Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Aynı kelimelerin yerini değiştirerek sevginin gaye mi araç mı olduğunu tartışan; suyu bile bir âşık sayan ve rezil olmayı onur cümlesine çeviren yedi beyitlik gazel.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever
1Kim canını cânânı için severse, aslında cânânını sevmiş olur.
2Kim cânânını canı için severse, aslında kendi canını sevmiş olur.
- 2
Her kimün âlemde mikdârıncadur tab‘ında meyl
Men leb-i cânânumı Hızr âb-ı hayvânın sever
1Herkesin âlemdeki eğilimi yaratılışındaki ölçüye göredir.
2Ben sevgilimin dudağını severim, Hızır ise hayat suyunu sever.
Hızır ölümsüzlük suyunu, Fuzûlî sevgilinin dudağını seçiyor. İki tercih yan yana konunca fark üstünlük değil yaratılıştaki kapasite oluyor; kimse kendi ölçüsünden büyük bir şeye meyledemiyor.
- 3
Başa dem düşdükçe taksîr eylemez eyler meded
Ol sebebden muttasıl çeşmüm ciğer kanın sever
1Başıma ne zaman bir sıkıntı düşse ciğerim yardımda kusur etmez.
2Bu yüzden gözüm sürekli ciğer kanını sever.
Ciğer kan gönderiyor, göz onu yaş olarak harcıyor; beden kendi içinde işleyen küçük bir düzen kuruyor. Bu düzenin bedeli ciğerin tükenmesi, gözün ise hiç durmaması.
- 4
âvâre olmuşdur vatandan men kimi
Hansı şûhun bilmezem zülf-i perişânın sever
1Çin miski de benim gibi vatanından ayrı düşüp avare olmuş.
2Bilmem hangi cilveli güzelin dağınık saçını seviyor.
Çin miski kokusunu vatanından uzakta dağıtıyor; şair kendini onunla eşliyor. Gurbet burada acı değil bir çalışma biçimi: Değerli olan şey ancak yerinden koptuğunda kokusunu bırakıyor.
- 5
Su ki ser-gerdan gezer başında vardur bir hevâ
Gâlibâ bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever
1Başıboş dolaşan suyun başında bir hevâ var.
2Galiba bir gül yüzlünün salınan servi boyunu seviyor.
Suyun başıboş akışına bir sebep aranıyor ve sebep aşk çıkıyor. Fuzûlî aynı hayali Su Kasidesi’nde de kurar; burada su, servinin peşinde dolaşan bir âşık olarak görünüyor.
- 6
Akibet rüsvâ olup mey tek düşer il ağzına
Kim ki bir ser-mest sâkî lâ‘l-i handânın sever
1Sarhoş bir sâkinin gülen kırmızı dudağını seven kişi,
2sonunda şarap gibi rezil olup halkın diline düşer.
Şarap kadehten kadehe dolaşıp herkesin ağzına girer; âşığın adı da öyle. Benzetme, rezilliği ceza olmaktan çıkarıp aşkın kaçınılmaz sonucu hâline getiriyor.
- 7
N’olacakdur terk-i ışk itme Fuzûlî idüp
Gâyeti dirler ola bir bende sultânın sever
1Ey Fuzûlî, kuşkuya kapılıp aşkı bırakma; ne olacak ki?
2En fazla “bir kul sultanını seviyor” derler.
En kötü ihtimal hesaplanıyor ve zararsız çıkıyor: “Bir kul sultanını seviyor” derler. Fuzûlî korkuyu küçülterek değil, dedikodunun içeriğini bir onur cümlesine çevirerek yatıştırıyor.
Metnin kaynağı
Yusuf Gürdal’ın şerhinde Tarlan neşrine dayanarak verdiği metin esas alındı. Beşinci beyitte Vikikaynak’ın 140453 numaralı sürümündeki “Şu ki ser-gerdân … vardur ki hevâ” okuyuşu yerine şerhteki “Su ki ser-gerdan … vardur bir hevâ” biçimi izlendi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla beyti aynı üç kelimeyi yer değiştirerek iki zıt sonuç çıkarıyor. Sıra bozulunca sevgi, sevgi olmaktan çıkıp araca dönüşüyor; ölçü niyet değil, cümledeki kelime düzeni oluyor.