DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Pir Sultan Abdal/Derdim çoktur Kangısına yanayım
Nefes · 16. yüzyıl

Derdim çoktur Kangısına yanayım

Dertlerin çokluğuyla açılıp tek bir kapıya, Şah'ın eline yönelir. Ortadaki bentlerde sevgili sırayla gül, servi, kıble ve mihrap olur; son bentte ise sitem sevgiliye döner ve muhabbetten kaçmak yolun töresine aykırı sayılır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Derdim çoktur Kangısına yanayım

    Yine tâzelendi yürek yaresi

    Ben bu derde derman bulayım

    Meğer Şah elinden ola çâresi

    1Derdim çok, hangisine yanayım

    2Yürek yarası yine tazelendi

    3Bu derde nerede derman bulayım

    4Çaresi ancak Şah'ın elinden olur

    Şiir hangisine yanacağını bilemeyen bir sesle açılır; “kangı” hangi, “kande” nerede demektir. İki soru üst üste sorulup tek bir cevaba bağlanır: Şah'ın eli. Dağınık bir acı böylece dört dize içinde tek kapıya yönlendirilmiş olur.

  2. 2

    Türlü donlar giyer gülden nâziktir

    Bülbül eyleme güle yazıktır

    Çok hasretlik çektim bağrım eziktir

    Güle güle gelir canlar pâresi

    1Türlü donlar giyer, gülden naziktir

    2Bülbül, eziyet etme, güle yazıktır

    3Çok hasret çektim, bağrım ezik

    4Canların parçası güle güle gelir

    Gül ile bülbül klasik şiirin en yıpranmış çiftidir; burada roller ters çevrilir — cevr eden bülbül, incinen güldür. “Türlü donlar giyer” ifadesi don değiştirme inancını çağırıp sevgiliyi biçimden biçime geçen bir varlık hâline getirir.

  3. 3

    Benim uzun boylu servi çınarım

    Yüreğime bir od düştü yanarım

    Kıblem sensin yüzüm sana dönerim

    Mihrabımdır kaşlarının arası

    1Benim uzun boylu servim, çınarım

    2Yüreğime bir ateş düştü, yanarım

    3Kıblem sensin, yüzümü sana dönerim

    4Kaşlarının arası benim mihrabımdır

    Sevgili önce boyla anılır: servi ve çınar. Sonra yön değiştirir ve kıble olur; bakışın yönü namazın yönüyle bir tutulur. Kaşların arasının mihrap sayılmasıyla benzetme tamamlanır — ibadetin bütün coğrafyası bir yüze taşınmıştır.

  4. 4

    Dîdâr ile mahabbete doyulmaz

    Mahabbetten kaçan insan sayılmaz

    üflemekle çırağ söyünmez

    Tutuşunca yanar aşkın çırası

    1Yüz görmeye ve muhabbete doyulmaz

    2Muhabbetten kaçan insan sayılmaz

    3İnkârcı üflemekle çıra sönmez

    4Aşkın çırası bir tutuştu mu yanar

    Bent bir ışık tartışmasıdır: münkirin üflemesi çırağı söndüremez, çünkü tutuşan şey aşk çırasıdır. “Söyünmez” sönmez demektir. İlk iki dize ise muhabbeti insanlığın ölçütü yapar; kaçan kişi sayıdan düşürülür.

  5. 5

    Pir Sultan’ım katı yüksek uçarsın

    Selâmsız sabahsız gelir geçersin

    Dilber mahabbetten niçin kaçarsın

    Böyle midir yolumuzun türesi

    1Pir Sultan'ım, çok yüksek uçuyorsun

    2Selamsız sabahsız gelip geçiyorsun

    3Dilber, muhabbetten niçin kaçıyorsun

    4Yolumuzun töresi böyle midir

    Mahlas bendinde yüksek uçmak ve selâmsız geçmek yol kusurları olarak yan yana gelir. Son dize hükmü töreye bağlar: “türe” yolun kuralıdır ve muhabbetten kaçmak o kuralın dışına düşmektir. Dizedeki seslenişin kime yöneldiği kesinleştirilmez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Pir Sultan Abdal bölümünden geliyor. Kaynakta birinci ile ikinci bendin arasındaki boş satır düşmüş; yirmi dize kafiye düzenine göre dörder dizelik beş bende ayrıldı. Başlıktaki ve ilk dizedeki “Kangısına” kelimesi kaynakta büyük harfle dizili, korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGidi Yezid bize Kızılbaş demişPir Sultan Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

kangı

hangi

kande

nerede

don

kılık, giysi; biçimden biçime girme

cevr

eziyet, haksızlık

pâre

parça

mahabbet

sevgi; yol kardeşliğinin sohbeti

münkir

inkâr eden, yolu tanımayan

türe

töre, yolun kuralı