Canımı Ali’nin aşkına kurban etmişim
Hükmî, Ali aşkı uğruna can, baş, itibar ve rahatlıktan vazgeçtiğini anlatır. Kurban, meydan, harabat, zehir, bülbül, kayık ve umman imgeleriyle aşkın hem acıtan hem dönüştüren gücünü işler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Etmişim ben canımı kurban Ali’nin aşkına
Olmuşum dîvâne vü Ali’nin aşkına
1Canımı Ali’nin aşkına kurban etmişim;
2Ali’nin aşkıyla divane ve çıplak olmuşum.
- 2
Girmişim meydâna bir şâhın fedâsı oluben
Salmışım nâmûs u ârı can Ali’nin aşkına
1Meydana bir şahın fedaisi olarak girmişim;
2Ali’nin aşkına namusu ve utanmayı bırakmışım.
Meydan, şah uğruna can sunulan bağlılık alanıdır. “Namus ve arı salmak” ahlaksızlığı değil, insanların ayıplamasından çekinmeyi bırakmayı ve aşk yolunda görünüş kaygısını aşmayı bildirir.
- 3
Vermişim aşkı yolunda Şah Hüseyn’in başımı
Gelmişim âvâre vü mihman Ali’nin aşkına
1Aşk yolunda başımı Şah Hüseyin’e vermişim;
2Ali’nin aşkına başıboş bir konuk olarak gelmişim.
Başın Hüseyin yoluna verilmesi Kerbelâ fedakârlığını kişisel söze dönüştürür. Âvare ve mihman oluş ise dünyada kalıcı mülk sahibi olmadığını, Ali aşkının kapısında geçici bir konuk olduğunu söyler.
- 4
Varmışım kûy-i harâbâta olub abdâl-ı aşk
Tatmışım zehri Şeh-i merdan Ali’nin aşkına
1Harabat mahallesine aşk abdali olarak varmışım;
2Şah-ı Merdan Ali’nin aşkına zehri tatmışım.
Harabat, yerleşik itibarın dışında kalan aşk meclisini; abdal oluş da dünyadan el çekişi taşır. Zehri tatmak, bu yolda yalnız coşku değil acı ve sınanma payının da gönüllüce kabul edildiğini gösterir.
- 5
Bilmişim baştan nukuşumu serâser noliser
Kılmışım iki gözüm Ali’nin aşkına
1Baştan sona bütün yazgımın ne olacağını bilmişim;
2Ali’nin aşkına iki gözümü ağlar kılmışım.
Konuşan, başına geleceklerin yazısını baştan sona bildiğini söylerken buna rağmen yoldan çekilmez. Ağlayan iki göz, yazgıyı değiştirme çabasından çok onu aşk bilinciyle karşılayan sürekli tanıklığı taşır.
- 6
Solmuşum bülbül gibi bâğ içre güller aşkına
Sevmişim bir gonce-i handan Ali’nin aşkına
1Bahçede bülbül gibi güllerin aşkına solmuşum;
2Ali’nin aşkında gülen bir gonca sevmişim.
Bülbülün gül uğruna solması ile gülen goncanın sevilmesi aynı bahçe içinde kayıp ve neşeyi birleştirir. Ali aşkı, âşığı tüketirken ona yeniden açılan güzellik de sunan çift yönlü bir güçtür.
- 7
Çekmişim dil zevrakın dolu gubâr-ı derd ile
Dalmışım bahre olub umman Ali’nin aşkına
1Gönül kayığını dert tozuyla dolu çekmişim;
2Ali’nin aşkına denize dalıp umman olmuşum.
Gönül bir kayık, dert ise onu dolduran toz gibi düşünülür; ardından küçük tekne denize dalıp ummana dönüşür. Bu ölçü değişimi, kişisel kederin Ali aşkında daha geniş bir varlık hâline gelmesini anlatır.
- 8
Atmışım top eyleyüb başım safâ meydânına
Olmuşum âlemlere destan Ali’nin aşkına
1Başımı top edip safa meydanına atmışım;
2Ali’nin aşkına bütün âlemlere destan olmuşum.
Başın top edilip meydana atılması, canın oyunsuz ve geri dönüşsüz biçimde ortaya konduğunu gösterir. Bu fedakârlığın âlemlere destan olması, bireysel bağlılığı topluca anlatılan örnek bir hikâyeye çevirir.
- 9
Hükmî’yim âşık u mecnûn oluben Ferhâd veş
Düşmüşüm vü hayran Ali’nin aşkına
1Hükmî’yim; âşık ve mecnun olup Ferhat gibi,
2Ali’nin aşkına şaşkın ve hayran düşmüşüm.
Mahlas beyti Hükmî’yi Mecnun ve Ferhat gibi aşk kahramanlarıyla yan yana getirir. Ancak onların sevgili odağı Ali’ye çevrilir; şaşkınlık ve hayranlık şiirdeki bütün fedakârlıkların son ruh hâlidir.
Metnin kaynağı
Hükmî (18. yüzyıl Yeniçeri saz şairi) atfı basılı bölüm ve görünür mahlasla sınırlıdır; kanonik profil, bağımsız kimlik incelemesi tamamlanana kadar bekletilmektedir.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1955; tarama s. 375; 9 birim/18 dize. Kayıt kaynakta “Etmişim ben canımı kurban Ali’nin aşkına” ile başlar, “Düşmüşüm âşüfte vü hayran Ali’nin aşkına” ile biter. Dizeler kaynağından korundu. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk beyit, Ali sevgisini hem kurban hem de toplumsal örtülerden sıyrılma diliyle açar. Divanelik ve çıplaklık bedensel bir durumdan çok, aşk karşısında hesap ve gösteriş bırakmayan teslimiyeti anlatır.