DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Pir Sultan Abdal/Şu karşıki karlı dağı gördün mü
Nefes · 16. yüzyıl

Şu karşıki karlı dağı gördün mü

Eriyen kar, kuruyan ağaç ve çekilen göl üstünden yürüyen bir fânilik dersi. Şiir doğadan Tanrı'ya, oradan da dizginlenemeyen nefse geçer; “gider” redifi her dörtlükte aynı yönü, yani gidişi gösterir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Şu karşıki karlı dağı gördün mü

    Rüzgârın bulmuş eriyüb gider

    Akan sularından aldın mı

    Yüzünü yerlere sürüyüp gider

    1Şu karşıdaki karlı dağı gördün mü

    2Rüzgârını bulmuş, eriyip gider

    3Akan sularından ibret aldın mı

    4Yüzünü yerlere sürüyüp gider

    Şiir iki soruyla açılır ve ikisi de karşısındakini tanıklığa çağırır. Dağın “rüzgârını bulması” vaktinin gelmesidir; kar erirken yükseklik suya, su da alçalmaya dönüşür. Yüzünü yere sürerek akmak hem coğrafyanın hem tevazunun tarifi olur — düşen değil, alçalarak yol alan şey.

  2. 2

    Sürünün önünde giden avcılar

    Sıcak sıcak günde yakar güneşler

    yemiş veren ağaçlar

    da kalmamış kuruyub gider

    1Sürünün önünde giden avcılar

    2Sıcacık günde güneşler yakar

    3Ta başından beri meyve veren ağaçlar

    4Onlar da kalmamış, kuruyup gider

    Kafiye bu kez çoğul ekiyle kurulmuş: avcılar–güneşler–ağaçlar. Üç çoğul, üç ayrı varlık sınıfı — insan, gök, bitki — ve hepsi aynı yüklemin altına giriyor. Son dizedeki “anlar da” ifadesindeki “da” önemlidir: en dayanıklı sayılan, en çok veren bile listeye dahildir.

  3. 3

    Kadirsin Allah’ım sen de kadirsin

    Üstümüze dört direkli çadırsın

    Çağırdığımız yerde hâzır nâzırsın

    Cümlemiz üstüne yürüyüp gider

    1Kadirsin Allah'ım, sen de kadirsin

    2Üstümüze gerilmiş dört direkli çadırsın

    3Çağırdığımız yerde hazır ve nazırsın

    4Hepimizin üstüne yürüyüp gider

    Şiir burada muhatabını değiştirir: doğaya bakan göz Tanrı'ya döner. “Dört direkli çadır” gökkubbenin göçebe diliyle söylenişidir — barınak, ama sökülüp taşınabilen bir barınak. Üçüncü dize on iki hecedir; sözlü söyleyişte kalıbın esnemesi olağandır, düzeltilmedi.

  4. 4

    Deryâmız derindir bizim

    Bin nasihat etsen biri dinlenmez

    hiç bir yere bağlanmaz

    Başında yuların sürüyüb gider

    1Denizimiz derindir bizim, boyu ölçülmez

    2Bin öğüt versen biri dinlenmez

    3Hain eşek hiçbir yere bağlanmaz

    4Yuları başında, sürüyüp gider

    Derinlikten sonra gelen inatçı hayvan, dörtlüğü ikiye böler: ölçülemeyen yol ile ölçüyü tanımayan nefis. “Merkeb” tasavvufta nefsin bilinen istiaresidir; yuları başındayken bağlanmaması, dizgini olup da tutanı olmayan bir insanı anlatır. Öğüdün boşa gitmesi de buradan gelir.

  5. 5

    Pir Sultan’ım söyler sözü özünden

    Âşıksın sakınır iki gözünden

    Olur olmaz münkirlerin sözünden

    Eksilmez gölümüz kuruyub gider

    1Pir Sultan'ım sözünü özünden söyler

    2Âşıksın; iki gözünden sakınır

    3Olur olmaz münkirlerin sözünden

    4Eksilmez, gölümüz kuruyup gider

    Söz ile öz aynı dizede kafiye olur: şair sözünün kaynağını gösterip yetkisini oradan alır. Münkir, Bektaşî dilinde yolu inkâr eden kişidir; dedikodusu bir göl kurutacak kadar sürekli sayılır. Son dize açılıştaki eriyen karla halka kurar — orada kar gidiyordu, burada göl.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri ve Nefesleri) esas alındı; dörtlük bölümlemesi kaynağın kendi boşluklarına uyuyor. “Çağırdığımız yerde hâzır nâzırsın” dizesi on iki hecedir, ölçü taşması düzeltilmedi. “Evel” (evvel), “Anlar” (onlar), “Gidi” ve “merkeb” dönem ve ağız biçimleridir, korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞu yalan dünyâya geldim geleliPir Sultan Abdal · Koşma

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ibret

ders alınacak örnek

evel ezel

ta başından beri, öteden beri

anlar

onlar

hâzır nâzır

her yerde bulunan ve gören

boylanmaz

derinliği ölçülemez, dibi bulunmaz

gidi

aşağılık, hain (sövgü sözü)

merkeb

eşek; tasavvufta nefsin karşılığı

münkir

inkâr eden; yolu kabul etmeyen