Işkıña Yak Cismimizi Gelse Cinân Cân Virelim
Çoğul çağrılarla aşk uğruna yanmayı, Hakk’a varmayı ve rahmet denizine girmeyi isteyen manzume; sır, nurdan gül, tevhid ipliği ve devran imgelerini rehberlik çevresinde birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Işkıña yak cismimizi gelse cân virelim
olalım Hakk-ile Hakka irelim
1Bedenimizi aşkında yak; cennetler gelse can verelim.
2Olgun mümin olalım; Hakk ile Hakk’a varalım.
- 2
Cân iliniñ illerine iki cihân güllerine
Ali rızâ yollarına şimdi seni gel görelim
1Can ülkesinin illerine, iki dünyanın güllerine,
2Ali’nin rıza yollarına gel; şimdi seni görelim.
İkinci beyit ‘can ili’, ‘iki cihanın gülleri’ ve Ali’nin rıza yollarını art arda sıralar. İlk dize geniş bir menzil haritası açarken ikinci dizedeki ‘gel’ emri, bu uzak imgeleri şiirin karşısındaki kişiyi şimdi görme arzusunda toplar.
- 3
Dost-ile görelim nefsimizi rûh idelim
Hâl ile nûr gül direlim tevhîd ile egirelim
1Dost ile sırları görelim; nefsimizi ruha çevirelim.
2Hâl ile nurdan gül derelim; tevhid ile ip eğirelim.
Üçüncü beyitte dostla sır görmek, nefsi ruha çevirmek ve nurdan gül dermek aynı dönüşüm dizisinin parçalarıdır. ‘Tevhid ile eğirmek’ sözü, eğirme işini birlik düşüncesiyle birleştirip manevî hâli elle yapılan sürekli bir emeğe benzetir.
- 4
Deryâ-yı rahmet girelim cennet-i irelim
ile direlim ışkla devrânı idelim
1Rahmet denizine girelim; yüzün cennetine erişelim.
2Huri ile gılmanı derelim; aşk ile devran edelim.
Dördüncü beyit rahmet denizine girmekten dîdâr cennetine erişmeye ilerler. ‘Direlim’ fiili üçüncü beyitteki ‘nûr gül direlim’le aynı sözcüktür: dermek, yani devşirmek. Cennetin hûr ve gılmânı böylece koparılıp toplanacak bir bahçe ürünü gibi anılır; beytin ikinci yarısındaki devran ise bu devşirmeyi bedenle dönen toplu bir harekete bağlar.
- 5
Rehber ile şeyhi görem tutdı Hulûsîyle mayam
Nutkına biñ câna kıyam gizlice sırr tuydıralım
1Rehber ile şeyhi göreyim; mayam Hulûsî ile tuttu.
2Onun sözü için bin cana kıyayım; sırrı gizlice duyuralım.
Makta, önce tekil ‘göreyim’ ve ‘kıyayım’ kiplerine geçerek rehber, şeyh ve söz karşısındaki kişisel bağlılığı öne çıkarır; son fiil yeniden ‘duyuralım’ çoğuluna döner. Hulûsî adı mayanın tutması imgesi içinde geçer, kaynak dışı bir şeyh özdeşliği kurulmaz.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf403-404-printed390-391-n348. Numara 348, sonraki numaradan önce biten tam 10 dizedir; gerçek PDF görüntüsü, basılı ölçü ve şiir sınırı doğrulandı. Profil-bitişik CC BY 4.0 bağlantısı vardır; PDF içine gömülü lisans yoktur. Basılı ölçü satırının son tef‘ilesi görsel/text katmanında ‘Fâ‘ilâlün’ görünür; bu ad bilinen tef‘ile adlarıyla eşleşmez. On dizenin tamamı 16 hecedir; bu sayıyı hem ‘Müfte‘ilün Müfte‘ilün Müfte‘ilün Müfte‘ilün’ hem ‘Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün’ okuması karşılar ve ikisi arasında basılı satıra dayanarak seçim yapılamamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Rûz u şeb hicrinde yârin cevrini sultân-ı hâsÖmer Hulûsî · Gazel→
İlk beyitte konuşan, bedenin aşkta yanmasını cennetler karşısında bile can vermeye hazır oluşla yan yana koyar. İkinci dize bu fedakârlık dilini ‘olalım’ ve ‘irelim’ çoğullarıyla ortak bir olgunlaşma ve Hakk’a varma çağrısına dönüştürür.