Gönül seyranda gezerken
Bir gezinti sahnesiyle açılıp araya giren engelle bozulan, sonra içe dönen bir nefes. Ortadaki iki dörtlük simya diliyle kurulur: marifet kazan, aşk onu kaynatan ocaktır. Son dörtlük yaraya tuz basmayı bir şikâyet değil bir istek olarak söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gönül seyranda gezerken
Şah geldi kondu seraya
Hak’ka eyler iken
Bir engel düştü araya
1Gönül gezinip seyre dalmışken
2Şah gelip saraya kondu
3Hakk'a yakarırken
4Araya bir engel girdi
- 2
Hak’kun kapusundan girdim
Kendü vücudumu gördüm
kazanun kurdum
Aşkı kaynadan kûreye
1Hakk'ın kapısından girdim
2Kendi bedenimi gördüm
3Marifet kazanını kurdum
4Aşkı kaynatan ocağa
İçe dönüş bir kapıdan girmekle anlatılır ve girilen yerde bulunan şey kişinin kendi bedenidir: Hakk'ın kapısı ile insanın vücudu aynı eşiği paylaşır. Sonraki iki dize simyacı diliyle sürer — marifet bir kazan, aşk onu kaynatan kûredir; bilgi eritilecek bir maden gibi düşünülür.
- 3
Mahabbet haslar hasıymış
Muhabbet Hak’kun nesiymiş
Sevgü Hak sevgüsü imiş
Erenler ne dir buraya
1Muhabbet, hasların hasıymış
2Muhabbet Hakk'ın nesiymiş
3Sevgi, Hakk'ın sevgisiymiş
4Erenler buraya ne der
Üç dize üst üste aynı kelimeyi çevirir: mahabbet, muhabbet, sevgü. Tekrar bir vurgu değil bir tanım denemesidir — sevginin kime ait olduğu aranır, cevap her seferinde Hak'ta bulunur. Son dize sözü erenlere bırakır; şair kendi hükmünü vermeyip yolun ortak diline havale eder.
- 4
Hele küşadım düşürdüm
kazanun taşırdım
İrfan ateşün pişürdüm
Tuzun tattırdım bereye
1Nihayet açılışımı yakaladım
2Ayrılık kazanını taşırdım
3İrfan ateşinde pişirdim
4Tuzunu bereye tattırdım
Önceki dörtlüğün kazanı burada işler hâle gelir: firkat kaynatılır, irfan ateşte pişirilir. “Küşad” açılma, açılış demektir; şair onu “düşürdüm” diyerek kapının zorlamayla değil bir talihle açıldığını ima eder. Son dizede tuz bereye değer — pişen şeyin tadı acıyla ölçülür.
- 5
Hatâyî der ihtiyarsız
Neyleyüm Dünyayı yârsız
Ol âlemden bihabersüz
Tuz ister yaraye
1Hatayi elinde olmadan söyler
2Yârsiz dünyayı ne yapayım
3O âlemden habersizsiniz
4Yara tuz ile ekmek ister
Mahlas dörtlüğü dili sertleştirir: “ihtiyarsız”, yani elinde olmadan söyleyen bir şair. Yârsız dünyanın reddi ile çoğula dönen “bihabersüz” sitemi birbirini tamamlar. Son dize tuz ile etmeği yan yana koyar — burada “etmek” ekmektir; yara hem acıyı hem azığı ister.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri”) esas alındı. Kaynağın imlâsı korundu: “Hak'kun”, “kapusundan”, “kendü”, “sevgü”, “pişürdüm”, “bihabersüz”. “Neyleyüm Dünyayı yârsız” dizesindeki büyük harfli “Dünya” kaynağın dizgisidir, küçültülmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk iki dize bir sahne kurar: gönül gezintideyken şah gelip konar. Üçüncü dizede yakarış başlar, dördüncüde araya engel girer — dörtlük kavuşmayı kurar kurmaz bozar. “Seyran” ile “serâ” kafiyeden çok karşıtlık üretir: biri gezinme, öbürü durup konma yeridir.