DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Âdil/Gece Gündüz Âşık Olup İsteyen
Nefes · 16. yüzyıl

Gece Gündüz Âşık Olup İsteyen

Sekiz dörtlüğün hepsi “-ebilürsen” ile biter, yani nefes baştan sona bir şart cümlesidir: hüküm hiç verilmez, karşılık hep okurun yapabileceğine bağlanır. Sayılan şartlar meydana çıkmaktan sermayeyi tartıya koymaya, oradan Mansûr ile Nesîmî'nin ödediği bedele kadar ağırlaşır. Deri yüzme ve darağacı imgeleri tarihsel menkıbe dilindeki sınanmayı anlatır; kendine zarar verme çağrısı değildir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gece gündüz âşık olup isteyen

    İstediğin sende görebilürsen

    Hakkın hikmetine bir nazar eyle

    Ger tesellî bulup durabilürsen

    1Gece gündüz âşık olup isteyen kişi,

    2istediğini kendinde görebilirsen —

    3Hakk'ın hikmetine bir bak,

    4eğer teselli bulup durabilirsen.

    Nefes daha ilk bendde aramanın yönünü çevirir: aranan şey dışarıda değil isteyenin kendindedir. Redif olan “-ebilürsen” burada kurulur ve sekiz bend boyunca hiç bırakılmaz; her bendi bir vaat değil bir şart hâline getirir. “Nazar eyle” ise bakmayı bir göz işi olmaktan çıkarıp bir yöntem hâline getiriyor.

  2. 2

    Baş ü canı alup meydana gelmek

    Aşkla olup ummâna dalmak

    Sermâyen ne ise kantara koymak

    Şâhının yoluna virebilürsen

    1Başı ve canı alıp meydana gelmek,

    2aşkla dalgıç kuşu olup ummana dalmak,

    3sermayen ne ise tartıya koymak —

    4şahının yoluna verebilirsen.

    Üç mastar art arda sıralanır ve dördüncü dizeye kadar yüklemsiz bekler; cümle ancak “virebilürsen” ile tamamlanır. Meydana “baş ü can” ile gelmek erkânın diliyle can vermeye razı olmaktır. Kantar mecazı ise hesabı somutlaştırır: sermaye ne kadar azsa da tartıya konmalıdır, çünkü ölçülen miktar değil verilip verilmediğidir.

  3. 3

    Okumaktan murad hemen tutmaktır

    Fâniliğe kandırup teselli itmektir

    Dervişlik sofîlik ottan gömlektir

    Hakikat donudur giyebilürsen

    1Okumaktan maksat, okuduğunu hemen tutmaktır;

    2geçiciliğe kandırıp teselli etmektir.

    3Dervişlik, sofuluk ateşten gömlektir —

    4hakikatin giysisidir, giyebilirsen.

    İlk dize bilgiyi bir birikim değil bir tutum sayar: okumak, tutmadıkça işe yaramaz. Asıl güç üçüncü dizede: “ottan gömlek” hem ateşten bir elbise hem giyildiğinde yakan bir yüktür, yani dervişlik bir rahatlık değil bir yanma biçimidir. Dördüncü dize aynı gömleği “hakikat donu” diye adlandırıp bedeli ödül yapar. İkinci dize kaynakta on üç hece; Ergun'un ölçü dipnotu buraya düşüyor.

  4. 4

    Her insanda yetmiş ikidir melek

    Feleğin misâli hemen bir elek

    Dört kapusu vardır on iki

    Delilü bürhandır uyabilürsen

    1Her insanda yetmiş iki melek vardır;

    2feleğin benzeri de bir elektir.

    3Dört kapısı vardır, on iki çırağı;

    4delildir, kesin kanıttır — uyabilirsen.

    Bend baştan sona sayı üzerine kurulu: yetmiş iki, dört, on iki. Dört kapı Bektaşî erkânının şeriat-tarikat-marifet-hakikat basamakları, on iki çırağ da on iki imamdır; felek ise bir eleğe benzetilerek insanı ayıklayan bir düzenek sayılır. Üçüncü dize bendin -ek kafiyesini tutmaz ve kaynakta böyledir; ölçü on bir hecede kalır.

  5. 5

    Güzeller de güzel haslardır gayet

    Bulunmak gerektir hep bînihâyet

    Doksan bin gizlüsü otuz bin âyet

    Üstadsın ey can bilebilürsen

    1Güzeller arasında da pek güzel, seçkin olanlar vardır;

    2hepsinde sonsuzca bulunmak gerekir.

    3Doksan bin gizlisi, otuz bin âyeti var —

    4ey can, bilebilirsen üstatsın.

    Üçüncü dizedeki sayılar Hurûfî-Bektaşî çevresinde dolaşan gizli bilgi ölçüleridir; buradaki işlevleri bir hesap vermek değil, bilinmesi gerekenin sonu olmadığını göstermektir. Dördüncü dize de bu yüzden ustalığı bir unvan değil bir şart yapar: “bilebilürsen” diyen redif, üstatlığı hep bir adım öteye koyar.

  6. 6

    Ali Muhammed’dir Muhammed Ali

    Kahrına lûtfuna dimişüz belî

    Anlayasın bu erkânı bu yolu

    meclisine varabilürsen

    1Ali Muhammed'dir, Muhammed Ali;

    2kahrına da lütfuna da “evet” demişiz.

    3Bu erkânı, bu yolu anlarsın —

    4Kırklar meclisine varabilirsen.

    İlk dize iki adı birbirinin yerine koyarak Alevî-Bektaşî inancının temel özdeşliğini tek satıra sığdırır. İkinci dize ise ikrarın asıl anlamını verir: “belî” demek yalnız lütfu değil kahrı da kabul etmektir. Kırklar meclisi bu bendde bir hedef değil bir şart olarak durur; anlamak, oraya varabilmiş olmaya bağlanır.

  7. 7

    Mansur gibi gelüp diyüp

    Abdürrazzak gibi gök donlar giyüp

    Nesîmî gibi derini yüzdürüp

    Gerçek âşık olup durabilürsen

    1Mansûr gibi gelip “Enelhak” diyerek,

    2Abdürrazzâk gibi gök giysiler giyerek,

    3Nesîmî gibi derini yüzdürerek —

    4gerçek âşık olup durabilirsen.

    Nefesin en sert bendi: üç ad da sözünün bedelini bedeniyle ödemiş kişilerdir. Hallâc-ı Mansûr darağacına, Nesîmî derisi yüzülerek ölüme gitti; Abdürrazzâk ise sevgilisi uğruna zünnar kuşanmış Şeyh San'ân hikâyesinin adıyla anılır, “gök donlar” o kılık değiştirmeyi imler. Üç örnek de aynı şeyi söyler: âşıklık bir duygu değil, göze alınan bir sonuçtur.

  8. 8

    Tecellidir dost yüzüne bakması

    Göz görmek iledir gönül akması

    Kul Âdil ider bu kudret lokması

    Kudret hânıdır yiyebilürsen

    1Dostun yüzüne bakmak bir tecellidir;

    2gönlün akması gözün görmesiyle olur.

    3Kul Âdil bu kudret lokmasını sunar —

    4kudret sofrasıdır, yiyebilirsen.

    Son bend yolun bütün şartlarını bir yemek mecazında toplar: cemde dağıtılan lokma, burada doğrudan “kudret lokması” olur. İlk iki dize bunun önünü hazırlar — görmek ile sevmek arasındaki bağ, yüze bakmayı bir ibadet hâline getirir. Mahlas dizesi de şairi bir hüküm verici değil sofrayı kuran kişi yapar; yemek yine okura kalır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144600 numaralı sürüm esas alındı; otuz iki dizenin tamamı alındı, gövdedeki sıra numarası (“—1—”) dize sayılmadı. Kaynakta bir dizeye “Bu mısrada vezin hatası vardır” dipnotu düşülmüş; üçüncü bendin “Fâniliğe kandırup teselli itmektir” dizesi on üç, beşinci bendin “Üstadsın ey can bilebilürsen” dizesi on hecedir. Dördüncü bendin üçüncü dizesi (“Dört kapusu vardır on iki çırağ”) bendin -ek kafiyesini tutmaz. Son bend kaynakta sayfa geçişinden sonra gelir. İmlâ olduğu gibi bırakıldı: “bilürsen” redifinin her yerdeki yazımı, “Abdürrazzak”, “sofîlik”, “gizlüsü”, “dimişüz”.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Benzer bir okumaErenler şâhma kimse eremezKul Himmet · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

bahrî

suya dalan bir deniz kuşu; dalgıç

kantar

ağır yükleri tartan terazi

don

giysi, kılık

çırağ

kandil, ışık; cemde yakılan mum

delil

yol gösteren; cemde çerağı yakan görevli

bürhan

kesin kanıt

Kırklar

Alevî-Bektaşî anlatısında birlik hâlindeki erenler topluluğu

Enelhak

“Ben Hakk'ım”; Hallâc-ı Mansûr'a mal edilen söz