DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Gönül seyranda gezerken
Nefes · 16. yüzyıl

Gönül seyranda gezerken

Bir gezinti sahnesiyle açılıp araya giren engelle bozulan, sonra içe dönen bir nefes. Ortadaki iki dörtlük simya diliyle kurulur: marifet kazan, aşk onu kaynatan ocaktır. Son dörtlük yaraya tuz basmayı bir şikâyet değil bir istek olarak söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gönül seyranda gezerken

    Şah geldi kondu seraya

    Hak’ka eyler iken

    Bir engel düştü araya

    1Gönül gezinip seyre dalmışken

    2Şah gelip saraya kondu

    3Hakk'a yakarırken

    4Araya bir engel girdi

    İlk iki dize bir sahne kurar: gönül gezintideyken şah gelip konar. Üçüncü dizede yakarış başlar, dördüncüde araya engel girer — dörtlük kavuşmayı kurar kurmaz bozar. “Seyran” ile “serâ” kafiyeden çok karşıtlık üretir: biri gezinme, öbürü durup konma yeridir.

  2. 2

    Hak’kun kapusundan girdim

    Kendü vücudumu gördüm

    kazanun kurdum

    Aşkı kaynadan kûreye

    1Hakk'ın kapısından girdim

    2Kendi bedenimi gördüm

    3Marifet kazanını kurdum

    4Aşkı kaynatan ocağa

    İçe dönüş bir kapıdan girmekle anlatılır ve girilen yerde bulunan şey kişinin kendi bedenidir: Hakk'ın kapısı ile insanın vücudu aynı eşiği paylaşır. Sonraki iki dize simyacı diliyle sürer — marifet bir kazan, aşk onu kaynatan kûredir; bilgi eritilecek bir maden gibi düşünülür.

  3. 3

    Mahabbet haslar hasıymış

    Muhabbet Hak’kun nesiymiş

    Sevgü Hak sevgüsü imiş

    Erenler ne dir buraya

    1Muhabbet, hasların hasıymış

    2Muhabbet Hakk'ın nesiymiş

    3Sevgi, Hakk'ın sevgisiymiş

    4Erenler buraya ne der

    Üç dize üst üste aynı kelimeyi çevirir: mahabbet, muhabbet, sevgü. Tekrar bir vurgu değil bir tanım denemesidir — sevginin kime ait olduğu aranır, cevap her seferinde Hak'ta bulunur. Son dize sözü erenlere bırakır; şair kendi hükmünü vermeyip yolun ortak diline havale eder.

  4. 4

    Hele küşadım düşürdüm

    kazanun taşırdım

    İrfan ateşün pişürdüm

    Tuzun tattırdım bereye

    1Nihayet açılışımı yakaladım

    2Ayrılık kazanını taşırdım

    3İrfan ateşinde pişirdim

    4Tuzunu bereye tattırdım

    Önceki dörtlüğün kazanı burada işler hâle gelir: firkat kaynatılır, irfan ateşte pişirilir. “Küşad” açılma, açılış demektir; şair onu “düşürdüm” diyerek kapının zorlamayla değil bir talihle açıldığını ima eder. Son dizede tuz bereye değer — pişen şeyin tadı acıyla ölçülür.

  5. 5

    Hatâyî der ihtiyarsız

    Neyleyüm Dünyayı yârsız

    Ol âlemden bihabersüz

    Tuz ister yaraye

    1Hatayi elinde olmadan söyler

    2Yârsiz dünyayı ne yapayım

    3O âlemden habersizsiniz

    4Yara tuz ile ekmek ister

    Mahlas dörtlüğü dili sertleştirir: “ihtiyarsız”, yani elinde olmadan söyleyen bir şair. Yârsız dünyanın reddi ile çoğula dönen “bihabersüz” sitemi birbirini tamamlar. Son dize tuz ile etmeği yan yana koyar — burada “etmek” ekmektir; yara hem acıyı hem azığı ister.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri”) esas alındı. Kaynağın imlâsı korundu: “Hak'kun”, “kapusundan”, “kendü”, “sevgü”, “pişürdüm”, “bihabersüz”. “Neyleyüm Dünyayı yârsız” dizesindeki büyük harfli “Dünya” kaynağın dizgisidir, küçültülmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHû diyelüm gerçeklerin demineŞah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

seyran

gezinti, seyre çıkma

niyaz

yalvarma, yakarış

mârifet

Hakk'ı sezerek bilme

kûre

maden eritilen ocak, potanın ateşi

küşad

açılma, açılış

firkat

ayrılık

bihaber

habersiz

etmek

ekmek