DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Pir Sultan Abdal/Şecaatin varsa kalbinde sakla
Nefes · 16. yüzyıl

Şecaatin varsa kalbinde sakla

Beş dörtlüğün her biri aynı nakaratla kapanır ve öğüt tek bir yerde toplanır: büyüklenmeme. Şair yiğitliği, hüneri, hatta iyiliği gizlemeyi salık verir; gururu ise kahramanı deviren şey olarak gösterir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Şecaatin varsa kalbinde sakla

    Nasîhatim dinle sakın gururdan

    Bir işin önünden sonunu yokla

    Nasihatim dinle sakın gururdan

    1Yiğitliğin varsa onu içinde tut

    2Öğüdümü dinle, gururdan sakın

    3Bir işe girişmeden önce sonunu ölç

    4Öğüdümü dinle, gururdan sakın

    Açılış dörtlüğü nakaratı iki kez kullanıyor: uyarı hem ikinci hem dördüncü dizede duruyor, böylece öğüt daha ilk anda kalıba çakılıyor. Şecaati saklamak ilk bakışta tuhaf bir buyruktur; şairin mantığında ilan edilen yiğitlik gurura, gizlenen yiğitlik erdeme dönüşür.

  2. 2

    Hünerim var ise yerini

    Bir söz söyleyicek kalbinde pişir

    bir Mevlâ’ya yaraşır

    Nasihatim dinle sakın gururdan

    1Hünerin varsa onu yerli yerine koy

    2Bir söz söyleyeceksen içinde pişir

    3Büyüklenmek yalnız Mevlâ'ya yakışır

    4Öğüdümü dinle, gururdan sakın

    Kaynakta “hünerim” birinci tekil kişiyle dizilmiş, oysa cümle karşısındakine seslenir; halk şiirinde sık görülen bu kişi kayması korundu. Sözü kalpte pişirmek konuşmayı bir mutfak işine benzetir. Üçüncü dize öğüdün ilâhiyatını verir: büyüklük Tanrı'ya ait bir sıfattır, kul ödünç alamaz.

  3. 3

    Hatırın yıkarlar hatır yıkınca

    Göz yaşı yenilmez taşup akınca

    El elden üstündür arşa erince

    Nasihatim dinle sakın gururdan

    1Sen gönül yıkarsan senin gönlünü de yıkarlar

    2Gözyaşı bir taşıp aktı mı yenilmez

    3El elden üstündür, ta arşa varınca

    4Öğüdümü dinle, gururdan sakın

    Dörtlük üç ayrı atasözünü art arda dizer ve hepsi aynı yasayı söyler: yaptığın sana döner. “Hatır yıkmak” kırmak demektir; ilk dize fiili özneyle nesne arasında iki kez çevirerek karşılıklılığı dilin kendisine yaptırır. Gözyaşı ise geri alınamayan, bir kez taştı mı durdurulamayan tanıktır.

  4. 4

    Oku asılanın yayı

    Gazîler kılıcı arşa asılur

    Gurûr ile kahramanlar basılur

    Nasîhatim dinle sakın gururdan

    1Oku boşta asılı kalanın yayı bükülür

    2Gazilerin kılıcı arşa asılır

    3Kahramanlar gururları yüzünden basılır

    4Öğüdümü dinle, gururdan sakın

    Kafiye zinciri neredeyse tek kelimeyle kurulmuş: yasılur–asılur–basılur. “Asılmak” iki dizede iki ayrı yöne çekilir — ilkinde işe yaramaz durup çürümek, ikincisinde göğe onurla asılmak. Son dize askerî sözlüğü ahlâka çevirir: baskını yiyen düşmandan çok kendi gururudur.

  5. 5

    Pir Sultan'ım ulular izini izle

    Kemliği terk edüb eyliği gizle

    Hasmın karıncaysa gözle

    Nasihatim dinle sakın gururdan

    1Pir Sultan'ım, ulu kişilerin izinden yürü

    2Kötülüğü bırak, iyiliğini de gizle

    3Düşmanın karınca bile olsa onu mert say

    4Öğüdümü dinle, gururdan sakın

    Mahlas dizesi on iki hecedir; ölçünün taşması sözlü söyleyişte olağandır. Öğüt burada beklenmedik bir yere varır: kötülüğü bırakmak yetmez, iyiliği de gizlemek gerekir — çünkü gösterilen iyilik gururun kılık değiştirmiş hâlidir. Son buyruk küçük düşmanı hafife almamayı ister.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri ve Nefesleri) esas alındı. Nakarat kaynakta iki imlâyla dizilmiş — birinci ve dördüncü dörtlükte “Nasîhatim”, ötekilerde “Nasihatim”; ikisi de olduğu gibi bırakıldı. Mahlas dizesi on iki hecedir, ölçü taşması düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞu karşıki karlı dağı gördün müPir Sultan Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

şecaat

yiğitlik, yüreklilik

devşir

topla, yerli yerine koy

ululanmak

büyüklenmek, kendini yüce görmek

yasılur

bükülür, eğilip kırılır

kemlik

kötülük

eylik

iyilik

merdâne

mertçe, yiğitçe

arş

göğün en yüksek katı