DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Zâtî/Ey Gönül, İmkân Varlığı Hep Tanrı’nın Görünüşüdür
6 beyitli manzume · 15.–16. yüzyıl

Ey Gönül, İmkân Varlığı Hep Tanrı’nın Görünüşüdür

Varlığı Tanrı’nın görünüşü olarak okur; celal ile cemal, lâmekân ve fenâ imgeleri üzerinden aklın sınırını ve birlik sırrını anlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    دلا هپ ذات بارينك ظهوريدر وجود امكان

    حقيقتجه نظر ايله نه صورت كوسترر رحمان

    1Ey gönül, imkân varlığı bütünüyle Tanrı’nın görünüşüdür

    2Hakikat gözüyle bak; Rahman hangi suretleri gösterir

    İmkân âlemi Tanrısal görünüş olarak okunur; ilk çift, görünen suretleri bağımsız nesneler değil Rahman’ın işaretleri sayar. Rahman’ın gösterdiği suretler çoğalsa da hepsi aynı kaynağın görünüşüdür; beyit çokluk içinde birlik okuması teklif eder.

  2. 2

    ولى ذاتى نهايتدر كمال اختفا سندن

    انى عقل ايتمدى ادراك انجون كورمدى اعيان

    1Fakat Zât’ın gizlenişindeki yetkinlik senden ötede bir son sınırdır

    2Akıl onu kavrayamadı; bu yüzden gözler de göremedi

    Gizlenişin yetkinliği aklın ve gözün sınırını çizer; kavrayamama burada eksiklikten çok Zât’ın erişilmezliğini belirtir. Akıl ile gözün birlikte durması, gizli Zât’ın ne düşünce nesnesine ne de doğrudan görüntüye indirgenebileceğini belirtir.

  3. 3

    جلالى ماوراسندن جمالن عرض ايدردائم

    قى شمول ديده حق بين جمالينه اوله حيران

    1Celalinin ötesinden cemalini sürekli sunar

    2Hak gören göz, o güzelliğe bütünüyle hayran kalır

    Celal perdesinin ardından sunulan cemal, korku ile güzelliği ayırmaz; hak gören göz iki niteliği aynı görünüşte karşılar. Heybetin gerisindeki güzelliği görebilmek için bakışın korkuyu aşması gerekir; hayranlık bu iki niteliği aynı anda taşır.

  4. 4

    آيك عشقى هو استنده اوچار عاشقلرى هردم

    فضاى لامكاننده ايدر قدسيلرى جولان

    1Hû aşkının kuşu göğünde âşıkları her an uçurur

    2Lâmekân boşluğunda kutsal varlıklar dolaşır

    Hû aşkının kuşları lâmekân göğünde uçar; mekânsızlık, sıradan yön ve mesafe ölçülerinin geçersizleştiği manevi alanı anlatır. Kuş ve gök dili, mekânsız alanı hareketli kılar; kutsal dolaşım sıradan coğrafyaya değil aşkın “Hû” çağrısına uyar.

  5. 5

    قوى دعوى ايله زاهد صقين بيلدم ديمه حقى

    انى بيلن فدا ايلر يولنه نيجه يوزبيك جان

    1Ey zahit, kuru iddiayı bırak; “Hakk’ı bildim” demekten sakın

    2Onu bilen, yoluna yüz binlerce can feda eder

    Zahidin “bildim” iddiası canı ortaya koyan gerçek bilgiyle sınanır; sözde kesinlik yerine fedakârlık ölçüsü getirilir. Yüz bin canın feda edilmesi sayısal abartıdan çok, bilgiyi can güvenliğinin önüne koyan kesin bağlılığı anlatır.

  6. 6

    گل اى ذاتى فنا اندر فنا اول سندخى تاكيم

    سراى سر وحدتده سنى باقى قيلا جانان

    1Gel ey Zâtî, sen de yokluk içinde yok ol ki

    2Birlik sırrı sarayında sevgili seni kalıcı kılsın

    Yokluk içinde yok olma çağrısı, birlik sırrı sarayında sevgili tarafından kalıcı kılınma paradoksuyla şiiri tamamlar. Fenâ ile bekā arasındaki geçişte özne kendi kalıcılığını kurmaz; onu birlik sarayında kalıcı kılan sevgilidir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Zâtî adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Internet Archive kaydındaki tarihî taramaya bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy Hoca, Çölde Hor ve Zelil Olup Dolaşma
كرمه اى خواجه بيابانده اولوب خور و ذليل
Zâtî · 5 beyitli manzume

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

imkân

Yaratılmış ve varlığı zorunlu olmayan âlem

celal ve cemal

Tanrısal heybet ile güzellik nitelikleri

fenâ

Benliğin Tanrısal birlik içinde silinmesi

zuhûr

Tanrısal varlığın yaratılmış suretlerde görünmesi.

lâmekân

Yer ve yön ölçülerinin geçersiz olduğu manevi alan.

bekā

Fenâdan sonra sevgilinin bağışıyla kazanılan kalıcılık.