Sabahtan cemâlin seyrân eyledim
Her bent “sunam” hitabıyla kapanır; suna hem sevgili hem uçup giden bir kuştur, bu ikilik şiirin bütün gerilimini taşır. Gurbet, ayrılığın faili ve bir tel bergüzar isteği bentler boyunca birbirine bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sabahtan cemâlin eyledim
Gönüller perişan elinden
Nice bekleyeyim gurbet illerde
Hiç bilir yok mudur hâlinden
1Sabahleyin yüzünü seyrettim
2Gönüller senin elinden perişan, sunam
3Gurbet illerde daha ne kadar bekleyeyim
4Hâlinden bilen hiç kimse yok mu, sunam
- 2
-i gamzelerin kokmaz
Yâr elâ gözlerin hışm ile bakmaz
Cemâlin görene cennet gerekmez
Güneş midir doğdu yüzünden
1Kılıç gibi bakışların misk gibi kokmaz
2Yâr, ela gözlerin öfkeyle bakmaz
3Yüzünü görene cennet gerekmez
4Yüzünden doğan güneş midir, sunam
Gamzenin tîğ, yani kılıç sayılması klasik mazmundur; buradaki yenilik olumsuzlama zinciridir — kokmaz, bakmaz, gerekmez. Üç ret üst üste dizildikten sonra son dize soruya döner ve yüzden doğan ışığı güneşle karıştırır.
- 3
Kemhâlar giyinip bağlanmaz
Eser seher yeli teli ırganmaz
Sen gidelden deli gönül eğlenmez
Bir versen telinden
1Kemha giyilip zünnar kuşanılmaz
2Seher yeli eser, teli kıpırdamaz
3Sen gideli deli gönül oyalanmaz
4Telinden bir hatıra versen, sunam
Kemhâ ağır bir ipek kumaş, zünnar ise Hristiyan rahiplerin kuşağıdır; ikisi tek dizede giyimin iki ucunu tutar. Bendin istediği şey ise küçücüktür: bir tel, bir bergüzar. Büyük kumaşların reddi küçük hatıranın değerini yükseltir.
- 4
Sen seher yelisin gider gelmezsin
Gelirsen de bana bakî kalmazsın
Seni uçuranlar murad almasın
Seni kim uçurdu gölünden
1Sen seher yelisin, gidersin gelmezsin
2Gelsen de bana kalıcı olmazsın
3Seni uçuranlar muradına ermesin
4Seni gölünden kim uçurdu, sunam
Seher yeli ne gelen ne duran olduğu için haberci sayılır; sevgili ona benzetilince kalıcılık baştan elden çıkar. “Seni uçuranlar murad almasın” bedduası ayrılığın failini arar: kuş kendi kanadıyla değil, birilerinin elinden uçmuştur.
- 5
Pir Sultan Abdal der cemâlin güzel
Aradım bulmadım bir haber yazar
Şimdi senin ismin cenneti gezer
Kalma bizim için yolundan
1Pir Sultan Abdal der: yüzün güzel
2Aradım, haber yazacak birini bulamadım
3Şimdi senin adın cenneti dolaşıyor
4Bizim için yolundan kalma, sunam
Mahlas bendinde arayış sonuçsuz kalır: haber yazacak kimse bulunmaz. İsmin cenneti gezmesi ada bağımsız bir varlık verir — kişi uzaktadır, adı dolaşımdadır. Son dize beddua değil rica biçiminde kapanır: bizim yüzümüzden yolundan kalma.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Pir Sultan Abdal bölümünden geliyor. Kaynakta üçüncü ile dördüncü bendin arasındaki boş satır düşmüş; yirmi dize kafiye düzenine göre dörder dizelik beş bende ayrıldı. Mahlas bendinde ilk dize “güzel” ile bitip yazar/gezer kafiyesine katılmıyor, korundu. “Tîğ-i gamzelerin müşgbû kokmaz” dizesi yazıldığı hâliyle on hece (“müşg-i bû” okunuşuyla on bire çıkar); kaynağın bitişik dizgisi değiştirilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Sunam” hitabı bütün şiiri taşır: suna, boynu uzun bir yaban ördeğidir ve güzellik için kullanılan bir seslenmedir. İlk bent yüz görmeyi gurbetle yan yana koyar — görülen güzellik, uzakta kalmanın süresini kısaltmaz, uzatır.