Ey cemâli gonca-i dilde İrem cânâ ferîd
Sevgilinin yüzü gönül goncasında İrem, boyu eski bahçenin yetiştirmediği taze fidan olarak övülür. Siyah göz, kaş, al renk ve hışımlı bakış âşığın boyunu büker; ceylan bakış ve şirin söz canı hayran, dili suskun kılar. Aşk kadehi ve pervane yanışından sonra yüzdeki ben, Rum sahrasındaki “bir Hindî cirîd” kapalı yüzeyiyle anlatılır; kişi-nesne bağı kesinleştirilmez. Ömer nazardan korunma ve kötü düşünenlerin kahrolması için dua eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey cemâli cânâ ferîd
Çekmemiş kaddin gibi bir nevresîd
1Ey yüzü gönül goncasında İrem olan eşsiz sevgili;
2Eski bahçe boyun gibi taze yetişmiş bir fidan vermedi.
- 2
Hâtırım aldın ele bin lûtfile şâd eyledin
Ey güzeller serveri Mevlâ kıla ömrün mezîd
1Gönlümü ele aldın, bin lütufla sevindirdin;
2Ey güzeller başı, Mevlâ ömrünü artırsın.
Gönlü “ele almak” hem sevindirmek hem egemenlik kurmak anlamı taşır; sevgili bunu bin lütufla yapar. Güzellerin “server”i diye yüceltilen kişiye karşılık konuşan Mevlâ’dan ömrünün “mezîd” olmasını diler, sahipliği duaya çevirir.
- 3
Nedir ol çeşm-i siyâh ebrû yüzünde
Hışmile baksan edersin âşıkın
1O siyah göz, kaş ve yüzündeki al renk nedir?
2Öfkeyle baksan âşığın boyunu dal gibi bükersin.
Siyah göz, ebru ve yüzdeki “reng-i âl” portreyi koyu çizgi ile kırmızı renkte kurar. Hışımlı bakış bu güzelliğin sert tarafıdır; âşığın kaddini “dâl” harfi gibi büker ve bakışı yazı biçimine dönüşen bedensel güç yapar.
- 4
Kudretinden şöyle kim öğmüş yaratmış Zülcelâl
Tâbi’-i necmin senin ferhundedir bahtın saîd
1Zülcelâl kudretiyle seni övüp böyle yaratmış;
2Yıldızının tâbii... kutludur, bahtın mutludur [dizim kapalı].
Yaratılış doğrudan Zülcelâl’in kudretine bağlanır; sevgilinin övgüsü ilahî sanatın övgüsüdür. “Tâbi’-i necmin senin ferhundedir” dizimi iyelik ve yüklem bakımından kapanmaz, fakat yıldızın kutluluğu ile bahtın “saîd” oluşu güvenle korunur.
- 5
Bakışın âhû sıfat hayrân eder cân ü teni
Böyle kılan şîrin kelâmındır beni
1Bakışın ceylan gibidir, canı ve bedeni hayran eder;
2Beni böyle dili tutulmuş kılan şirin sözündür.
Ceylan sıfatlı bakış can ile teni birlikte hayran bırakır; güzellik hem ruhsal hem bedensel etki taşır. Buna karşı konuşanı “dembeste” eden şey göz değil “şîrin kelâm”dır; tatlı söz, dili açmak yerine suskunluğa zorlayan paradoks kurar.
- 6
Künc-i dil hâlî kalur gamdan kaçan görsem seni
Tâzeler şevkin derûnum içre bir aşk-ı cedîd
1Seni ne zaman görsem gönül köşesi gamdan boş kalır;
2İçimde yeni bir aşk, coşkunu tazeler.
Sevgili görüldüğünde “künc-i dil” gamdan boşalır; dar iç köşe arınan mekâna dönüşür. Ancak yalnız eski hüzün silinmez, “aşk-ı cedîd” doğar; her görüş aynı kişiye yönelik bağlılığı yeni bir coşku gibi tazeler.
- 7
Ehl-i diller kandılar
Pertevi mihrin görüp pervâne gibi yandılar
1Gönül ehli aşk kadehinin yudumundan kandı;
2Sevginin ışığını görüp pervane gibi yandı.
Aşk kadehinin tek “cür’a”sı gönül ehlini kandırır; az miktar bütünü doyurur. Mihrin “pertev”ini görenlerin pervane gibi yanması, doyum ile yanışı aynı içkide birleştirir; ışık beslerken ateş tüketir.
- 8
Ârızında cânâ görenler sandılar
Seyr içün sahrâ-yi Rûm’a çıktı bir Hindî cirîd
1Ey sevgili, yüzündeki “fülfül”ü görenler sandı;
2Rum sahrasına seyir için ‘bir Hindî cirîd’ çıktı [kişi-nesne bağı açık].
Yüzdeki “fülfül” karabiber tanesi veya koyu ben çağrışımı taşır. “Bir Hindî cirîd” yüzeyinde Hindî’nin kişi, niteleme ya da başka rolü ve cirîdin eyleyen/nesne bağı tanıksız kapanmaz; açık karşılaştırma koyu noktanın Rum sahrası ölçeğine büyümesidir.
- 9
Der ki bu Âşık Ömer ey hulku ahsen veçhi mâh
Dilerim yavuz nazarlardan emîn etsin İlâh
1Bu Âşık Ömer der: Ey huyu güzel, yüzü ay;
2Allah’ın seni kötü bakışlardan korumasını dilerim.
Mahlaslı dua sevgilinin “hulku ahsen” ve yüzünün ay oluşunu birlikte anar; ahlak ile görünüş aynı övgüdedir. “Yavuz nazar” dışarıdaki kötü bakıştır ve İlâh’ın koruması istenir; güzelliğin kamusal görünürlüğü nazar tehlikesi doğurur.
- 10
Kaddine iğri bakanın kameti olsun kütâh
Sana kem sananları kahreylesin
1Boyuna eğri bakanın boyu kısa olsun;
2Sana kötülük düşünenleri Rabbü’l-Mecîd kahretsin.
Sevgiliye “iğri” bakmanın cezası bakanın kaddinin “kütâh” olmasıdır; kötü bakış bedensel kısalmayla karşılık bulur. Son dize kötülük düşünenleri Rabbü’l-Mecîd’in kahretmesini ister ve nazar duasını ilahî adalet bedduasıyla kapatır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.312 gövdesinde “Der ki bu Âşık Ömer ey hulku ahsen veçhi mâh” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n312-D627DF8BB55D. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.312, PDF 256; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Yüz “gonca-i dil” içinde İrem olarak tasarlanır; içteki küçük çiçek cennet bahçesine açılır. “Bâğ-ı kühen” eski dünya bahçesidir ve sevgilinin kaddi gibi “nevresîd” yetiştirememiştir; eşsizlik zamanın tamamına yayılır.