Dilerse Gözümü Giryan Eden Dost
Şiirde dostun iradesi ağlatmakla sevindirmek, yoksullaştırmakla sultan etmek arasında mutlak bir güç olarak belirir. Deniz, gemi, gök ve giysi imgeleri benliğin her hâlini dosta bağlar; basılı ‘fak’ yüzeyi tahmin edilmeden korunur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dilerse gözümü eden dost
Dilerse bağrımı eden dost
1Dost dilerse gözümü yaş içinde bırakır.
2Dost dilerse bağrımı yakıp kavurur.
- 2
Dilerse ile yeksân eden dost
Dilerse lûtf ile ihsân eden dost
1Dost dilerse beni yerle bir eder.
2Dost dilerse lütfedip bağışta bulunur.
Yerle bir edilmekle lütuf görmek aynı iradenin iki yüzü olarak sunulur. Şair yalnız hoşuna giden bağışı kabul etmez; alçaltılmayı da dostun terbiyesinin parçası sayarak teslimiyetin sınırını genişletir.
- 3
Dilerse gönlümü handan eyleyen
Dilerse cânımı cânân eyleyen
1Dilerse gönlümü güldürür.
2Dilerse canımı sevgiliye dönüştürür.
Gönlün güldürülmesi iç ferahlığını, canın sevgiliye çevrilmesi ise daha köklü bir değişimi anlatır. Dost yalnız duyguyu düzeltmez; seven ile sevilen arasındaki mesafeyi kimlik düzeyinde dönüştürür.
- 4
Dilerse sırrımı seyrân eyleyen
Dilerse katreyi umman eden dost
1Dilerse sırrımı görünür kılar.
2Dost dilerse damlayı denize çevirir.
Gizli sırrın görünür olmasıyla damlanın denize dönüşmesi birbirini açıklar. Küçük ve saklı benlik, dostun dilemesiyle hem bilinir hâle gelir hem de kendi sınırlarını aşarak bütüne katılır.
- 5
Dilerse su gibi akup çağladan
Dilerse yel gibi esüp soyladan
1Dilerse beni su gibi akıtıp çağlatır.
2Dilerse beni yel gibi estirip söyletir.
Su gibi çağlamak ve yel gibi esmek, şairin sesini iki hareketli tabiat unsuruna bağlar. Akış da söz de kişinin kendi gücünden çıkmaz; dostun iradesi bedeni ve dili harekete geçiren görünmez kuvvettir.
- 6
Dilerse firkate salup ağladan
Dilerse vaslımı ihsân eden dost
1Dilerse ayrılığa düşürüp ağlatır.
2Dost dilerse kavuşmayı bağışlar.
Ayrılıkta ağlamakla kavuşmanın bağışlanması aynı birimde yan yana durur. Böylece firkat yalnız cezalandırma değil, vuslatın değerini öğreten geçici bir durak olur; iki hâlin anahtarı da dosttadır.
- 7
Dilerse şâh iken kılan gedâlar
Dilerse zecr edüp kılan cefalar
1Dilerse şahı yoksul eder.
2Dilerse azarlayıp eziyet eder.
Şahın yoksula çevrilmesi makamın kalıcı olmadığını, azarlama ve eziyet ise manevi terbiyenin sert yüzünü gösterir. Şair güç ve rahatlığın kaybını dosttan kopuş değil, sınanma olarak okur.
- 8
Dilerse hor iken veren safâlar
Dilerse kul iken sultân eden dost
1Dilerse hor görülene sevinç verir.
2Dost dilerse kulu sultan eder.
Hor görülen kişiye sevinç verilmesi ve kulun sultana çevrilmesi toplumsal sıralamayı tersine çevirir. Dostun lütfu dış unvanları hükümsüz bırakır; gerçek yücelik, onun iradesine bağlı iç değerdir.
- 9
Dilerse deryalar gibi kaynadan
Dilerse gemiler gibi oynadan
1Dilerse beni denizler gibi kaynatır.
2Dilerse beni gemiler gibi dalgalandırır.
Kaynamak ve gemi gibi dalgalanmak, aşkın bedende sakin durmadığını gösterir. Deniz imgesi hem taşkınlığı hem de yönsüz bırakılmayı taşır; şair kendisini hareket ettiren kudretin dost olduğunu yineler.
- 10
Dilerse nâleler verüp söyleden
Dilerse nutkumu eden dost
1Dilerse bana inleyişler verip söyletir.
2Dost dilerse sözümü gizler.
Dost isterse inleyiş verip söyletir, isterse sözü gizler. Şairlik bile kişisel beceri olarak görülmez; sesin açılmasıyla suskunluk, aynı ilahi tasarrufun birbirine zıt fakat eşdeğer sonuçlarıdır.
- 11
Dilerse gezdiren Arşü semâyı
Dilerse bozduran nâm-ı fenâyı
1Dilerse Arş’ı ve göğü gezdirir.
2Dilerse fanilik adını bozar.
Arş ile göğün gezdirilmesi ruhsal yükselişi, fanilik adının bozulması ise sıradan varlık ölçülerinin aşılmasını anlatır. Dostun dilemesi, insanı bulunduğu yer ve geçicilik sınırının ötesine taşır.
- 12
Dilerse giydiren şâh kabâyı
Dilerse cismimi eden dost
1Dilerse hükümdarlık kaftanı giydirir.
2Dost dilerse bedenimi çıplak bırakır.
Hükümdarlık kaftanı giydirmekle bedeni çıplak bırakmak, gösterişli örtü ile bütün örtülerden arınmayı karşılaştırır. Şair iki durumda da değerin giyside değil, dostun seçiminde bulunduğunu vurgular.
- 13
Dilerse aşkını câna kuran fak
Dilerse söyleden sırrı Enelhak
1Basılı ‘fak’ yüzeyi kapalıdır; dost dilerse aşkını cana kurar, son söz tahmin edilmedi.
2Dilerse Enelhak sırrını söyletir.
Basılı dizedeki ‘fak’ yüzeyi okunamadığı için anlam onun üzerine kurulmaz; güvenli bölüm aşkın cana yerleştirildiğini söyler. Ardından Enelhak sırrının söyletilmesi, içte kurulan aşkın dile taşmasını gösterir.
- 14
Dilerse varını alup eden yok
Dilerse kim ÜMMİ SİNAN eden dost
1Dilerse varını alıp seni yok eder.
2Ümmî Sinan'ı dilerse var eden de dosttur.
Son birimde varlığın alınıp yokluğa çevrilmesi, teslimiyetin en ileri sınırıdır. Mahlas da dostun dilemesine bağlanır; Ümmî Sinan kendi adını ve şiirdeki varlığını bile bağımsız bir mülk saymaz.
Metnin kaynağı
Sinan Ümmî isnadı basılı bölüm, görünür mahlas ve kamu akademik kimlik otoritesiyle bağlandı. Eş ad uyarısı: 16. yüzyıldaki İbrahim Ümmî Sinan ile birleştirilmez; TEİS bu iki şairin ve şiirlerinin karıştırıldığını açıkça kaydeder.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun tarihî baskısı; Sinan Ümmî bölümü, basılı No. 3; 14 birim/28 dize; sabit sürüm Ergun-1938-SINAN-UMMI-3. Özgün yüzey ve apparatus korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Mevlâm aşkın meydanınaSinan Ümmî · Nefes/ilahi→
Dostun ağlatmasıyla bağrı yakması, acının kaynağını rastlantıda değil ilahi iradede bulur. Tekrarlanan ‘dilerse’ sözü, şairin kendi hâli üzerindeki denetimi bırakıp her sonucu dosttan bilmesini sağlar.