Muhabbet şiirleri
19 şiir · 11 şair
Muhabbet bu şiirlerde aşkın eş anlamlısı değil; bir bağın ve o bağın şartlarının adı. Pir Sultan Abdal'ın “Güzel âşık cevrimizi” diye açılan nefesi bir davet değil bir uyarıdır: yol itirazsız kabul isteyen bir rıza lokmasıdır, muhabbet baldan tatlıdır ama doyulmaz. Her dörtlük aynı soruyla kapanarak talibi sınar.
Kul Himmet'te aynı kelime bir bağlılık bildirisine dönüşür. “Divane gönlümüz geçmez güzelden” diye başlayan koşma her dörtlüğünü Ali'ye seslenerek kapatır ve sonunda cenneti açıkça reddedip yerine cemali ister. Muhabbet burada bir duygu değil, kime bağlı olunduğunun beyanıdır.
Halk şiirinde ölçü karşılıklılığa kayar. Ruhsatî'nin “Perişan hâlimi göre mi geldin” diye açılan koşması sevgiyi sevgiyle karşılamayı önerir, sonra aramanın yönünü değiştirir: can değil canan aranacaktır. Seyyid Nesîmî'nin “Seher oldu ey nigarım” dizesiyle başlayan nefesinde ise muhabbet bir koku gibi, rüzgârla taşınan bir iz olarak kalır.
Recaizade Mahmut Ekrem'in “Cemâl-i pâki âsâr-ı tecellâ-yı muhabbetdir” diye açılan gazeli kelimeyi meclisten çıkarıp kâinata taşır: ay ile güneş muhabbetin seyreden iki gözü, gökkubbe onun ağzına kadar dolu kadehidir. Aynı sözcük böylece üç ayrı ölçekte çalışıyor — bir yolun şartı, bir bağlılık yemini ve evrenin ilkesi.
19 şiir





