DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Ali’nin sırrına ereyim dersen
Nefes · 16. yüzyıl

Ali’nin sırrına ereyim dersen

Beş dörtlüğün dördü bir şart koyar, beşincisi bunu tek cümlede toplar. Her dörtlük “andan gel” redifiyle biter: gelmek serbest değil, izne bağlıdır. Şart sırayla mürşit, deniz, musâhip kapısı ve nihayet sağken ölmektir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ali’nin sırrına ereyim dersen

    Bir bul da gel

    Küfrünü îmâna satayım dersen

    Var kendi küfrünü bil de gel

    1Ali'nin sırrına ermek istersen

    2Önce olgun bir mürşit bul, ondan sonra gel

    3Küfrünü imana çevirmek istersen

    4Git kendi küfrünü tanı, ondan sonra gel

    Dört dizenin ikisi şart cümlesi, ikisi hep aynı emirle biter: “andan gel”. Redif bir kapı gibi çalışır — her dörtlükte bir eşik konur, eşik aşılmadan gelinmez. İlk eşik mürşit, ikincisi insanın kendi küfrünü tanımasıdır; imanı satın almanın bedeli önce inkârı görmektir.

  2. 2

    Şerîat ma’nisi insana sözdür

    Tarikat sürerler gece gündüzdür

    Gönül bahr-i aşktır deryâ denizdir

    ol ummâna dal da gel

    1Şeriatın anlamı insana söylenen sözdür

    2Tarikat sürenlerin işi gece gündüzdür

    3Gönül aşk denizidir, uçsuz bucaksız deryadır

    4Dalgıç ol, ummana dal, ondan sonra gel

    Şeriat, tarikat, sonra deniz: dörtlük yolun basamaklarını bir bir sayar. “Bahr-i aşk” ile “deryâ deniz” üst üste yığılınca ölçüsüzlük duyulur hâle gelir. “Bahrî” hem denizci hem suya dalan kuş demektir; şair kıyıda durmayı değil, suyun altına inmeyi şart koşar.

  3. 3

    Pişiri pişiri söyle sözünü

    İki babdan ayırma gör gözünü

    Mürşidine teslim eyle özünü

    kapusun bul da gel

    1Sözünü pişire pişire söyle

    2Gözünü iki kapıdan ayırma

    3Özünü mürşidine teslim et

    4Musahiplik kapısını bul, ondan sonra gel

    “Pişiri pişiri” ikilemesi sözü yiyecek gibi ele alır: çiğ söz yenmez. “İki bab” şeriat ile tarikat kapılarıdır; göz bir kapıya kayarsa yol yarıda kalır. Dörtlük teslimiyeti bir sıraya bağlar — önce söz, sonra bakış, sonra öz, en sonunda musâhip kapısı.

  4. 4

    Cellâd olub sen canına kıyagör

    Ârif olub her ma’niden duyagör

    Cesedin kendi elinle yuyagör

    Kendi namazını kıl da gel

    1Cellat ol da kendi canına kıymayı bil

    2Arif ol da her anlamdan haber al

    3Cesedini kendi elinle yıka

    4Kendi cenaze namazını kıl, ondan sonra gel

    Yolun “ölmeden önce ölmek” düsturu burada cellât, ceset ve yıkama imgeleriyle somutlanır: kişi hem öldüren hem ölen hem gasilcidir. “Kendi namazını kıl” derken kastedilen cenaze namazıdır; nefsin ölümü, sağken kılınan bir cenaze töreniyle tamamlanır.

  5. 5

    Şah Hatâyî’m söyler dilinden

    Ayırırlar seni kibr ile kinden

    Ölmeyene nasîb olmaz bu yoldan

    Var ölmezden evvel öl de gel

    1Şah Hatayi'm dilinden hikmet söyler

    2Seni kibirden de kinden de ayırırlar

    3Ölmeyene bu yoldan pay düşmez

    4Git, ölmeden önce öl, ondan sonra gel

    Mahlas dörtlüğü anahtarı sona saklamış: “Var ölmezden evvel öl” hem tasavvufun yerleşik sözünün karşılığı hem dört dörtlüktür kurulan şartın özetidir. Kibir ile kin yolun iki hastalığı olarak anılır; ikisinden ayrılmak, redifin istediği gelişin bedelidir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürümü esas alındı. Kaynakta tarih, imza ya da dipnot artığı yok; başlık olarak dizilen ilk dize metne bir kez girdi. “Ma’ni”, “ma’nisi”, “kapusun” gibi biçimler kaynağın imlâsıdır, düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBe erenler be gazilerŞah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

mürşid-i kâmil

olgunluğa ermiş yol gösterici

küfr

inkâr, hakikati örtme

bahr-i aşk

aşk denizi

bahrî

denizci; suya dalan kuş

ummân

engin deniz, okyanus

musâhib

Bektaşî yolunda birbirine yol kardeşi olan kişi

ma’ni

anlam; hikmetli söz

andan

ondan sonra