Divane gönlümüz geçmez güzelden
Beş dörtlük, hepsi "ya Ali" ile kapanıyor. Şiir bir aşk sözüyle açılıp düvaza dönüyor: Kandil'de bekleyen, bin bir dondan görünen, şefaat umulan Ali. Son dörtlükte cennet açıkça reddedilip yerine cemal isteniyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Divane gönlümüz geçmez güzelden
Mihrin yereyledi tenden ya Ali
Benim arzumanım sensin ezelden
Gitmez mahabbetin candan ya Ali
1Divane gönlümüz güzelden vazgeçmez;
2sevgin tende yer etti ya Ali.
3Ezelden beri özlemim sensin;
4sevgin candan çıkıp gitmez ya Ali.
- 2
Canü dilden sevenlerin canısın
Âşıklara medhitmenin şanısın
Noksana kalmaz kânısın
Geçersin günahtan kandan ya Ali
1Candan gönülden sevenlerin canısın;
2âşıklara övgü etmenin şanısın.
3Eksik bırakmayan mürüvvet madenisin;
4günahtan da kandan da geçersin ya Ali.
Üç dize üç unvan gibi üst üste biniyor ve hepsi "-sın" ile bitiyor. Anahtar imge "kân": mürüvvet verilen bir şey değil, ondan çıkarılan bir maden. Son dize affın kapsamını genişletiyor, günahın yanına kanı da koyuyor. Kerbelâ'nın etrafında dönen bir şiirde kan borcunu affın içine almak küçük bir iddia değil.
- 3
Müşkülünü halledersin dostuna
Çağırdıkça irişirsin düşküne
Kerbelâda yatan İmam aşkına
Şefaat umarız senden ya Ali
1Dostunun zorluğunu çözersin;
2çağırdıkça düşkünün yanına yetişirsin.
3Kerbelâ'da yatan İmam aşkına,
4senden şefaat umuyoruz ya Ali.
Dörtlük artık yorum değil, dua. "Müşkül-küşâ", yani zorluk açan, Alevî-Bektaşî dualarında Ali'nin sabit sıfatıdır. Üçüncü dize Hüseyin'i adını anmadan yemine katıyor: babadan istenen şey oğlunun aşkı üzerine isteniyor. "Umarız" çoğul olduğu için şiir burada şairin değil cem topluluğunun ağzına geçiyor.
- 4
Nice yüz bin yıllar Kandilde durdun
Atanın belinden madere geldin
Anın için halkı gümana saldın
Bin bir dondan başgösterdin ya Ali
1Yüz binlerce yıl Kandil'de durdun;
2babanın belinden anaya geldin.
3Bu yüzden halkı şüpheye düşürdün;
4bin bir bedenden görünüverdin ya Ali.
Nefesin inanç çekirdeği burada. Kandil yaratılıştan önce nûrun durduğu yer, belden rahme inmek soy yoluyla süregelen bir varlık, "don" ise beden ve suret. Bin bir dondan görünmek devir inancının teknik ifadesi. Üçüncü dize bu öğretinin insanları şaşırttığını itiraf ediyor ama özür dilemiyor: gümâna salan da Ali sayılıyor.
- 5
Tarikat içinde şemsü kamerin
Hakikat içinde zatı kemalin
İstemem Cenneti göster cemalin
Kul Himmet göçmezden bundan ya Ali
1Tarikat içinde güneşi ve ayısın;
2hakikat içinde kemalin özüsün.
3Cenneti istemem, cemalini göster;
4Kul Himmet buradan göçmeden önce ya Ali.
İlk iki dize dört kapıdan ikisini anıyor: tarikat ve hakikat. Üçüncü dize şiirin en cesur yeri — cennet reddediliyor, karşılığında yalnız cemal isteniyor. Sevap hesabının dışına çıkan bu didâr talebi tekke şiirinin ortak sözüdür. Kaynaktaki nüsha dipnotu son dize için "geçti serden" okuyuşunu veriyor; metne alınmadı.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144029 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa numarası ve nüsha dipnotu metne alınmadı. Kaynaktaki "yereyledi", "medhitmenin" ve "başgösterdin" bitişik dizgileri olduğu gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif her dörtlüğü bir hitaba çeviriyor. İlk dize bir aşk şiiri gibi açılıyor, ikinci dize muhatabı söyleyince türü değişiyor: aranan güzel Ali'dir. "Mihr" hem sevgi hem güneş demek, sevginin tene yer etmesi böylece ışığın bedene yerleşmesi olarak da okunuyor. Kaynakta "yereyledi" bitişik dizilmiş.