DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Gönül ne gezersin seyran yerinde
Nefes · 16. yüzyıl

Gönül ne gezersin seyran yerinde

Bir öğüt nefesi: dost seçmenin, mürşide bağlanmanın ve gıybetten kaçmanın koşullarını sayar. Her bent “olmayınca” redifiyle bir eksiklik kurar, sonra o eksikliğin sonucunu söyler. Kapanış bendinde redif yerinden kayar ve şiir bir ömür muhasebesine döner.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gönül ne gezersin yerinde

    Âlemde her şeyin var olmayınca

    Olura olmaza dost deyüb gezme

    Bir ahdine bütün yâr olmayınca

    1Gönül, gezinti yerinde ne gezersin

    2âlemde hiçbir şeyin yokken?

    3Olur olmaz kişiye dost deyip dolaşma,

    4sözüne sonuna kadar sadık bir yâr olmadıkça.

    Nefes gönle seslenerek başlıyor; muhatap dışarıdaki biri değil, kişinin kendi isteği. “Olmayınca” redifi baştan bir koşul dili kuruyor: her tavsiye bir eksikliğe bağlanıyor. İkinci beyit dostluğu ucuzluktan çıkarıp ahde sadakat şartına bağlar.

  2. 2

    Yürü sofi yürü yolundan azma

    İlin gıybetine kuyular kazma

    Varub her dükkâna metâm çözme

    Yanında mürşidin var olmayınca

    1Yürü sofu, yürü, yolundan sapma;

    2elin gıybeti için kuyular kazma.

    3Her dükkâna varıp malını açma,

    4yanında mürşidin yokken.

    Üç yasak sıralanıyor ve üçü de aynı kusurun biçimleri: yoldan çıkmak, arkadan konuşmak, herkese açılmak. “Metâm çözme” çarşı dilinden gelir — insanın iç varlığı satılık mal gibi düşünülmüş. Koruma da bir kural değil, yanında duran bir kişi: mürşid.

  3. 3

    Kalktı havalandı gönülün kuşu

    Kavga gıybet etmek kötünün işi

    Üstadın tanımaz bunda her kişi

    Anın kim mürşidi er olmayınca

    1Gönlün kuşu kalktı, havalandı;

    2kavga ve gıybet kötü kişinin işidir.

    3Burada herkes ustasını tanımaz,

    4mürşidi yiğit olmayanın.

    İlk dize bendin geri kalanıyla gerilim kuruyor: uçan bir kuş serbestliktir, ardından gelen üç dize ise bağlanmayı över. Şiirin teşhisi kişisel değil soybilimsel — birinin edepsizliği kendi kusuru değil, mürşidinin eksikliği olarak okunuyor.

  4. 4

    Varub bir kötüye sen olma

    Çerhine değer de dolunu döker

    Ne Hudadan korkar ne eder

    Bir kötüde namus âr olmayınca

    1Varıp bir kötüye hizmetkâr olma;

    2çarkına dokunur, dolu kadehini döker.

    3Ne Allah'tan korkar ne utanır,

    4kötüde namus ve ar olmayınca.

    İkinci dize nefesin en yoğun imgesi: “çerh” hem felek hem çıkrık, “dolu” hem cemde sunulan kadeh hem dolan kap. Kötüye hizmet edenin dönen çarkı ona çarpar ve payını yere döker. Zararın kaynağı kötünün gücü değil, utanma duygusunun yokluğu.

  5. 5

    Şah Hatâyım edem bu sırrı beyan

    Kâmil midir câhil sözüne uyan

    İki baştan yâr olmayınca

    Bir baştan ağlamak ömredir ziyan

    1Şah Hatâyım, bu sırrı açıklayayım:

    2cahilin sözüne uyan olgun sayılır mı?

    3İki taraftan sevgi ve dostluk olmayınca

    4tek taraftan ağlamak ömre yazıktır.

    Kapanışta redif yerini değiştiriyor: kalıp gereği ikinci dizede olması gerekirken üçüncüye kayıyor, böylece son dize serbest kalıp hükmü söylüyor. Nefes başladığı yere döner — dost seçme öğüdü, karşılıksız sevginin ömür israfı olduğu sonucuna varır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; imlâsına dokunulmadı. "Varub her dükkâna metâm çözme" dizesi kaynakta on bir yerine on hecede; eksik hece tamamlanmadı. Son bentte redif ikinci değil üçüncü dizede duruyor, bu da kaynaktaki hâliyle bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGönül seyranda gezerkenŞah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

seyran

gezinti, seyir yeri

ahd

söz, ant

metâ

mal, satılık eşya

mürşid

yol gösteren, tarikat rehberi

nöker

uşak, silahlı hizmetkâr

çerh

çark, dönen felek

hicab

utanma, çekinme

muhîb

seven, dost; yola gönül vermiş kişi