Der Sitâyiş-i Şehenşâh-ı Cihân Fâtih-i Bâğdâd Sultân Murâd Aleyhi’-rahme
Mezâkî, “sözüm” redifiyle şiirini kitap, büyü, silah, mücevher, su ve sevgili gibi sürekli değişen imgelerle över.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bü'l-aceb nüsha-i esrâr-ı nihândur
Kim sâhib-nazarândur
Sâhir-i mucize-pîrâ-yı füsûn-ârâyım
Kim medâr-ı şeref-i sihr-i beyândur
Saf-der-i mareke-ârâ-yı cünûn-pîrâyem
Dehşet-endâz-ı dil-i hasm-ı cebândur
Benüm ol bülbül-i destân-zen-i vahdet ki henüz
Savt-ı mürgân-ı gülistân-ı cinândur
Benüm ol şâir-i nev-tarz-ı belâgat-perdâz
Şimdi darbü’l-meseli nükte-verândur
Bir füsûnıyla nice düşmeni bî-hûş iderin
hûş-ber ü hûş-sitândur
Söze gelse idemez ehl-i garaz bast-ı kelâm
Hem-havâs-ı eser-i akd-i lisândur
Böyle zî-kıymet olursa ne aceb âlemde
Cevher-i mu'teber-i dehândur
Ben o Behzâd-ı suver-bend-i hayâl-i nazmum
Nev-zemînlerle şeref-bahş-ı zamândur
Ben o üstâd-ı nişân-dûz-ı fezâ-yı fikrim
Zîb-i ham-gûşe-i her saht-ı kemândur
Dâyimâ velvele-perdâz-ı der-i mey-gedeyüm
Lâ-cerem pîr-i mugândur
İnıdâm-ı dehen-i dil-beri tasrîh ideli
Faysal-ı rütbe-i tahkîk u gümândur
Âh-ı 'âşık gibi pür-sûz u güdâz olmag ile
Hasbihâl-i dil-i bî-tâb u tuvândur
N'ola dil-mürdeleri nazm ile ihyâ itsem
Ya dem-i İsâ yahud rûh-ı revândur
Ben de kendüm bileli mezraa-i âlemde
Mâ-hasal hâsıl-ı 'ömr-i güzerândur
Olsa her dem ne aceb vird-i zebân-ı 'âlem
Midhat-ârâ-yı şehen-şâh-ı cihândur
Ol şehen-şeh ki idelden sözüme ragbet-i tam
Rûz u şeb hûş-geh-i pîr ü civândur
Ol şehen-şeh ki anun bâde-i medhiyle müdâm
Feyz-bahşâ-yı dil-i âlemiyândur
Hân Murâd ol şeh-i zîşân-ı felek-mertebe kim
Gülşen-i midhatine âb-ı revândur
Zikr-i evsâf-ı şerîfiyle ben ol Vassâfım
Kim hased-âver-i her menkıbe-hândur
Vasf-ı bahr-i kerem ü maden-i cûdın yazalı
Gayret-efrûz-ı derûn-ı yem ü kândur
Niam-ı mâide-i lutfını tarîf ideli
Çâşını bahş-ı mezâk-ı dil ü cândur
Husrev-i Cem-menişâ server-i Ferruh-revişâ
Feyz-ı medhünle ne hoş neşve-resândur
Kim gamın dilleri şâd eylemede gûyâ kim
Bâde-i câm-ı leb-i lal-i bütândur
Siyyemâ miskale-i mekremetünle her dem
levh-i dil-i âyîne-sândur
İsm-i azam gibi nâmunla mütessir olalı
Hırz-ı cân vefk-ı cinân hatt-ı emândur
Nev-be-nev tarz-ı pesendîde-i şûhâne ile
Reşk-i güftâr-ı fülân ibn-i fülândur
Behçet-i manâ ile ince hayâliyle hemân
Bir güzel dil-ber-i bârîk-i miyândur
Sebeb-i güft ü şinîd-i bülegâdur nazmum
Zîver-i encümen-i kevn ü mekândur
Hâme mânend-i neheng anda şinâverlik ider
Gerçi bir bahr-i serîü'l-cereyândur
Nice esrâr-ı nihân eyledüm îrâd ammâ
Yine hurşîd-i cihân gibi ayândur
Dosta fâyide vü düşmene husrân virür
Hâsılı mâ-sadak-ı sûd u ziyândur
Ey Mezâkî nice bir bast-ı kelâm ile du'â
Kim duâ ile hemân verd-i zebândur
Hak şehen-şâh-ı cihânı ide hurrem tâ kim
Mûceb-i dil-hûşî-i gam-zedegândur
1Sözüm, gizli sırların şaşırtıcı bir kitabıdır.
2Çünkü sözüm, anlayış sahiplerinin gözdesidir.
3Ben, büyüyü mucize gibi süsleyen bir sihir ustasıyım;
4Çünkü sözüm, büyülü anlatımın şeref dayanağıdır.
5Ben, delilik meydanında saf yaran bir savaşçıyım;
6Sözüm korkak düşmanın yüreğine dehşet salar.
7Ben birlik destanı söyleyen o bülbülüm ki daha şimdiden
8Sözüm cennet bahçesindeki kuşların sesidir.
9Ben belagati yeni bir tarzda işleyen o şairim;
10Sözüm şimdi nüktedanların atasözü olmuştur.
11Bir büyüsüyle nice düşmanı bayıltırım;
12Sözüm bilinci alıp götüren bir tılsımdır.
13Söze geldiğinde kötü niyetliler lafı uzatamaz;
14Sözüm, dili bağlayan etkinin eş değeridir.
15Dünyada böylesine değerli olmasına şaşılır mı?
16Sözüm, ağız kutusunun değerli mücevheridir.
17Ben, şiir hayallerine biçim veren Behzâd’ım;
18Sözüm yeni zeminlerle zamana şeref verir.
19Ben düşünce ufkuna hedef diken o ustayım;
20Sözüm her sert yayın kıvrık köşesini süsler.
21Daima meyhane kapısında gürültü koparırım;
22Bu yüzden sözüm meyhane pirinin kulağına tanıdıktır.
23Sevgilinin ağzının yokluğunu açıkça söylediğinden beri,
24Sözüm kesin bilgiyle kuşku arasındaki hükmü verir.
25Âşığın ahı gibi ateşle yanıp eridiği için,
26Sözüm gücü tükenmiş huzursuz gönlün hâlini anlatır.
27Şiirle ölü gönülleri diriltsem ne çıkar?
28Sözüm ya İsa’nın nefesi ya da hayat veren ruhtur.
29Ben kendimi bildim bileli bu dünya tarlasında,
30Sözüm, geçip giden ömrün elde kalan tek ürünüdür.
31Her an dünyanın dilinde zikir olmasına şaşılır mı?
32Sözüm, cihan padişahının övgüsüyle süslüdür.
33O padişah sözüme tam ilgi gösterdiğinden beri,
34Sözüm gece gündüz gençle yaşlının dinlenme yeridir.
35O padişahın övgü şarabıyla durmadan,
36Sözüm bütün dünyanın gönlüne bereket verir.
37O, gök kadar yüce ve şanlı hükümdar Han Murad’dır;
38Sözüm onun övgü bahçesinde akan sudur.
39Onun şerefli niteliklerini anmakla ben öyle bir övgücüyüm ki
40Sözüm bütün menkıbe anlatıcılarını kıskandırır.
41Cömertlik denizini ve bağış madenini anlattığımdan beri,
42Sözüm, denizle madenin rekabet duygusunu ateşler.
43Lütuf sofrasının nimetlerini anlattığından beri,
44Sözüm gönlün ve canın damağına tat verir.
45Ey Cem huylu hükümdar, ey kutlu yürüyüşlü önder!
46Sözüm senin övgünün bereketiyle ne güzel neşe verir.
47Çünkü sözüm kederli gönülleri sevindirirken sanki
48Güzellerin lal dudağındaki kadehin şarabıdır.
49Özellikle cömertliğinin cilasıyla sözüm her an,
50Ayna gibi gönül levhasını parlatan perdah olur.
51Yüce adından etkilenmeye başladığından beri,
52Sözüm can muskası, gönül tılsımı ve güvenlik yazısıdır.
53Sürekli yenilenen, beğenilen ve şuh tarzıyla
54Sözüm adı sanı belirsiz herkesin söyleyişini kıskandırır.
55Anlamının sevinci ve ince hayaliyle sözüm,
56İnce belli güzel bir sevgili gibidir.
57Şiirim belagat ustalarının konuşup tartışma sebebidir;
58Sözüm varlık meclisinin süsüdür.
59Kalem orada timsah gibi yüzüp gider;
60Gerçi sözüm hızlı akan bir denizdir.
61Nice gizli sırrı dile getirdim ama
62Sözüm yine dünya güneşi kadar açıktır.
63Dosta yarar, düşmana kayıp verir;
64Kısacası sözüm kazanç ile zararın tam karşılığıdır.
65Ey Mezâkî, sözü daha ne kadar uzatacaksın? Dua et;
66Çünkü sözüm ancak duayla dillerin gülüdür.
67Tanrı cihan padişahını hep sevinçli kılsın ki
68Sözüm kederlilerin gönlünü sevindirsin.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Mezâkî adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 143784 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sâhibü’l-hayrât mu’allâ rütbe İbrâhîm AğaMezâkî · Şiir→
Mezâkî, “sözüm” redifiyle şiirini kitap, büyü, silah, mücevher, su ve sevgili gibi sürekli değişen imgelerle över. İkinci bölümde bu öz güven Sultan Murad methiyesine yönelir; hükümdarın ilgisi söze bereket verir. Kapanış, uzun övünmeyi duaya çevirerek şiirin toplumsal yarar iddiasını tamamlar.