Ey Alçak Felek, Sana Ne Ettim?
Niyâzî-i Mısrî feleğe rahat vermediği, kendisini bağdan ve gurbetten kurtarmadığı için seslenir. Her bentte büyüyen ah, ayrılık ve hasret sözleri şeyhin yoluna ve yaraya merhem arayışına yönelir; son durak inleyerek çıkılan manevi yolculuktur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey çerh-i dun nettim sana
Hiç vermedin rahat bana
1Ey alçak felek, sana ne yaptım?
2Bana hiç rahat vermedin.
- 2
Güldürmedin önden sona
Ah mihnetâ vah mihnetâ
1Baştan sona yüzümü hiç güldürmedin.
2Ah bu sıkıntı, vah bu sıkıntı!
Baştan sona gülememek, ‘mihnet’ feryadını hazırlayan sürekli kederdir. Tekrarlanan ah ve vah, açıklamanın yetmediği yerde acının sesini doğrudan duyurur.
- 3
âzâd etmedin
Feryâdıma dâd etmedin
1Beni bağından kurtarmadın.
2Feryadıma adaletle karşılık vermedin.
Feleğin bağından kurtulamamak ve feryada adalet bulamamak, hem tutsaklık hem cevapsızlık hissi yaratır. Şair dış dünyayı, çıkış vermeyen haksız bir düzen olarak görür.
- 4
Bir dem beni şad etmedin
Ah vah
1Bir an olsun beni sevindirmedin.
2Ah bu felaket, vah bu felaket!
Bir anlık sevinç bile esirgendiğinde felaket nidası yükselir. Birim, büyük mutluluk istemez; en küçük ferahlığın yokluğu üzerinden kaderin sertliğini ölçer.
- 5
İrişmedi dost’a elim
Rahmâna varmadı yolum
1Elim dosta erişmedi.
2Yolum Rahman'a ulaşmadı.
Dosta elin, Rahman’a yolun ulaşmaması bedensel ve manevi mesafeyi birlikte anlatır. Şairin asıl acısı rahat eksikliği değil, ilahi yakınlığa varamamaktır.
- 6
Çıkmadı başa menzilim
Ah vah
1Yolculuğum amaçlanan menzile ulaşmadı.
2Ah bu gurbet, vah bu gurbet!
Menzilin tamamlanmaması gurbet feryadına dönüşür. Gurbet burada yalnız başka yerde yaşamak değil, insanın hedefinden ve gerçek yurdundan uzak kalmasıdır.
- 7
Kârım dürür derd ile gam
Gitmez başımdan hiç elem
1Kazancım yalnız dert ve kederdir.
2Keder başımdan hiç gitmiyor.
Kazancın dert ve gamdan ibaret olması, dünya hesabını tersine çevirir. Başından gitmeyen elem, şairin her çabasının acı birikimiyle sonuçlandığını gösterir.
- 8
Gülden cüdâ bir bülbülem
Ah vah
1Gülünden ayrılmış bir bülbülüm.
2Ah bu ayrılık, vah bu ayrılık!
Gülünden ayrılmış bülbül, fırkatın en açık sembolüdür. Şairin sesi güzel ötüşten çok ayrılık feryadına dönüşür; güzelliğin yokluğu dili acıyla doldurur.
- 9
Mecnun veş âh ideyim
Ferhâd veş vah ideyim
1Mecnun gibi ah edeyim.
2Ferhat gibi feryat edeyim.
Mecnun’un ahı ile Ferhat’ın feryadı, kişisel acıyı iki büyük aşk örneğine bağlar. Şair yalnız olmadığını bilse de bu benzetmeler derdini hafifletmez, büyütür.
- 10
Bu virdi hergâh ideyim
Ah hasretâ vah hasretâ
1Bu sözü her zaman tekrarlayayım.
2Ah bu hasret, vah bu hasret!
Hasret nidasını sürekli vird edinmek, özlemi günlük ibadet ritmine çevirir. Dile tekrar tekrar gelen acı, unutulmak yerine bilinçli biçimde korunur.
- 11
Varmazsa yolun şeyhime
Sarmazsa merhem yâreme
1Yolum şeyhime ulaşmazsa,
2merhem yaramı iyileştirmezse,
Yol şeyhe varmaz ve merhem yarayı sarmazsa manevi rehberlikten beklenen iyileşme gerçekleşmez. Birim, yol ile şifayı aynı mürşit ilişkisine bağlar.
- 12
Olmazsa çâre derdime
Ah hayretâ vah hayretâ
1derdime çare bulunmazsa,
2ah bu şaşkınlık, vah bu şaşkınlık!
Derdin çaresiz kalması hayreti doğurur. Şair acının varlığına değil, yardım beklenen yolun neden sonuç vermediğine şaşar; yakınma inanç içindeki sorgulamadır.
- 13
Yanar NİYAZÎ derd ile
Hiç kimse yok hâlin bile
1Niyâzî dert içinde yanar.
2Onun hâlini bilen hiç kimse yoktur.
Niyâzî dertle yanarken hâlini bilen kimse bulamaz. Mahlas, yalnızlığı kişiselleştirir; şiiri söylemek anlaşılmış olmanın değil, anlaşılma ihtiyacının kanıtıdır.
- 14
olup girdi yola
Ah vah
1İnleyerek yola girdi.
2Ah bu göç, vah bu göç!
İnleyerek yola girmek, göç nidasıyla şiiri kapatır. Yolculuk çözüm bulununca değil, çaresizlik içinde başlar; hareket acının sona ermesi değil, yeni biçimidir.
Metnin kaynağı
Niyâzî-i Mısrî isnadı basılı bölüm, görünür mahlas ve kamu akademik kimlik otoritesiyle bağlandı. Eş ad uyarısı: Niyâzî mahlaslı diğer şairler ve aynı TEİS rota adındaki Geda Muslı ile birleştirilmez; 1618–1694 Malatyalı şair kimliği korunur.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun tarihî baskısı; Niyâzî-i Mısrî bölümü, basılı No. 2; 14 birim/28 dize; sabit sürüm Ergun-1938-NIYAZI-MISRI-2. Özgün yüzey ve apparatus korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sevdim seni hep varımNiyâzî-i Mısrî · Nefes/ilahi→
Feleğe yöneltilen soru, şairin çektiği sıkıntının sebebini arayan bir hesaplaşmadır. Hiç rahat verilmemesi, yakınmanın tek olaydan değil, bütün ömre yayılan baskıdan doğduğunu gösterir.