Şah İsmail Hatâyî kimdir?
Şah İsmail, Safevî devletinin kurucusu ve şiirlerini Hatâyî mahlasıyla yazan bir şairdir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü onu 16. yüzyıl Azerî sahası edebiyatı içinde bir divan şairi olarak kaydeder; çağdaşlarının kendisine sâhib-i seyf ü kalem dediğini TDV İslâm Ansiklopedisi aktarır.
Şiirlerini Türkçe ve Farsça yazdı. TEİS, Alevî-Bektaşî geleneğinin yedi ulu ozanından biri mertebesindeki Hatâyî imgesinden ve bu gelenekte tapşırma yerine hatâyî sözcüğünün kullanıma girmesinden söz eder.
Hayatı ve yaşadığı çevre
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne göre 892/1487'de, 17 Temmuz'da Erdebil'de doğdu. Babası Safevî şeyhi Haydar, annesi Akkoyunlu Uzun Hasan'ın kızı ve Alemşah lakabıyla bilinen Halime Begüm'dür. Bir yaşındayken babası Ferruh Yesar tarafından öldürüldü; kardeşleri Sultan Ali ve İbrahim ile birlikte İstak Kalesi'nde hapsedildi.
Serbest kaldıktan sonra çevresinde toplananlarla Safevî hâkimiyetini kurdu. İki kaynak bu aşamanın tarihinde tam olarak örtüşmez: TEİS 907/1501'de şahlığını ilan ederek Ebu'l-Muzaffer Şah İsmail Bahadır Han unvanını aldığını yazarken TDV İslâm Ansiklopedisi 1502 baharında Şurur yakınlarında Akkoyunlu kuvvetlerini yenip Tebriz'e girdiğini ve tahta çıktığını bildirir.
TDV maddesine göre Tebriz'e girdikten sonra On İki İmam Şiîliğini devletin resmî inancı yaptı; aynı madde Akkoyunlu aileleri ve Sünnî direnişçilere karşı büyük katliamlar yapıldığını da kaydeder. 1509'da Şeybani Han'ı yendi; 23 Ağustos 1514'te Çaldıran ovasında Yavuz Sultan Selim'in ordusuna yenildi ve TDV maddesine göre Dergezin'e çekilerek batıdaki topraklarını kaybetti.
930/1524'te, 23 Mayıs'ta Tebriz'de öldü ve Erdebil'de atalarının yanına gömüldü. TDV, mahlasını Ali Şîr'in Nevâî mahlasına uyarlayarak aldığının kaydedildiğini, divanının ölümünden sonra 1535'te derlendiğini belirtir; TEİS ise şiirinde Nesîmî ile Ali Şir Nevâyî etkisinden söz eder.
Muhsin Macit'in tenkitli neşrine göre Dîvânında 19 kaside, 440 gazel, 1 müseddes, 2 mesnevi, 10 tuyug, 1 kıta ve 1 matla' olmak üzere 474 Türkçe şiir bulunur. Dîvân-ı Hatâyî'nin bugüne kadar 25 nüshası tespit edilmiştir; bu nüshalar 16. ve 17. yüzyıllarda Herat, Tebriz, Kazvin, Meşhed ve İsfahan gibi kültür merkezlerinde Şah Mahmud Nişapurî, Ali Meşhedî, Yârî, Iyşî, İmad Hasenî ve Nureddin İsfahanî gibi hattatlar tarafından yazılmıştır.
Şiir anlayışı ve dili
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü şiirlerinin büyük bölümünün aruz ölçüsüyle yazıldığını, bunun yanında hece ölçüsüyle yazılmış Hatâyî mahlaslı koşmalar da bulunduğunu belirtir; muahhar nüshalarda vezin ve kafiye kusurunun daha sık görüldüğünü ekler.
Aynı madde onun tasavvufî-dinî muhtevayı klasik aşk temalarıyla birleştirdiğini, şiirlerinin merkezî kavramının Ali sevgisiyle iç içe geçen aşk olduğunu yazar.
TEİS, Hatâyî'nin cem törenlerinin başat figürü sayıldığını ve Aleviler arasında tapşırma yerine hatâyî sözcüğünün kullanıma girdiğini kaydeder.
Başlıca eserleri ve şiirleri
- Dîvân (Divân-ı Hatâyî)TEİS'e göre 19 kaside, 440 gazel, 1 müseddes, 2 mesnevi, 10 tuyug, 1 kıta ve 1 matla' olmak üzere 474 Türkçe şiir; 25 nüshası tespit edilmiştir.
- Deh-nâme911/1506'da yazıldı; TEİS'e göre Azerî sahasında bilinen ilk Türkçe deh-nâme örneğidir.
- Nasihat-nâme184 beyitlik didaktik mesnevi; dinî görüşleri ahlâkî öğütlerle aktarır.Arşivdeki ilgili şiirleri gör →
Edebiyat tarihindeki yeri
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Hatâyî'nin tarihsel kimliğinin ötesine geçerek Alevî-Bektaşî geleneğinde ve sözlü kültürde bir tasavvufî figüre dönüştüğünü, yedi ulu ozandan biri mertebesinde anıldığını ve cem törenlerinin başat figürü sayıldığını kaydeder; aynı madde Safevî sarayında Türkçe şiirin onun döneminde itibar kazandığını da belirtir.
Hayat bilgileri TEİS kaydı temel alınarak özetlendi; kesin olmayan biyografik ayrıntılar kesin hüküm olarak sunulmadı.
TEİS kaydını aç ↗