Evvel ol Allah’ın adı söylenür
Tevhîdi tanımlayan bir erkân nefesi. Beş bendin her biri sözcüğü bir başka yere bağlar: ibadetin başına, Şeyh Safî'ye, dermansız derde, ikrara ve on iki imama. Redifin yeri sabit değil, bu yüzden tanım her bentte yeniden kurulur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Evvel ol Allah’ın adı söylenür
Cümle ibâdetin başıdır
Pîrim ’den bize kalmıştır.
Sofî kardeşlerin kânıdır
1Önce o Allah'ın adı söylenir;
2bütün ibadetlerin başı tevhîddir.
3Pirim Şeyh Safî'den bize kalmıştır,
4sofu kardeşlerin madenidir tevhîd.
- 2
Her kim ’nin emrini tutmaz
Yorulur bu yolda menzile gitmez
Gayrı millet ana i’tibâr etmez
Cümle ibâdetin başıdır
1Kim Şeyh Safî'nin buyruğunu tutmazsa
2bu yolda yorulur, varacağı yere varamaz.
3Başka topluluklar ona itibar etmez;
4bütün ibadetlerin başı tevhîddir.
Bent olumsuzdan kuruluyor: tutmayan, gitmeyen, itibar etmeyen. Cezası dışlanma değil, boşa yorulma — yol yürünür ama menzile çıkmaz. Dördüncü dize ilk bendin ikinci dizesini aynen tekrarlayarak tanımı bir nakarat gibi çakıyor.
- 3
ile bitmez işler bitmiştir
ile tâlib Hak’ka yetmiştir
ile dünyâ karar tutmuştur
Dermansız derdlerin dermânı
1Tevhîdle bitmez işler bitmiştir,
2tevhîdle isteyen Hakk'a ulaşmıştır,
3tevhîdle dünya kararını bulmuştur;
4dermansız dertlerin dermanı tevhîddir.
Nefesin en sıkı bendi: üç dize aynı kalıpla açılıyor ve etki alanı basamak basamak genişliyor — bir işten bir kişiye, oradan bütün dünyaya. Kapanıştaki “dermansız derdlerin dermânı” kelime içinde çelişki kurarak imkânsızı çözülmüş sayıyor.
- 4
Mürebbîsiz musâhibsiz
İkrarından dönen yanar îmansız
Yakın ihlâs ile çağır gümansız
’nin armağanıdır
1Yol atası olmayan, yol kardeşi olmayan, tutunacak eteği olmayan;
2verdiği sözden dönen imansız yanar.
3Yakın dur, içtenlikle çağır, şüphesiz;
4tevhîd Şeyh Safî'nin armağanıdır.
İlk dize üç kurumu üst üste eksiltiyor: mürebbî, musâhib, dâmen. Bunlar Alevî-Bektaşî yolunda kişiyi topluluğa bağlayan üç bağdır; hepsi düştüğünde geriye ikrarını bozan kalır. Son dize sertliği yumuşatır — tevhîd bir yük değil, bağışlanmış bir şey.
- 5
Can Hatayî'm derya denizdir
etmeyenler bizim nemizdir
Pîrim ’den sermâyemizdir
On iki imâmın erkânı
1Can Hatayî'm, tevhîd derya gibi bir denizdir;
2tevhîd etmeyenler bizim neyimiz olur?
3Pirim Şeyh Safî'den kalan sermayemizdir,
4on iki imamın erkânıdır tevhîd.
Mahlas bendi tanımı üç kez daha çeviriyor: uçsuz bir deniz, miras kalan sermaye, on iki imamın kuralı. İkinci dizedeki soru dışlamayı sitem tonunda söylüyor. Beş bentte tevhîd sırayla baş, kaynak, derman, armağan ve erkân oldu; tanım hiç sabitlenmedi.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Kaynakta üçüncü dizenin sonunda bir nokta var, son bent öncekilerden boş satırla ayrılmamış ve mahlas düz kesmeyle "Hatayî'm" yazılmış; hiçbiri düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes bir erkânın sırasını anlatarak başlıyor: önce ad anılır. İkinci dize tevhîdi ibadetler arasında bir sıraya değil, hepsinin başına koyar. Üçüncü dize onu bir soy zincirine bağlıyor — Şeyh Safî, Safevî ocağının kurucusu ve Hatâyî'nin atası.