Dün gece seyrim içinde
Beş dörtlük aynı dizeyle kapanıyor: ben dedem Ali'yi gördüm. Görüntü bir şişedeki üç çırakla başlıyor, yedi iklime yayılıyor, sonra cennet kapısına varıyor. Şiir gördüğünü açıklamıyor, yalnız tekrarla doğruluyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali’yi gördüm
Eğildim niyaz deminde
Ben dedem Ali’yi gördüm
1Dün gece gördüğüm seyirde
2ben dedem Ali'yi gördüm.
3Niyaz vaktinde eğildiğimde
4ben dedem Ali'yi gördüm.
- 2
Üç yanar şişede
Aslanlar gizli meşede
Yedi iklim dört köşede
Ben dedem Aliyi gördüm
1Şişede üç çırağ yanar;
2aslanlar meşelikte gizlidir.
3Yedi iklim dört köşede,
4ben dedem Ali'yi gördüm.
Üç çırağ cem töreninin çerağ uyandırma anını çağırıyor; sayı Allah-Muhammed-Ali üçlemesine bağlanır. Aslan Ali'nin sıfatıdır, meşelikte gizli olması sır tutmanın imgesi. Üçüncü dize halk dilinde bütün dünya demek — görüntü şişeden çıkıp yedi iklime yayılıyor. Kaynakta bu dörtlüğün nakaratı kesmesiz dizilmiş.
- 3
Kızıl güller deste deste
Bergüzar yolladım dosta
Üç mihmandan iste
Ben dedem Ali’yi gördüm
1Kızıl güller deste deste;
2dosta armağan yolladım.
3Üç doluyu konuktan iste;
4ben dedem Ali'yi gördüm.
"Dolu" cemde sunulan kadeh; Bektaşî dilinde dolu içmek sırra ortak olmaktır. Sayı yine üç, önceki dörtlüğün üç çırağıyla eşleşiyor. Kızıl gül Muhammed'in rengi sayılır ve dosta yollanması rüyayı tek yönlü olmaktan çıkarıyor: gören kişi aynı zamanda veriyor. Üçüncü dize doluyu sahipten değil konuktan istiyor.
- 4
Cennet kapusunda duran
Kilidin mührünü kuran
Yezide kılınan vuran
Ben dedem Ali’yi gördüm
1Cennet kapısında duran,
2kilidin mührünü kuran,
3Yezid'e kılıcını vuran,
4ben dedem Ali'yi gördüm.
Üç sıfat-fiil Ali'yi kapıcı yapıyor: cennetin önünde duran, kilidi mühürleyen, kılıcı vuran. Mühür ile kilit sırrın kapanışı, aynı el hem açıyor hem kapatıyor. Üçüncü dize kaynakta "kılınan vuran" dizilmiş; kafiye ve anlam "kılıncın" okuyuşunu istiyor ama metne dokunulmadı, aksaklık olduğu gibi bırakıldı.
- 5
Yüce dağlar coşkun coşkun
Kul Himmet’im aşka düşkün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali’yi gördüm
1Yüce dağlar coşkun coşkun;
2Kul Himmet'im aşka düşkün;
3bütün meleklerden üstün,
4ben dedem Ali'yi gördüm.
Kafiye coşkun–düşkün–üstün olarak yürüyor ve ortadaki terim şairin kendisi: mahlasını dağ ile melekler arasına yerleştiriyor. Son iddia insan-ı kâmil düşüncesinden geliyor, Âdem'in meleklerden üstün sayılması Ali'ye aktarılıyor. Şiir boyunca değişmeyen tek cümle nakarat; kanıt saydığı şey de yalnız o görme.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141248 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa numarası metne alınmadı. Kaynakta ikinci dörtlüğün nakaratı kesmesiz ("Aliyi"), dördüncü dörtlüğün üçüncü dizesi ise "Yezide kılınan vuran" biçiminde dizilmiş; ikisi de düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
"Seyr" sıradan uyku değil, dervişin manevî temaşa hâli. Ali'ye "dedem" demek on dört yüzyılı akrabalığa indiriyor: dede Alevîlikte hem büyükbaba hem ocağın yol göstericisidir. Nakarat ilk dörtlükte iki kez, sonrakilerde birer kez geliyor; görme eylemi böylece şiirin ritmine dönüşüyor.