DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Pir Sultan Abdal/Gözün açık ise gel gir katara
Nefes · 16. yüzyıl

Gözün açık ise gel gir katara

Dört bent boyunca “değildir” redifi bir aitlik ölçüsü kurar: yol körün, gül dikenin, bedesten yabancının, pîr yetişmeyenin değildir. Öğüt her seferinde bir eşik benzetmesiyle somutlaşır — katar, gönül evi, çarşı.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gözün açık ise gel gir katara

    Bu yol görenindir körün değildir

    Ne yitirdin ne ararsın bu yerde

    Bu gül bülbülündür hârın değildir

    1Gözün açıksa gel, katara katıl

    2Bu yol görenindir, körün değildir

    3Ne kaybettin de bu yerde arıyorsun

    4Bu gül bülbülündür, dikenin değildir

    Katar, hacca giden deve dizisi gibi yola çıkmış topluluğu anlatır; “gözün açık ise” şartı katılmanın bedelini baştan koyar. Son dize aynı ayrımı bitki diline çevirir: gül bülbüle ait, dikene değil. Görme yetisi bir aidiyet belgesi hâline gelir.

  2. 2

    Benim mürşidim Muhammed Ali’dir

    Mürşidin -ı Hak dîdârıdır

    Girebilir isen gönül evidir

    Giremezsen sakın yerin değildir.

    1Benim mürşidim Muhammed Ali'dir

    2Mürşidin yüzü Hakk'ın yüzüdür

    3Girebilirsen burası gönül evidir

    4Giremezsen sakın, senin yerin değildir

    Mürşidin yüzünün Hakk'ın yüzü sayılması, Bektaşî yolunda mürşide bağlanmanın gerekçesidir. Üçüncü dize gönlü bir eve çevirir, dördüncüsü kapıyı kapatır: girebilenle giremeyen arasındaki fark, redifin her bent sonunda yenilediği ayrımın kendisidir.

  3. 3

    Kapuya varmadan dibe geçilmez

    olmayınca seçilmez

    Çarşıya varmadan dükkân açılmaz

    ararsın şarın değildir

    1Kapıya varmadan içeri geçilmez

    2Mürşid olmayınca çetin olan çözülmez

    3Çarşıya ulaşmadan dükkân kurulmaz

    4Bedesten arıyorsun ama şehir senin değil

    Üç dize üç eşik sayar: kapı, mürşid, çarşı. Sonuncusu benzetmeyi alışverişe taşır — dükkân açmadan bedesten aramak, mürşide varmadan sır aramaktır. “Şar” şehir demektir; muhatap, kendi şehri olmayan bir yerde ticarete kalkışmış olur.

  4. 4

    Bak şu erenlerden gelen da’vâya

    Çakal kâr eylemez şâhin avına

    Pir Sultan’ım eder çağır pîrine

    Erüb yetişmezse pîrin değildir

    1Şu erenlerden gelen davaya bak

    2Çakal, şahinin avına el süremez

    3Pir Sultan'ım der: pîrini çağır

    4Erişip yetişmezse o senin pîrin değildir

    Çakalın şahin avına yaklaşamaması, erenlerin davasına kendiliğinden dalanı tarif eder. Son iki dize buyruk kipine geçer: çağır. Ama çağrının karşılığı peşin verilmemiştir — yetişmeyen pîr pîr sayılmaz, redif burada ölçüte dönüşür.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Pir Sultan Abdal bölümünden geliyor. İkinci bendin son dizesi kaynakta tek başına nokta ile bitiyor (“Giremezsen sakın yerin değildir.”), şiirin öbür dizelerinde noktalama yok; bu nokta atılmadı. Birinci bentte üçüncü dize “bu yerde” ile bitip kafiyeye katılmıyor, korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHak içün kendini kurbân eyleyenPir Sultan Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

katar

arka arkaya dizilmiş kafile; yola girmiş topluluk

hâr

diken

mürşid

yol gösteren, tarikatta rehber

dîdâr

yüz, çehre; Hakk'ın görünüşü

müşkil

çözülmesi güç mesele

bezestan

kıymetli mal satılan kapalı çarşı, bedesten

şar

şehir

eren

manevî olgunluğa ulaşmış kişi, velî