Serseri girme meydana
Meydana girmenin şartlarını sayan, beş bendin beşini de “isterler” yüklemiyle kapatan bir nefes. Söz ile hâl, sahte boncuk ile gevher karşı karşıya konur; mahlas bendinde şair kendi hesabını da ortaya koyar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Serseri girme meydana
Âşıklar isterler
ile urma dem
Tasdik ehli isterler
1Meydana başıboş, hazırlıksız girme
2Âşıklar senin hâlinin hesabını sorar
3Dolandırıcılıkla lâf edip caka satma
4Onaylayacak olanlar senden sağlam söz ister
- 2
Uyan bu gaflet hâbından
İsbat ederler bâtından
Her âşıka sohbetinden
ile yol isterler
1Uyan artık şu gaflet uykusundan
2Delili senin iç yüzünden çıkarırlar
3Her âşıktan, konuştuğu sohbete bakarak
4İkrarını ve yolunu sorarlar
“Hâb” uyku, “bâtın” içyüz demek; ikisi yan yana gelince uyanmak bir göz açma değil, içerinin dışarıya delil vermesi oluyor. Sohbet de burada hoş bir meclis değil ölçü aletidir: âşığın ikrarı, ağzından çıkan sözden çıkarılıyor.
- 3
Erenler oynar utulmaz
Bu yola hîle katılmaz
Bunda satılmaz
Ya gevher ya isterler
1Erenler oyuna girer ama yenilmez
2Bu yola hile karıştırılmaz
3Burada renkli cam boncuk satılmaz
4Ya cevher ya lâl isterler
“Utulmak” oyunda yenilip kaptırmaktır; eren oynar ama vermez. Üçüncü dize sahteyi adıyla anıyor: harmühre, hayvan boynuna nazarlık diye takılan renkli cam boncuktur. Bent yolun pazarını kurup tek geçer akçeyi söylüyor — gevher ya da lâ’l.
- 4
Kılı kırk pâre ederler
Birin yol tutup giderler
Dile n- itibâr ederler
Hâl içinde hâl isterler
1Kılı kırk parçaya bölerler
2Bir parçasını yol edinip yürürler
3Söze ne itibar ederler ki
4Hâlin içinde bir hâl daha isterler
Deyim burada deyim olmaktan çıkıp yola dönüşüyor: kırk parçaya bölünen kılın bir teli, üstünde yürünecek patika oluyor. Kaynakta “Dile n- itibâr” diye dizilen dize, düşürülmüş “ne” ile sözün itibarını reddediyor; istenen kal değil, hâl içinde hâl.
- 5
Pir Sultan Abdal neylersin
Müşkil halledip söylersin
Arısın çiçek yaylarsın
Yarın senden ürettiğin balı isterler
1Pir Sultan Abdal, sen ne yaparsın
2Zor meseleleri çözüp anlatırsın
3Arısın, çiçek çiçek dolaşırsın
4Yarın senden bal isterler
Mahlas bendi şairi de sınavın içine alıyor: müşkil çözen kişi kendi hesabından muaf değildir. Son iki dize benzetmeyi kurup hemen faturayı kesiyor — çiçek gezmek marifet sayılmıyor, istenen üründür. “Yarın” sözü hesabı ahirete taşıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Pir Sultan Abdal bölümünden geliyor. Kaynakta dördüncü ile beşinci bendin arasındaki boş satır düşmüş; yirmi dize redif düzenine göre dörder dizelik beş bende ayrıldı, dizelerin metnine ve sırasına dokunulmadı. Dördüncü bendin üçüncü dizesi kaynakta “Dile n- itibâr ederler” biçiminde dizilmiş: buradaki “n-”, ünlüsü düşmüş “ne”nin (n'itibâr) tire ile basılmış hâlidir, dizenin sekiz heceyi tutması da bu okumayla sağlanıyor. Dizgi düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Meydan Bektaşî erkânında canın sınandığı yerdir; oraya “serseri” girmek, ikrar vermeden girmektir. Bent iki tavrı karşı karşıya koyar: kallaşın dem vurması ile tasdik ehlinin istediği kal. “İsterler” daha ilk dörtlükte işi övgüye değil talebe bağlar.