Pir Sultan Abdal kimdir?
Pir Sultan Abdal, 16. yüzyılda Sivas yöresinde yaşamış, Alevî-Bektaşî geleneğinin en çok okunan ozanıdır. Asıl adının Haydar olduğu, Yıldızeli’ne bağlı Banaz köyünde yaşadığı ve Sivas beylerbeyi Hızır Paşa’nın onu astırdığı halk anlatılarına ve şiirlerdeki işaretlere dayanır; doğum ve ölüm yılları bilinmiyor. Şiiri onu tarafsız bir arşiv kaydı olarak değil, Osmanlı ile Safevî arasındaki çekişmenin ortasında taraf tutmuş bir ses olarak bugüne taşır.
Deyiş ve nefeslerinde Ali, on iki imam, Kerbelâ, dâr ve ikrar kavramları gündelik Türkçenin içinde konuşur. ‘Güzel âşık cevrimizi’, ‘Enelhak deyüben dikildim dâra’ ve ‘Yürü bre yalan dünya’ gibi söyleyişler cönklerden semah repertuvarına, oradan plaklara geçmiştir. Dizegâh’taki Pir Sultan Abdal şiirleri, hangi basılı tanığın kullanıldığı belirtilerek satır sıralı günümüz Türkçesi ve dörtlük yorumlarıyla yayımlanır.
Hayatı ve yaşadığı çevre
Pir Sultan Abdal’ın hayatına ilişkin bilgi büyük ölçüde halk rivayetlerinden ve şiirlerin içinden çıkarılmış çıkarımlardan gelir. Anlatılar onu Banaz köyünde bir ocak sahibi, Şah Tahmasb’a bağlı bir Kızılbaş olarak gösterir; Sivas’ta darağacına çekilmesi ise şiirlerinde adı geçen Hızır Paşa ile ilişkilendirilir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü kaydı, ölüm tarihinin bile soru işaretiyle verildiğini ve şairin kimliğine dair kesin belge bulunmadığını açıkça söyler.
Şiirlerin aidiyeti hayatı kadar tartışmalıdır. İbrahim Aslanoğlu, ‘Pir Sultan’ mahlasını altı farklı şairin kullandığını ileri sürmüştür; Sadeddin Nüzhet Ergun ise 1930’da bastığı Bektaşî Şairleri ve Nefesleri’nde Kul Himmet, Kul Âdil ve Kul Hüseyin gibi çağdaşlarıyla karışma ihtimalini not eder. Aynı kitap Pir Sultan Abdal başlığı altında on sekiz şiir verir. Bu yüzden bir deyişi yalnız şöhretine bakarak tarihî kişiye bağlamak yerine kullanılan metin tanığını göstermek gerekir.
Şiir anlayışı ve dili
Pir Sultan hece ölçüsüyle söyler: sekizli dörtlükler semaha, on birlikler türkü ve deyiş icrasına oturur. Nakaratları soru biçiminde kurmayı sever. ‘Demedim mi’ ve ‘değil misin’ gibi bağlantılar dinleyiciyi hesap veren tarafa geçirir. Somut nesneler inanç kavramlarının yerini alır: rıza bir lokma, marifet yensiz yakasız bir gömlek, on iki imam ise ardına dizilinen bir katar olur.
Şiirlerin bir bölümü doğrudan iktidara konuşur. ‘Senin tuğlu pâdişâhın var ise / Benim arkam kal’em bir Allah’ım var’ dizelerinde ordu ile âh karşı karşıya getirilir; darağacı ise ceza aleti olmaktan çıkıp Alevî-Bektaşî törenindeki dâr, yani sorgu ve teslim yerine dönüşür. Ölüm sahnesini yolun sonu değil kapısı sayan bu okuma, Pir Sultan şiirini benzer temaları işleyen öteki tekke şairlerinden ayırır.
Başlıca eserleri ve şiirleri
- DeyişlerOn birli hece ölçüsüyle söylenen, aşk ile şikâyeti aynı dörtlükte tutan şiirleridir; ‘Kul olayım kalem tutan ellere’ bu kolun türküye dönüşmüş örneğidir.Arşivdeki ilgili şiirleri gör →
- NefeslerCem ve semah ortamında icra edilen, Ali ve on iki imam çevresinde gelişen sekizli ve on birli şiirlerdir.Arşivdeki ilgili şiirleri gör →
- Bektaşî Şairleri ve Nefesleri (1930)Sadeddin Nüzhet Ergun’un derlemesi; Pir Sultan Abdal başlığı altında on sekiz şiir ile şairin metin tarihine dair notlar verir.Arşivdeki ilgili şiirleri gör →
- Cönkler ve mecmualarKendi yazdığı bir kitap bilinmez; şiirleri el yazması cönklerde, mecmualarda ve sözlü icrada çoğalarak farklı varyantlarla ulaşmıştır.
Edebiyat tarihindeki yeri
Pir Sultan Abdal adı Türkiye’de bir şair adından fazlasını taşır: Banaz’daki evi ziyaret yeri, deyişleri semah repertuvarının çekirdeği, ‘dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ söyleyişi ise siyasi dilin ödünç aldığı bir cümledir. Bu yoğun sahiplenme metin tarihini de zorlaştırır; ona bağlanan şiirlerin bir kısmı başka Pir Sultan mahlaslı söyleyicilere aittir. Şiirlerini bugün okumanın doğru yolu, hangi cönkten ya da hangi neşirden geldiğini bilmekten geçer.
Hayat bilgileri akademik TEİS kaydı temel alınarak özetlendi; kesin olmayan biyografik ayrıntılar kesin hüküm olarak sunulmadı.
TEİS biyografi kaydını aç ↗