DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mezâkî/Der Sitâyiş-i Şehenşâh-ı Cihân Fâtih-i Bâğdâd Sultân Murâd Aleyhi’-rahme
Şiir · 17. yüzyıl

Der Sitâyiş-i Şehenşâh-ı Cihân Fâtih-i Bâğdâd Sultân Murâd Aleyhi’-rahme

Mezâkî, “sözüm” redifiyle şiirini kitap, büyü, silah, mücevher, su ve sevgili gibi sürekli değişen imgelerle över.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bü'l-aceb nüsha-i esrâr-ı nihândur

    Kim sâhib-nazarândur

    Sâhir-i mucize-pîrâ-yı füsûn-ârâyım

    Kim medâr-ı şeref-i sihr-i beyândur

    Saf-der-i mareke-ârâ-yı cünûn-pîrâyem

    Dehşet-endâz-ı dil-i hasm-ı cebândur

    Benüm ol bülbül-i destân-zen-i vahdet ki henüz

    Savt-ı mürgân-ı gülistân-ı cinândur

    Benüm ol şâir-i nev-tarz-ı belâgat-perdâz

    Şimdi darbü’l-meseli nükte-verândur

    Bir füsûnıyla nice düşmeni bî-hûş iderin

    hûş-ber ü hûş-sitândur

    Söze gelse idemez ehl-i garaz bast-ı kelâm

    Hem-havâs-ı eser-i akd-i lisândur

    Böyle zî-kıymet olursa ne aceb âlemde

    Cevher-i mu'teber-i dehândur

    Ben o Behzâd-ı suver-bend-i hayâl-i nazmum

    Nev-zemînlerle şeref-bahş-ı zamândur

    Ben o üstâd-ı nişân-dûz-ı fezâ-yı fikrim

    Zîb-i ham-gûşe-i her saht-ı kemândur

    Dâyimâ velvele-perdâz-ı der-i mey-gedeyüm

    Lâ-cerem pîr-i mugândur

    İnıdâm-ı dehen-i dil-beri tasrîh ideli

    Faysal-ı rütbe-i tahkîk u gümândur

    Âh-ı 'âşık gibi pür-sûz u güdâz olmag ile

    Hasbihâl-i dil-i bî-tâb u tuvândur

    N'ola dil-mürdeleri nazm ile ihyâ itsem

    Ya dem-i İsâ yahud rûh-ı revândur

    Ben de kendüm bileli mezraa-i âlemde

    Mâ-hasal hâsıl-ı 'ömr-i güzerândur

    Olsa her dem ne aceb vird-i zebân-ı 'âlem

    Midhat-ârâ-yı şehen-şâh-ı cihândur

    Ol şehen-şeh ki idelden sözüme ragbet-i tam

    Rûz u şeb hûş-geh-i pîr ü civândur

    Ol şehen-şeh ki anun bâde-i medhiyle müdâm

    Feyz-bahşâ-yı dil-i âlemiyândur

    Hân Murâd ol şeh-i zîşân-ı felek-mertebe kim

    Gülşen-i midhatine âb-ı revândur

    Zikr-i evsâf-ı şerîfiyle ben ol Vassâfım

    Kim hased-âver-i her menkıbe-hândur

    Vasf-ı bahr-i kerem ü maden-i cûdın yazalı

    Gayret-efrûz-ı derûn-ı yem ü kândur

    Niam-ı mâide-i lutfını tarîf ideli

    Çâşını bahş-ı mezâk-ı dil ü cândur

    Husrev-i Cem-menişâ server-i Ferruh-revişâ

    Feyz-ı medhünle ne hoş neşve-resândur

    Kim gamın dilleri şâd eylemede gûyâ kim

    Bâde-i câm-ı leb-i lal-i bütândur

    Siyyemâ miskale-i mekremetünle her dem

    levh-i dil-i âyîne-sândur

    İsm-i azam gibi nâmunla mütessir olalı

    Hırz-ı cân vefk-ı cinân hatt-ı emândur

    Nev-be-nev tarz-ı pesendîde-i şûhâne ile

    Reşk-i güftâr-ı fülân ibn-i fülândur

    Behçet-i manâ ile ince hayâliyle hemân

    Bir güzel dil-ber-i bârîk-i miyândur

    Sebeb-i güft ü şinîd-i bülegâdur nazmum

    Zîver-i encümen-i kevn ü mekândur

    Hâme mânend-i neheng anda şinâverlik ider

    Gerçi bir bahr-i serîü'l-cereyândur

    Nice esrâr-ı nihân eyledüm îrâd ammâ

    Yine hurşîd-i cihân gibi ayândur

    Dosta fâyide vü düşmene husrân virür

    Hâsılı mâ-sadak-ı sûd u ziyândur

    Ey Mezâkî nice bir bast-ı kelâm ile du'â

    Kim duâ ile hemân verd-i zebândur

    Hak şehen-şâh-ı cihânı ide hurrem tâ kim

    Mûceb-i dil-hûşî-i gam-zedegândur

    1Sözüm, gizli sırların şaşırtıcı bir kitabıdır.

    2Çünkü sözüm, anlayış sahiplerinin gözdesidir.

    3Ben, büyüyü mucize gibi süsleyen bir sihir ustasıyım;

    4Çünkü sözüm, büyülü anlatımın şeref dayanağıdır.

    5Ben, delilik meydanında saf yaran bir savaşçıyım;

    6Sözüm korkak düşmanın yüreğine dehşet salar.

    7Ben birlik destanı söyleyen o bülbülüm ki daha şimdiden

    8Sözüm cennet bahçesindeki kuşların sesidir.

    9Ben belagati yeni bir tarzda işleyen o şairim;

    10Sözüm şimdi nüktedanların atasözü olmuştur.

    11Bir büyüsüyle nice düşmanı bayıltırım;

    12Sözüm bilinci alıp götüren bir tılsımdır.

    13Söze geldiğinde kötü niyetliler lafı uzatamaz;

    14Sözüm, dili bağlayan etkinin eş değeridir.

    15Dünyada böylesine değerli olmasına şaşılır mı?

    16Sözüm, ağız kutusunun değerli mücevheridir.

    17Ben, şiir hayallerine biçim veren Behzâd’ım;

    18Sözüm yeni zeminlerle zamana şeref verir.

    19Ben düşünce ufkuna hedef diken o ustayım;

    20Sözüm her sert yayın kıvrık köşesini süsler.

    21Daima meyhane kapısında gürültü koparırım;

    22Bu yüzden sözüm meyhane pirinin kulağına tanıdıktır.

    23Sevgilinin ağzının yokluğunu açıkça söylediğinden beri,

    24Sözüm kesin bilgiyle kuşku arasındaki hükmü verir.

    25Âşığın ahı gibi ateşle yanıp eridiği için,

    26Sözüm gücü tükenmiş huzursuz gönlün hâlini anlatır.

    27Şiirle ölü gönülleri diriltsem ne çıkar?

    28Sözüm ya İsa’nın nefesi ya da hayat veren ruhtur.

    29Ben kendimi bildim bileli bu dünya tarlasında,

    30Sözüm, geçip giden ömrün elde kalan tek ürünüdür.

    31Her an dünyanın dilinde zikir olmasına şaşılır mı?

    32Sözüm, cihan padişahının övgüsüyle süslüdür.

    33O padişah sözüme tam ilgi gösterdiğinden beri,

    34Sözüm gece gündüz gençle yaşlının dinlenme yeridir.

    35O padişahın övgü şarabıyla durmadan,

    36Sözüm bütün dünyanın gönlüne bereket verir.

    37O, gök kadar yüce ve şanlı hükümdar Han Murad’dır;

    38Sözüm onun övgü bahçesinde akan sudur.

    39Onun şerefli niteliklerini anmakla ben öyle bir övgücüyüm ki

    40Sözüm bütün menkıbe anlatıcılarını kıskandırır.

    41Cömertlik denizini ve bağış madenini anlattığımdan beri,

    42Sözüm, denizle madenin rekabet duygusunu ateşler.

    43Lütuf sofrasının nimetlerini anlattığından beri,

    44Sözüm gönlün ve canın damağına tat verir.

    45Ey Cem huylu hükümdar, ey kutlu yürüyüşlü önder!

    46Sözüm senin övgünün bereketiyle ne güzel neşe verir.

    47Çünkü sözüm kederli gönülleri sevindirirken sanki

    48Güzellerin lal dudağındaki kadehin şarabıdır.

    49Özellikle cömertliğinin cilasıyla sözüm her an,

    50Ayna gibi gönül levhasını parlatan perdah olur.

    51Yüce adından etkilenmeye başladığından beri,

    52Sözüm can muskası, gönül tılsımı ve güvenlik yazısıdır.

    53Sürekli yenilenen, beğenilen ve şuh tarzıyla

    54Sözüm adı sanı belirsiz herkesin söyleyişini kıskandırır.

    55Anlamının sevinci ve ince hayaliyle sözüm,

    56İnce belli güzel bir sevgili gibidir.

    57Şiirim belagat ustalarının konuşup tartışma sebebidir;

    58Sözüm varlık meclisinin süsüdür.

    59Kalem orada timsah gibi yüzüp gider;

    60Gerçi sözüm hızlı akan bir denizdir.

    61Nice gizli sırrı dile getirdim ama

    62Sözüm yine dünya güneşi kadar açıktır.

    63Dosta yarar, düşmana kayıp verir;

    64Kısacası sözüm kazanç ile zararın tam karşılığıdır.

    65Ey Mezâkî, sözü daha ne kadar uzatacaksın? Dua et;

    66Çünkü sözüm ancak duayla dillerin gülüdür.

    67Tanrı cihan padişahını hep sevinçli kılsın ki

    68Sözüm kederlilerin gönlünü sevindirsin.

    Mezâkî, “sözüm” redifiyle şiirini kitap, büyü, silah, mücevher, su ve sevgili gibi sürekli değişen imgelerle över. İkinci bölümde bu öz güven Sultan Murad methiyesine yönelir; hükümdarın ilgisi söze bereket verir. Kapanış, uzun övünmeyi duaya çevirerek şiirin toplumsal yarar iddiasını tamamlar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Mezâkî adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 143784 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirCevrî'nin Harap Mescid tarihi
Sâhibü’l-hayrât mu’allâ rütbe İbrâhîm Ağa
Mezâkî · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

sühanüm

sözüm, şiirim

nazar-kerde-i

iltifat ve ilgi görmüş

Rukye-i

tılsım veya dua

dürc-i

mücevher kutusu

gûş-zed-i

kulağın alışık olduğu

Saykal-ı

parlatan cila