak gösterir.
- 4
Çün işitdim iki ‘âlem fahrı giydi
Mahv idem ten mülkini köşkünde vîrân olayım
1İki âlemin övüncünün çul aba giydiğini işittim.
2Beden ülkesini yok edip köşkünde viran olayım.
Gerekçe burada işitilen bir habere dayanır: en yüce sayılanın kaba yün giymiş olması. Şair bunu kendi bedenine uygular ve ‘ten mülkü’nü yıkmak ister. Köşk ile virane aynı dizede durur; yıkılan yapı terk edilmez, içinde kalınmaya devam edilir.
- 5
Ey güzel ben derde düşdüm kim baña dermân ide
Sen benim derdimi dermân vir de dermân olayım
1Ey güzel, derde düştüm; bana kim derman olacak?
2Sen derdime derman ver de ben de derman olayım.
Beyit derman sözcüğünü art arda çevirerek bir döngü kurar: derde düşen, derman arayan ve derman olmak isteyen aynı kişidir. Alınan şey hemen verilecektir; şifa burada saklanacak bir kazanç değil, elden ele geçmesi gereken bir emanet sayılır.
- 6
Şeyh Hulûsî sen bu ‘ışka bilmediñ mi tâ ezel
Yandıram şevkıñ çerâğın hem de pervân olayım
1Ey Şeyh Hulûsî, bu aşkı ezelden beri bilmiyor muydun?
2Şevkinin kandilini yakıp pervane olayım.
Son beyit şaire dönüp onu bilgisizlikle değil unutkanlıkla suçlar: aşk ezelden beri bilinmektedir. Kapanışta iki rol birden istenir — kandili yakan ve o kandile atılan. Yakanla yanan aynı kişi olunca, baştaki yolculuk kendi ateşinin başında biter.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf387-printed374-n322. Numara 322, sonraki numaradan önce biten tam 12 dizedir; gerçek görüntü ve basılı ölçü doğrulandı. Profil-bitişik CC BY 4.0 bağlantısı vardır; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Işkıña yak cismimizi gelse cinân cân virelimÖmer Hulûsî · Musammat→
Yolculuk baştan bir sınırla çizilir: gezilecek yer bütün âlem değil, sevgilinin ayak bastığı yerlerdir. Seyyahlık böylece keşif olmaktan çıkıp iz sürmeye dönüşür. Varılacak nokta da bir menzil değil, o izin üstünde toprakla eşitlenmektir.