DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Himmet/Erenler şâhma kimse eremez
Nefes · 16.–17. yüzyıl

Erenler şâhma kimse eremez

Beş dörtlüğün hepsi "olmayınca" redifiyle kapanıyor; her biri bir şart sayıyor. Nefes talibin arınmasını içsel bir hâl değil, kul olmak ve mürşitten el almak gibi elle tutulur adımlar olarak tarif ediyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Erenler şâhma kimse eremez

    Şâhın Kanberine kul olmayınca

    Her Kanberim deyen olamaz

    Edeb ile yol olmayınca

    1Erenler şahına kimse eremez,

    2şahın Kanber'ine kul olmadıkça.

    3Her "Kanber'im" diyen Kanber olamaz,

    4edep ile erkân yol olmadıkça.

    Dörtlük iki şartı üst üste koyup ikisini de "olmayınca" redifine bağlıyor. Kanber, Hz. Ali'nin hizmetkârıdır; ulaşılacak basamak olarak bir efendi değil bir uşak gösteriliyor. Üçüncü dize taklidi baştan eliyor: adı söylemek yetmiyor.

  2. 2

    Arama ıraktan vardır yakini

    Gerçek olan bulur hakkını

    Yükletmezler sana yolun yükünü

    Bükülüp kametin dal olmayınca

    1Uzakta arama, yakını vardır;

    2gerçek talip hakkını bulur.

    3Yolun yükünü sana yüklemezler,

    4boyun bükülüp dal olmadıkça.

    "Yakini" iki yana çekiliyor: hem yakında duran hem yakîn, yani şüphe kalmamış bilgi. Aramanın yönü tek kelimeyle dışarıdan içeriye dönüyor. Son iki dize yükü ceza değil izin sayıyor; taşımaya lâyık görülmek için kametin meyve yüklü dal gibi bükülmesi isteniyor.

  3. 3

    yanmasa aşkın oduna

    yazarlar mı Şâhın adına

    Seni hiç korlar mı evine

    gibi sararıp kal olmayınca

    1Cevher aşkın ateşinde yanmasa,

    2şahın adına sikke basarlar mı?

    3Seni hiç talip evine korlar mı,

    4altın gibi sararıp potada erimedikçe?

    Dörtlük baştan sona darphane işi: cevher ateşe giriyor, altın sararıyor, sonunda şahın adına sikke basılıyor. Madencilikte "kâl", madeni eritip saflaştırma işlemidir; talibin yanması o potaya benzetiliyor. İki soru arka arkaya gelince şart, itiraz edilemez bir teamül gibi duruyor.

  4. 4

    Mecnun olan gezer daim deştinde

    Aşkın dolusunu tutar destinde

    Seni taşırlar mı başlar üstünde

    Mürşid nazar edüp gel olmayınca

    1Mecnun olan hep çölünde gezer,

    2aşkın dolu kadehini elinde tutar.

    3Seni başlar üstünde taşırlar mı,

    4mürşit bakıp "gel" demedikçe?

    Deşt ile dest yan yana geliyor; çöl ile el bir harf farkıyla kafiyeleniyor, aşkın hem mekânı hem kabı aynı seste toplanıyor. Son dize bütün yolu tek heceye indiriyor: mürşidin "gel" demesi. Baş üstünde taşınmak talibin çabasıyla değil, o davetle kazanılan bir şey oluyor.

  5. 5

    Derdmend olmayınca gönül hâkolmaz

    Âşık olmayanlar olmaz

    Kul Himmet’im eder vücud pâkolmaz

    Mürşid-i kâmilden el olmayınca

    1Dertli olmadıkça gönül toprak olmaz,

    2âşık olmayanların bağrı yırtılmaz.

    3Kul Himmet'im söyler: vücut arınmaz,

    4kâmil mürşitten el alınmadıkça.

    Dört dörtlük boyunca dağınık duran redif burada üç kez üst üste biniyor ve üçü de olumsuzla bitiyor: hâk olmaz, sîneçâk olmaz, pâk olmaz. Kapanış şartı en somut olanı — el almak, mürşidin elini tutup ikrar verme töreni. Arınma bir ruh hâline değil, bir el temasına bağlanıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinden; Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı, imlâsına dokunulmadı. İlk dizedeki "şâhma", ı ve n harflerinin m okunmasından doğmuş bir dizgi aksaklığı gibi duruyor ve dizeyi on heceye düşürüyor; "şâhına" okuyuşu ölçüyü tamamlar ama metne dokunulmadı. Son iki dörtlük kaynakta araya boş satır konmadan dizilmiş.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEzel meclisinde Kırklar cemindeKul Himmet · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Kanber

Hz. Ali'nin sadık hizmetkârı

erkân

Yolun kuralları, tören usulü

tâlip

Yola girmek isteyen, istekli

kamet

Boy, endam

cevâhir

Cevherler, değerli taşlar

sikke

Hükümdar adına basılan madenî para

zer

Altın

sîneçâk

Göğsü yırtık; aşktan bağrı yarılmış