Canıma kâr eyledi tîğ-i keder
Müsemmen, ayrılığın bedeni yaralayıp konuşma gücünü tüketmesini tekrar eden Farsça iki dizeyle anlatır. Nakarat, bu ayrılığın ve ciğer kanının anlatımını şimdilik bırakıp başka bir vakte erteleme isteğini yineler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zahmdâr oldu vücûdum serteser
Hodbe-hod âh eylerim şâm ü seher
Dûd-i âhım arşı dek saçtı şerer
Hasbihâlim kaldı gitti beste ser
Almadı hiç kimse derdimden haber
Şerh-i în hicrân ü în hûn-i ciğer
În zamân bigzer tu vakt-i dîger
Ahd-i hicrân irdi vuslat kalmadı
Dilde gam kaldı meserret kalmadı
Sînede evvelki hâlet kalmadı
Güftügûya kâbiliyyet kalmadı
Arz-ı dâğ-ı derde tâkat kalmadı
Ya’ni bir güftâra kudret kalmadı
Şerh-i în hicrân ü în hûn-i ciğer
În zamân bigzer tu vakt-i dîger
Hasretin şûrîde hâl etti beni
Her gören Mecnûn hayâl etti beni
Firkat öyl bî-mecâl etti beni
Kim zebûnlıktan hilâl etti beni
Nâ ümîd-i etti beni
Şerh-i în hicrân ü în hûn-i ciğer
În zamân bigzer tu vakt-i dîger
Şerhe gelmez zahm-ı şemşîr-i nigâh
Söylesem bitmez tükenmez âh âh
Mahşere kalsun bu da’vâ-yı siyâh
Yandığım ma’lûm olur bî iştibâh
Şimdi ammâ ye’s ile hâlim tebâh
Gayri etmem güftügû-yı nâbegâh
Şerh-i în hicrân ü în hûn-i ciğer
În zamân bigzer tu vakt-i dîger
Sûz-i dilden eyleme şerh ü beyân
Dilde kalsun şu’le-i hasret nihân
Gam değildir yansa cism-i nâtüvân
Yanmasun bâri o âteşle cihân
Kâle gelmez Fahriyâ ol dâstân
bî beyân
Şerh-i în hicrân ü în hûn-i ciğer
În zamân bigzer tu vakt-i dîger
1Keder kılıcı canıma işledi.
2Bedenim baştan başa yaralandı.
3Kendiliğimden sabah akşam ah ederim.
4Ahımın dumanı arşa kadar kıvılcım saçtı.
5Hâlimi anlatan sözüm beste olarak kaldı;
6derdimi hiç kimse öğrenmedi.
7Bu ayrılığın ve bu ciğer kanının anlatımını
8şimdi bırak; başka bir vakit olsun.
9Ayrılık dönemi geldi, kavuşma kalmadı.
10Gönülde gam kaldı, sevinç kalmadı.
11Göğüste önceki hâl kalmadı.
12Konuşmaya güç kalmadı.
13Dert yarasını sunmaya dayanma gücü kalmadı.
14Kısacası tek söz söyleyecek kudret kalmadı.
15Bu ayrılığın ve bu ciğer kanının anlatımını
16şimdi bırak; başka bir vakit olsun.
17Hasret beni perişan etti.
18Beni gören herkes Mecnun sandı.
19Ayrılık beni öylesine güçsüz bıraktı ki
20zayıflıktan hilale çevirdi.
21Hâlimi anlatmaktan umutsuz bıraktı.
22Bu ayrılığın ve bu ciğer kanının anlatımını
23şimdi bırak; başka bir vakit olsun.
24Bakış kılıcının yarası anlatılamaz.
25Söylesem ahlarım bitip tükenmez.
26Bu karanlık dava mahşere kalsın.
27Yandığım kuşkusuz anlaşılır.
28Şimdilik umutsuzluktan hâlim haraptır.
29Artık ansızın söz söylemeyeceğim.
30Bu ayrılığın ve bu ciğer kanının anlatımını
31şimdi bırak; başka bir vakit olsun.
32Gönül yangınını açıklayıp anlatma.
33Hasretin alevi gönülde gizli kalsın.
34Güçsüz beden yansa gam değildir;
35yeter ki dünya o ateşle yanmasın.
36Ey Fahrî, o destan söze gelmez.
37Dilsizim, dilsizim; anlatamıyorum.
38Bu ayrılığın ve bu ciğer kanının anlatımını
39şimdi bırak; başka bir vakit olsun.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Fahrî (Mevlevî Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Her bent konuşma isteğiyle susma zorunluluğunu karşı karşıya getirir. Farsça nakarat ilk dizede yarayı adlandırır, ikinci dizede anlatımı başka vakte bırakmayı emreder; son bentte iç ateşin dünyaya sıçraması korkusu bu ertelenmeyi derinleştirir.