Ey zülfü tâze sünbül ey kâmeti sanevber
Emrî’nin tahmisi Bâkî’nin dizelerini ayrılık ve kavuşma özlemiyle genişletir; son bentte can sevgilisinin görünmeyen yüzü için yükselen feryat, Bâkî hitabı ve sevgilinin dudağına duyulan susuzlukla tamamlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey zülfü tâze sünbül ey kâmeti sanevber
Ey haddi lâle vü gül ey ağzı gonca-i ter
Bâğ-ı cinanda yoktur sen gül’izâra benzer
Ey saçları ey yüzü
Dil tıflı her gün ağlar ister
Tîğ-i firâkın ile bu sîne pâre pâre
Sen serv kad nigârım çün gelmedi kenâre
Gözüm yaşı aceb mi benzerse
Bir kerre görmeğ ile dil verdim ol nigâre
Bir kez dahi görürsem can vermeğim mukarrer
Mihr-i ruhunla ey meh sînemde her dem âteş
Zülfüne bend olaldan oldu gönül müşevveş
Bu evvelden eyleyen nakş
Can vermek içün etmiş lâ’l-i lebini canbahş
Cân almağıçün etmiş müjgânlarını hançer
Derd-i firâkın ile kaldım gam ü elemde
Hakka muhâl olubdur gülmek bana bu demde
Yazdıkta kanlar ağlar derd-i dilim kalem de
Lâyık mıdır kalam ben her dem zalâm-ı gamde
Ola cemâlin ey meh günden dahi münevver
Çoktan görünmez oldu gün yüzü yâr-ı cânın
Eflâke erse tan mı Emrî senin figânın
Terk eyleyüb be-küllî sevdâların cihânın
Şol denlü meyli vardır Bâkî lebine anın
Gûyâ ki teşne diller ister
1Ey saçı taze sümbül, ey boyu çam ağacı,
2ey yanağı lale ve gül, ey ağzı taze gonca!
3Cennet bahçesinde senin gül yüzüne benzeyen yoktur;
4ey saçları Kadir gecesi, ey yüzü parlak ay!
5Gönül çocuğu her gün ağlar, kavuşma bayramını ister.
6Ayrılık kılıcınla bu göğüs parça parçadır;
7ey servi boylu güzelim, çünkü kıyıya gelmedin.
8Gözyaşımın ırmağa benzemesine şaşılır mı?
9O güzeli bir kez görmekle gönlümü verdim;
10bir kez daha görürsem can vereceğim kesindir.
11Ey ay yüzlü, yanağının güneşiyle göğsümde her an ateş var;
12saçına bağlandığımdan beri gönül karmakarışık oldu.
13Bu benzersiz güzelliği daha en başta nakşeden,
14can vermek için yakut dudağını can bağışlayıcı yapmış;
15can almak için de kirpiklerini hançer yapmış.
16Ayrılık derdinle gam ve elem içinde kaldım;
17Allah bilir, bu zamanda gülmek bana imkânsız oldu.
18Gönül derdimi yazarken kalem de kanlar ağlar.
19Her an gamın karanlığında kalmam uygun mudur,
20senin yüzün ey ay, güneşten bile daha aydınlıkken?
21Can sevgilisinin gün yüzü çoktandır görünmez oldu;
22ey Emrî, feryadın göklere erişse şaşılır mı?
23Dünyanın sevdalarını bütünüyle bırakıp
24ey Bâkî, onun dudağına öylesine büyük bir meyli var ki
25sanki susamış gönüller berrak suyu ister.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Emrî (Edirneli) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beş bent boyunca sevgilinin yüzü bahçe, gece, ay ve güneş imgeleriyle büyütülür; âşığın bedeni ayrılık kılıcıyla parçalanır, gözü ırmak, kalemi kan ağlayan tanık olur. Son bentte “yâr-ı cânın” can sevgilisinin gün yüzüdür. “Bâkî” dudağın sahibi değil mahlas ve hitaptır; yöneliş “onun dudağına”dır. Böylece susamış gönüllerin berrak su isteği zemin dizelerinin mahlas işleviyle bağını korur.