Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Şair kendi gönlüne çıkışan beş dörtlük. “Deli gönül” hitabı her dörtlüğün sonunda bir emirle birleşir — say, duy, sor, yor — ve nasihat sonunda şairin kendi üstüne döner.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Nedir bu telaşın vay deli gönül
Hele düşün ’den beri
Neler gelmiş geçmiş, say deli gönül
1Senden başka âşık kalmadı mı sanki
2Nedir bu telaşın, vay deli gönül
3Bir düşün, Âdem'in çağından bu yana
4Neler gelip geçmiş, say deli gönül
- 2
Şu dünyada umudunu yüz
İnanmazsan var kitaba yüz be yüz
Evin , malın bir top bez
Daha duymadınsa duy deli gönül
1Şu geçici dünyada umudunu kes
2İnanmıyorsan git kitaba yüz yüze bak
3Evin mezarlık, malın bir top bez
4Hâlâ duymadıysan duy deli gönül
Dörtlük “yüz” kelimesini üç ayrı işte çalıştırır: kesmek anlamındaki fiil, çehre ve yüz sayısı çağrışımı. Üçüncü dize mülkiyeti iki kalemde tasfiye eder — ev mezarlığa, mal kefen bezine iner. Ölçü değil muhasebe: insanın elinde kalanın envanteri çıkarılıyor.
- 3
Günde bir yol duman çöker serime
Elim ermez gidem kisbü kârıma
Kendi bildiğine doğrudur deme
Var iki kâmile sor deli gönül
1Günde bir kez başıma duman çöker
2Elim ermez ki işime gücüme gideyim
3Kendi bildiğini tek doğru sayma
4Git iki olgun kişiye danış, deli gönül
Genel nasihat burada bir anda şairin kendi gününe iner: geçim derdi, işe gidememek. “Kisbü kâr” kazanç ve emeğin ikilemesidir. Son dize halk şiirinin kadim uyarısıdır — kendi aklına güvenme, sorup danış; “iki kâmil” sayısı tanıklık gerektiren bir ölçü gibi konur.
- 4
Gördüm iki kişi mezar eşiyor
Gam gelmiş, boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Gel de bu dünyayı deli gönül
1Gördüm, iki kişi mezar kazıyor
2Gam ve sıkıntı gelmiş, boyumu aşıyor
3Çok yaşayan olsa olsa yüz yaşına varıyor
4Gel de bu dünyayı bir yorumla, deli gönül
Bir önceki dörtlükteki “iki kâmil” burada mezar kazan “iki kişi”ye dönüşür; öğüt verenin yerini işi bitiren alır. Kazılan çukurun derinliği ile gamın boyu aynı ölçüde buluşur. “Yor” hem yorumla hem de altından kalk demektir; şair gönlünü çözemeyeceği bir işe çağırıyor.
- 5
Mevla’m kanat vermiş uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Ruhsatî dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül
1Mevlâ'm kanat vermiş, uçamıyorsun
2Nefsinin elinden kurtulamıyorsun
3Ruhsatî, dünyadan vazgeçemiyorsun
4Toprak olsun başına, vay deli gönül
Üç dize aynı olumsuz ekle biter — uçamıyorsun, kaçamıyorsun, geçemiyorsun — ve beceriksizliği kafiyeye dönüştürür. Kanat verilmişse kusur verende değil kuldadır. Mahlas dizesinde muhatap ile şair birleşir: baştan beri paylanan “deli gönül” Ruhsatî'nin kendisidir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 172355 numaralı sürüm esas alındı; kaynak dörtlük dörtlük dizilmiş olduğu için bölümleme aynen korundu. Kaynaktaki noktalama (“Neler gelmiş geçmiş, say”, “Evin mezaristan, malın bir top bez”) değiştirilmedi. Mahlas dizesi kaynakta normal yazımıyla geçiyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiir bir azarla açılıyor ama azarlanan başkası değil, şairin kendi gönlü. İlk soru âşıklığın biricikliğini elinden alır; ardından ölçek birden insanlığın başlangıcına genişler. “Say” emri retoriktir: sayılamayacak kadar çok olduğu bilinsin diye verilir.