DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey cemâli gonca-i dilde İrem cânâ ferîd
Şiir · 17. yüzyıl

Ey cemâli gonca-i dilde İrem cânâ ferîd

Sevgilinin yüzü gönül goncasında İrem, boyu eski bahçenin yetiştirmediği taze fidan olarak övülür. Siyah göz, kaş, al renk ve hışımlı bakış âşığın boyunu büker; ceylan bakış ve şirin söz canı hayran, dili suskun kılar. Aşk kadehi ve pervane yanışından sonra yüzdeki ben, Rum sahrasındaki “bir Hindî cirîd” kapalı yüzeyiyle anlatılır; kişi-nesne bağı kesinleştirilmez. Ömer nazardan korunma ve kötü düşünenlerin kahrolması için dua eder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey cemâli cânâ ferîd

    Çekmemiş kaddin gibi bir nevresîd

    1Ey yüzü gönül goncasında İrem olan eşsiz sevgili;

    2Eski bahçe boyun gibi taze yetişmiş bir fidan vermedi.

    Yüz “gonca-i dil” içinde İrem olarak tasarlanır; içteki küçük çiçek cennet bahçesine açılır. “Bâğ-ı kühen” eski dünya bahçesidir ve sevgilinin kaddi gibi “nevresîd” yetiştirememiştir; eşsizlik zamanın tamamına yayılır.

  2. 2

    Hâtırım aldın ele bin lûtfile şâd eyledin

    Ey güzeller serveri Mevlâ kıla ömrün mezîd

    1Gönlümü ele aldın, bin lütufla sevindirdin;

    2Ey güzeller başı, Mevlâ ömrünü artırsın.

    Gönlü “ele almak” hem sevindirmek hem egemenlik kurmak anlamı taşır; sevgili bunu bin lütufla yapar. Güzellerin “server”i diye yüceltilen kişiye karşılık konuşan Mevlâ’dan ömrünün “mezîd” olmasını diler, sahipliği duaya çevirir.

  3. 3

    Nedir ol çeşm-i siyâh ebrû yüzünde

    Hışmile baksan edersin âşıkın

    1O siyah göz, kaş ve yüzündeki al renk nedir?

    2Öfkeyle baksan âşığın boyunu dal gibi bükersin.

    Siyah göz, ebru ve yüzdeki “reng-i âl” portreyi koyu çizgi ile kırmızı renkte kurar. Hışımlı bakış bu güzelliğin sert tarafıdır; âşığın kaddini “dâl” harfi gibi büker ve bakışı yazı biçimine dönüşen bedensel güç yapar.

  4. 4

    Kudretinden şöyle kim öğmüş yaratmış Zülcelâl

    Tâbi’-i necmin senin ferhundedir bahtın saîd

    1Zülcelâl kudretiyle seni övüp böyle yaratmış;

    2Yıldızının tâbii... kutludur, bahtın mutludur [dizim kapalı].

    Yaratılış doğrudan Zülcelâl’in kudretine bağlanır; sevgilinin övgüsü ilahî sanatın övgüsüdür. “Tâbi’-i necmin senin ferhundedir” dizimi iyelik ve yüklem bakımından kapanmaz, fakat yıldızın kutluluğu ile bahtın “saîd” oluşu güvenle korunur.

  5. 5

    Bakışın âhû sıfat hayrân eder cân ü teni

    Böyle kılan şîrin kelâmındır beni

    1Bakışın ceylan gibidir, canı ve bedeni hayran eder;

    2Beni böyle dili tutulmuş kılan şirin sözündür.

    Ceylan sıfatlı bakış can ile teni birlikte hayran bırakır; güzellik hem ruhsal hem bedensel etki taşır. Buna karşı konuşanı “dembeste” eden şey göz değil “şîrin kelâm”dır; tatlı söz, dili açmak yerine suskunluğa zorlayan paradoks kurar.

  6. 6

    Künc-i dil hâlî kalur gamdan kaçan görsem seni

    Tâzeler şevkin derûnum içre bir aşk-ı cedîd

    1Seni ne zaman görsem gönül köşesi gamdan boş kalır;

    2İçimde yeni bir aşk, coşkunu tazeler.

    Sevgili görüldüğünde “künc-i dil” gamdan boşalır; dar iç köşe arınan mekâna dönüşür. Ancak yalnız eski hüzün silinmez, “aşk-ı cedîd” doğar; her görüş aynı kişiye yönelik bağlılığı yeni bir coşku gibi tazeler.

  7. 7

    Ehl-i diller kandılar

    Pertevi mihrin görüp pervâne gibi yandılar

    1Gönül ehli aşk kadehinin yudumundan kandı;

    2Sevginin ışığını görüp pervane gibi yandı.

    Aşk kadehinin tek “cür’a”sı gönül ehlini kandırır; az miktar bütünü doyurur. Mihrin “pertev”ini görenlerin pervane gibi yanması, doyum ile yanışı aynı içkide birleştirir; ışık beslerken ateş tüketir.

  8. 8

    Ârızında cânâ görenler sandılar

    Seyr içün sahrâ-yi Rûm’a çıktı bir Hindî cirîd

    1Ey sevgili, yüzündeki “fülfül”ü görenler sandı;

    2Rum sahrasına seyir için ‘bir Hindî cirîd’ çıktı [kişi-nesne bağı açık].

    Yüzdeki “fülfül” karabiber tanesi veya koyu ben çağrışımı taşır. “Bir Hindî cirîd” yüzeyinde Hindî’nin kişi, niteleme ya da başka rolü ve cirîdin eyleyen/nesne bağı tanıksız kapanmaz; açık karşılaştırma koyu noktanın Rum sahrası ölçeğine büyümesidir.

  9. 9

    Der ki bu Âşık Ömer ey hulku ahsen veçhi mâh

    Dilerim yavuz nazarlardan emîn etsin İlâh

    1Bu Âşık Ömer der: Ey huyu güzel, yüzü ay;

    2Allah’ın seni kötü bakışlardan korumasını dilerim.

    Mahlaslı dua sevgilinin “hulku ahsen” ve yüzünün ay oluşunu birlikte anar; ahlak ile görünüş aynı övgüdedir. “Yavuz nazar” dışarıdaki kötü bakıştır ve İlâh’ın koruması istenir; güzelliğin kamusal görünürlüğü nazar tehlikesi doğurur.

  10. 10

    Kaddine iğri bakanın kameti olsun kütâh

    Sana kem sananları kahreylesin

    1Boyuna eğri bakanın boyu kısa olsun;

    2Sana kötülük düşünenleri Rabbü’l-Mecîd kahretsin.

    Sevgiliye “iğri” bakmanın cezası bakanın kaddinin “kütâh” olmasıdır; kötü bakış bedensel kısalmayla karşılık bulur. Son dize kötülük düşünenleri Rabbü’l-Mecîd’in kahretmesini ister ve nazar duasını ilahî adalet bedduasıyla kapatır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.312 gövdesinde “Der ki bu Âşık Ömer ey hulku ahsen veçhi mâh” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n312-D627DF8BB55D. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.312, PDF 256; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy cemâli şüphesiz Şems-i cihânım elvedâÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gonca-i dilde İrem

Gönül goncasındaki İrem bahçesi.

bâğ-ı kühen

Eski bahçe/dünya.

reng-i âl

Al, kırmızı renk.

kaddini dâl

Boyunu dal harfi gibi bükme.

dembeste

Dili tutulmuş, suskun.

câm-ı aşkın cür’asından

Aşk kadehinin bir yudumundan.

fülfülün

Karabiber tanesi/koyu ben çağrışımlı yüzey.

Rabbülmecîd

Şanı yüce Rab.