DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzum hikâye · 19.–20. yüzyıl

Ahretlik

İstanbul'da hizmete verilen köylü bir kızın birkaç yıllık ücretiyle ailesine öküz alınacaktır. Şiir, bu alışverişi yoksulluğun çocuğun ömrüne kattığı zehir olarak gösterir ve ev halkını incitmemeye çağırır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    — Buyurunuz kahvenizi.

    Baktım: bir kız, köy kızı!...

    Yanağının çıkıklığı, ağızı,

    Her bir hali: «Anadolu koncasıyım!» demekte.

    1— Kahvenizi buyurun.

    2Baktım: bir kız, bir köy kızı!

    3Çıkık yanağı, küçücük ağzı,

    4her hâli “Ben Anadolu goncasıyım!” diyordu.

    Kahve ikramıyla başlayan gündelik sahne, anlatıcının hizmet eden çocuğu ilk kez gerçekten görmesiyle sarsılır. Çıkık yanak ve küçücük ağız onu egzotik bir tipe değil, henüz açılmamış Anadolu goncasına dönüştürür.

  2. 2

    İç çekişi, titrek sesi, o kızarmış gözleri,

    bakışları, bükük boynu, her yeri

    Birçok şeyler okutuyor bu acıklı çiçekte!...

    — Kızım, senin anan, baban, kimin, kimsen var mı?

    1İç çekişi, titreyen sesi, kızarmış gözleri,

    2hüzünlü bakışları, bükük boynu ve bütün görünüşü

    3bu acıklı çiçekte birçok şey anlatıyordu.

    4— Kızım, annen, baban veya başka bir yakının var mı?

    Kızın bedeni konuşmadan önce yoksulluğun izlerini taşır: iç çekiş, titrek ses, kızarmış göz ve bükük boyun anlatıcıya uzun bir hikâye ‘okutur’. Acıklı çiçek benzetmesi tazelik ile örselenmişliği yan yana getirir.

  3. 3

    — Var.

    — Neredeler?

    — Onlar, bacım, hepsi köyde kaldılar.

    — Nerelisin?

    1— Var.

    2— Neredeler?

    3— Onlar, abla, hepsi köyde kaldılar.

    4— Nerelisin?

    Soru-cevap biçimi yetişkinin uzun açıklamasına karşı çocuğun kısa cevaplarını öne çıkarır. ‘Var’ sözü onun kimsesiz olmadığını, buna rağmen ailesinden ekonomik zorunluluk yüzünden ayrıldığını daha çarpıcı kılar.

  4. 4

    — Boluluyum.

    — Niçin geldin?

    — Bunaldık;

    Tarlamızı süremedik; yiyeceksiz, aç kaldık.

    1— Boluluyum.

    2— Niçin geldin?

    3— Çok sıkıntıya düştük;

    4tarlamızı süremedik, yiyeceksiz ve aç kaldık.

    Bolu ve köy bilgisi kızın geldiği yeri belirginleştirirken ‘bunaldık’ tek sözcükte bütün hanenin sıkışmasını taşır. Tarlanın sürülememesi, açlığı soyut kader olmaktan çıkarıp üretim aracının yokluğuna bağlar.

  5. 5

    — Peki, senin İstanbul’a gelmen ile n’olacak?

    — Benim birkaç yıllığımla babam öküz alacak!...

    Ne acıklı bir haldir bu?... Baba evlât satıyor,

    Bir masumun gözlerine her gün yaşlar doluyor,

    1— Peki, sen İstanbul'a gelince ne olacak?

    2— Benim birkaç yıllık hizmet ücretimle babam öküz alacak.

    3Bu ne acıklı bir durumdur: Baba evladını satıyor;

    4bir masumun gözleri her gün yaşla doluyor;

    Birkaç yıllık hizmetin karşılığı bir öküzdür; çocuğun zamanı ve emeği tarımsal araçla değiştirilir. Kız bunu sakin bir neden-sonuç cümlesiyle söylerken anlatıcı bu düzeni ‘evlat satmak’ diye adlandırarak ahlaki hükmünü açıklar.

  6. 6

    Bir el onun bal ömrüne her gün katıyor,

    Bir çift öküz uğurunda bir kız kurban oluyor.

    Bari sizler dokunmayın, şu yuvasız kuşçuğa;

    Dokunmayın, memleketin şu bereli gülüne;

    1bir el onun bal gibi tatlı ömrüne her gün zehir katıyor;

    2bir çift öküz uğruna bir kız kurban ediliyor.

    3Bari siz şu yuvasız küçük kuşu incitmeyin;

    4memleketin bu yaralı gülüne dokunmayın;

    Bal ömrüne katılan ağu, çocukluğun tatlılığına her gün eklenen acıyı yoğunlaştırır. Öküz çiftinin karşısına tek bir kızın hayatı konduğunda ekonomik gereklilik ile insan değeri arasındaki ölçüsüz takas görünür olur.

  7. 7

    Dokunmayın, annesizdir; dokunmayın çocuğa;

    Dokunmayın, şimdi ağlar; dokunmayın gönlüne!...

    1annesizdir, çocuğu incitmeyin;

    2şimdi ağlar; gönlüne dokunmayın.

    Son çağrı ev halkına yönelir ve ‘dokunmayın’ tekrarı fiziksel olduğu kadar duygusal incitmeyi de yasaklar. Yuvasız kuş, yaralı gül ve annesiz çocuk imgeleri merhameti soyut acımadan gündelik sorumluluğa çevirir.

Kavram sözlüğü (7) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

165411 ana oldid'inin metadata başlığı yanlışlıkla “Kaynana ile Damat”tır ve bu nedenle yalnız yönlendirme/tarih tanığı olarak tutulur. Şiirin “Ahretlik” başlığı, 26 dizelik gövdesi ve sınırı Türk Sazı taramasının kalite-4 Sayfa 16–17 oldid 163611 ve 163612 tanıklarıyla sabittir. Vikikaynak girintisini oluşturan iki nokta işaretleri sayfa donanımı sayılarak çıkarıldı; sözcükler ve basılı yazım özgün metinde korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBahtiyarlık
Sefil mahluk, kaygun nedir? O yaşlar ne, gözünde?
Mehmet Emin Yurdakul · Bentli şiir

Kavram sözlüğü

7 kavram bulundu.

minimini

Çok küçük, küçücük

Anadolu koncası

Anadolu'nun henüz açılmamış gül goncasına benzetilen genç kızı

melül melül

Hüzünlü ve boynu bükük biçimde

yıllık

Belirli süreli hizmet karşılığında verilen ücret

ağu

Zehir; bağlamda çocuğun hayatına katılan acı

yuvasız kuşçuk

Ailesinden ve evinden ayrılmış çocuk için kullanılan benzetme

bereli gül

İncinmiş, yaralanmış çocuk imgesi