DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Pir Sultan Abdal/Serseri girme meydana
Nefes · 16. yüzyıl

Serseri girme meydana

Meydana girmenin şartlarını sayan, beş bendin beşini de “isterler” yüklemiyle kapatan bir nefes. Söz ile hâl, sahte boncuk ile gevher karşı karşıya konur; mahlas bendinde şair kendi hesabını da ortaya koyar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Serseri girme meydana

    Âşıklar isterler

    ile urma dem

    Tasdik ehli isterler

    1Meydana başıboş, hazırlıksız girme

    2Âşıklar senin hâlinin hesabını sorar

    3Dolandırıcılıkla lâf edip caka satma

    4Onaylayacak olanlar senden sağlam söz ister

    Meydan Bektaşî erkânında canın sınandığı yerdir; oraya “serseri” girmek, ikrar vermeden girmektir. Bent iki tavrı karşı karşıya koyar: kallaşın dem vurması ile tasdik ehlinin istediği kal. “İsterler” daha ilk dörtlükte işi övgüye değil talebe bağlar.

  2. 2

    Uyan bu gaflet hâbından

    İsbat ederler bâtından

    Her âşıka sohbetinden

    ile yol isterler

    1Uyan artık şu gaflet uykusundan

    2Delili senin iç yüzünden çıkarırlar

    3Her âşıktan, konuştuğu sohbete bakarak

    4İkrarını ve yolunu sorarlar

    “Hâb” uyku, “bâtın” içyüz demek; ikisi yan yana gelince uyanmak bir göz açma değil, içerinin dışarıya delil vermesi oluyor. Sohbet de burada hoş bir meclis değil ölçü aletidir: âşığın ikrarı, ağzından çıkan sözden çıkarılıyor.

  3. 3

    Erenler oynar utulmaz

    Bu yola hîle katılmaz

    Bunda satılmaz

    Ya gevher ya isterler

    1Erenler oyuna girer ama yenilmez

    2Bu yola hile karıştırılmaz

    3Burada renkli cam boncuk satılmaz

    4Ya cevher ya lâl isterler

    “Utulmak” oyunda yenilip kaptırmaktır; eren oynar ama vermez. Üçüncü dize sahteyi adıyla anıyor: harmühre, hayvan boynuna nazarlık diye takılan renkli cam boncuktur. Bent yolun pazarını kurup tek geçer akçeyi söylüyor — gevher ya da lâ’l.

  4. 4

    Kılı kırk pâre ederler

    Birin yol tutup giderler

    Dile n- itibâr ederler

    Hâl içinde hâl isterler

    1Kılı kırk parçaya bölerler

    2Bir parçasını yol edinip yürürler

    3Söze ne itibar ederler ki

    4Hâlin içinde bir hâl daha isterler

    Deyim burada deyim olmaktan çıkıp yola dönüşüyor: kırk parçaya bölünen kılın bir teli, üstünde yürünecek patika oluyor. Kaynakta “Dile n- itibâr” diye dizilen dize, düşürülmüş “ne” ile sözün itibarını reddediyor; istenen kal değil, hâl içinde hâl.

  5. 5

    Pir Sultan Abdal neylersin

    Müşkil halledip söylersin

    Arısın çiçek yaylarsın

    Yarın senden ürettiğin balı isterler

    1Pir Sultan Abdal, sen ne yaparsın

    2Zor meseleleri çözüp anlatırsın

    3Arısın, çiçek çiçek dolaşırsın

    4Yarın senden bal isterler

    Mahlas bendi şairi de sınavın içine alıyor: müşkil çözen kişi kendi hesabından muaf değildir. Son iki dize benzetmeyi kurup hemen faturayı kesiyor — çiçek gezmek marifet sayılmıyor, istenen üründür. “Yarın” sözü hesabı ahirete taşıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Pir Sultan Abdal bölümünden geliyor. Kaynakta dördüncü ile beşinci bendin arasındaki boş satır düşmüş; yirmi dize redif düzenine göre dörder dizelik beş bende ayrıldı, dizelerin metnine ve sırasına dokunulmadı. Dördüncü bendin üçüncü dizesi kaynakta “Dile n- itibâr ederler” biçiminde dizilmiş: buradaki “n-”, ünlüsü düşmüş “ne”nin (n'itibâr) tire ile basılmış hâlidir, dizenin sekiz heceyi tutması da bu okumayla sağlanıyor. Dizgi düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSeyrân ettim erenlerin deminiPir Sultan Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ahvâl

hâller, kişinin içinde bulunduğu durum

kallaşlık

sözünde durmama, dolandırıcılık

kal

söz; tasavvufta hâlin karşıtı olan lâf

hâb

uyku

bâtın

iç yüz, görünmeyen taraf

ikrâr

yola girerken verilen söz

harmühre

hayvan boynuna takılan renkli cam boncuk

lâ’l

kırmızı değerli taş, yakut