Hak içün kendini kurbân eyleyen
Nakaratın yerinde bir isim durur: İmam Hüseyin. Her dörtlük onu niteleyen sıfatlarla yürür ve adıyla kapanır, böylece cümleler bir türlü kapanmaz. Soy zinciri, gayb âlemi ve matem art arda gelip son dörtlükte şefaat dileğine bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hak içün kendini kurbân eyleyen
oğlu İmam Hüseyin
Cümle erenlere fermân eyleyen
Erenler serdârı İmam Hüseyin
1Hak için kendini kurban eyleyen
2Şah-ı Merdan oğlu İmam Hüseyin
3Bütün erenlere ferman eyleyen
4Erenlerin başbuğu İmam Hüseyin
- 2
Muhammed Ali’nin çeşmi çırağı
Erenler yolunun gülşeni bağı
Ciğerler pâresi gönül durağı
Gözlerimin nûru İmam Hüseyin
1Muhammed ile Ali'nin göz nuru
2Erenler yolunun gül bahçesi
3Ciğer paresi, gönlün durağı
4Gözlerimin nuru İmam Hüseyin
Dörtlük baştan sona sıfat tamlaması yığar, tek bir yüklem kurmaz — övgü cümle olmaya bile fırsat bulmadan birikir. “Ciğerpâre” Türkçede evlat için kullanılan kalıptır; şair Peygamber'in torununu anarken aile diline geçer. Son dize övgüyü kendine mal eder: uzaktaki ulu, şairin gözünün nuru olur.
- 3
Ceddi Muhammed’dir atası Ali
Anası Fâtıma cihan evveli
Cümle evliyâlar ederler
Evliyâlar pîri İmam Hüseyin
1Dedesi Muhammed'dir, babası Ali
2Anası Fatıma, cihanın öncesi
3Bütün evliyalar “evet” derler
4Evliyalar piri İmam Hüseyin
İlk iki dize soy zincirini tek tek sayar; bu, Alevî-Bektaşî şiirinde bir övgü değil belge işlevi görür. Üçüncü dizedeki “beli” Farsça “evet”tir ve elest bezmindeki “belâ” cevabını çağırır: evliyaların onayı, ezelde verilen cevabın tekrarı gibi kurulur.
- 4
Bâtının sultânı mü’minler şâhı
Gaib âleminin şems ile mâhı
Şah Hüseyn’im deyü ederler âhı
Mâtem ile zârı İmam Hüseyin
1Bâtının sultanı, müminlerin şahı
2Gayb âleminin güneşi ve ayı
3Şah Hüseyin'im deyip ah ederler
4Matemle ağlarlar İmam Hüseyin
Zâhir–bâtın ayrımı devreye girince Hüseyin görünen dünyanın değil iç âlemin sultanı olur. Güneş ile ay bir arada anılınca gündüz ve gece, yani bütün zaman tek kişiye bağlanır. Üçüncü dizede şiir birden çoğula geçer: ah eden artık şair değil, matem tutan topluluktur.
- 5
Pir Sultan’ım eydür tutar dâmânım
Dostunun dostuyuz biz hânedânın
Dü çeşmi değil mi Şâh-ı Merdânın
Erenler hünkârı İmam Hüseyin
1Pir Sultan'ım söyler: eteğimi tutar
2Biz hanedanın dostunun dostuyuz
3Şah-ı Merdan'ın iki gözü değil mi
4Erenlerin hünkârı İmam Hüseyin
“Dâmân tutmak” eteğine yapışmak, şefaat ummaktır; dize bunu tersine çevirir — tutan şair değil, Hüseyin'dir. İkinci dize tevellâ ilkesini tek bir cümleye sığdırır. “Dü çeşm” iki göz demektir ve Hasan ile Hüseyin'i birlikte anar: Ali'nin iki gözü, iki oğludur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri ve Nefesleri) esas alındı. Aktarımda üçüncü ile dördüncü dörtlük arasındaki boş satır düşmüş; yirmi dize nakarata göre beş dörtlüğe ayrıldı, metne dokunulmadı. Mahlas kaynakta “Pir Sultan'ım” biçimindedir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes bir seslenişle açılır ama seslenilen ad hep sona bırakılır; okuyan önce sıfatı, sonra kimin sıfatı olduğunu öğrenir. Kerbelâ burada anlatılmaz, tek bir kelimeyle özetlenir: kurban. “Şâh-ı Merdan” Ali'nin unvanıdır, oğulluk bağı böylece soy değil rütbe olarak kurulur.