Yoksulluk hâlinde gönlü bayındır kılan
Bedrî, hırka ve aba giyen Bektaşiyi dünya süsünden vazgeçip aşk ateşinde olgunlaşan kişi olarak över. Dünya bir oyun, harabat görünüşü ise gizli hakikatin perdesidir; dervişi kınamama öğüdü, onun kalbindeki sır ve feyzi görme çağrısıyla tamamlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-ı halde ey dil âbâdî kılan Bektaşidir
olmuş velîkin kâm alan Bektâşidir
1Ey gönül, yoksulluk içinde insanı bayındır kılan Bektaşidir.
2Hırka giymiştir; yine de olgunluğa erişen Bektaşidir.
- 2
-i dünyâyı terk idüp oldular
-ı aşkullaha yanub yakılan Bektâşidir
1Dünya süsünü bırakıp aba giydiler.
2Tanrı aşkının ateşinde yanıp yakılan Bektaşidir.
Dünya süsünü bırakıp aba giymek bilinçli bir vazgeçiştir. Tanrı aşkının ateşinde yanmak, bu sade kıyafetin arkasında edilgin yoksulluk değil dönüştürücü bir tutku bulunduğunu gösterir.
- 3
Var mıdır dirsen bu oyundan cüz’ice
Oynadır hem dahi oynar çok oyunbazdır hoca
1Bu oyundan biraz olsun haberi olan var mı, dersen,
2hoca hem oynatır hem oynar; büyük bir oyuncudur.
Hoca hem oynatan hem oynayan kişi olarak oyunun dışındaki yönetici konumunu kaybeder. Soru, dünya düzenini uzaktan yönettiğini sanan kişinin aslında aynı sahnenin oyuncusu olduğunu alayla açığa çıkarır.
- 4
Oynananlardan oyundur âlem oynar böylece
Oynadır hem dahi oynar oynayan Bektâşidir
1Dünya oynanan oyunlardan biridir ve böylece oynar.
2Hem oynatan hem oynayan Bektaşidir.
Âlemin bir oyun sayılması, görünen düzenin kalıcı ciddiyetini sarsar. Bektaşinin hem oynatıp hem oynaması, onun görünüşün işleyişini bildiğini fakat hayatın içinden de çekilmediğini anlatır.
- 5
Her harâbâtı yüzünden görseler dirler velî
Hiç demezler sâhib-i Hünkâr Hacı Bektaş Velî
1Onu harabat yüzünden görseler ‘veli’ derler.
2Fakat Hünkâr Hacı Bektaş Veli'ye bağlı olduğunu söylemezler.
Harabat görünüşü insanları veli hükmüne götürürken asıl bağlılık adı gözden kaçar. Birim, dış biçime bakarak verilen kolay hükümlerle Hacı Bektaş Veli silsilesini tanımak arasındaki farkı eleştirir.
- 6
Mazhar-ı sırr-ı hakîkat andadır sırr-ı Ali
Sırrı sırr eyler bu dem sır saklayan Bektâşidir
1Hakikat sırrının göründüğü yer ondadır; Ali'nin sırrı ondadır.
2Sırrı sır olarak tutup saklayan Bektaşidir.
Hakikat ve Ali sırlarının Bektaşide görünmesi, onu manevi bilginin taşıyıcısı yapar. Sırrı yeniden sır hâline getirmek ise bilginin değerini koruyan susma ve ehline aktarma disiplinini belirtir.
- 7
Sakınub etme cânâ dervişe eyle hazer
Kalbinin her gûşesinde sırr-ı feyzullah gezer
1Ey can, dervişi kınamaktan sakın.
2Kalbinin her köşesinde ilahi feyzin sırrı dolaşır.
Dervişi kınamama buyruğu, görünüşe dayalı yargıyı durdurur. Kalbin her köşesinde dolaşan ilahi feyiz, dışarıdan yoksul veya harap görünen kişinin iç dünyasını canlı bir manevi mekâna çevirir.
- 8
Sırr-ı esrâra var mıdır dersen eğer
Bâtını Leylâ içün Mecnûn olan Bektâşidir
1Sırların özünden haberdar olan var mı, dersen,
2iç dünyasında Leyla için Mecnun olan Bektaşidir.
Sırların özünü bilen kişi dışarıda bir bilgin gibi değil, içinde Leyla için Mecnun olmuş âşık olarak tanımlanır. Böylece esrara erişim akli açıklamadan önce dönüşmüş bir gönül hâline bağlanır.
- 9
Nutk-ı pîrden eyneam gûş eyle cânâ sen de bil
Taş atan bizdendir ammâ attıran bizden değil
1Ey can, mürşidin sözünü dinle ve anlamını kavra.
2Taşı atan bizdendir; fakat onu attıran bizden değildir.
Pir sözündeki nimeti dinleme çağrısı, hüküm vermeden önce kaynağı anlamayı ister. Taşı atanla attıranı ayıran ikinci dize, görünen fail ile eylemi doğuran gizli sebep arasındaki ahlaki farkı korur.
- 10
Bedrî ider seni âlem sakın olma melil
Sen bilirsin bahr-i ummâna dalan Bektâşidir
1Bedrî, dünya seni kınasa da sakın üzülme.
2Engin denize dalanın Bektaşi olduğunu sen bilirsin.
Dünyanın kınaması karşısında üzülmeme öğüdü, Bedrî'nin muhatabını dış yargıdan korur. Engin denize dalan Bektaşi görüntüsü, hakikatin kıyıdan seyredilemeyecek kadar derin bir tecrübe olduğunu söyler.
Metnin kaynağı
bedri bağı kaynak bölüm adı, şiir başlığı veya görünür mahlasla sınırlı olasılıklı atıftır; biyografik kesinlik iddia edilmez.
Atıf kanıtını aç ↗Sadettin Nüzhet Ergun'un 1955 Bektaşi Şairleri ve Nefesleri Cilt 1-2 baskısındaki Fakr-ı halde ey dil âbâdî kılan Bektaşidir kaydıdır. 20 özgün dize ve 10 iki dizelik birim basılı sırayla harfi harfine korunmuştur; basılı boşluk ve nokta dizileri tahmin edilmemiştir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
— Buyurunuz kahvenizi.Mehmet Emin Yurdakul · Manzum hikâye→
Fakr içindeki gönlü bayındır kılmak, maddi yoksunlukla manevi zenginliği karşı karşıya getirir. Hırka giyen Bektaşinin murada ermesi de dış görünüşteki sadeliğin iç olgunluğa engel olmadığını söyler.