Hey gaziler mürvet kaldı mı şunda
Aynı soru beş kez sorulur: bu yollar şaha mı gider. Şiir Hama, Mardin ve Kösedağ'dan geçen gerçek bir güzergâhı çizer, sonra o yolu göğe kadar uzatır; soru hiçbir dörtlükte cevaplanmaz.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hey gaziler kaldı mı şunda
Güzel şâha giden yollar bu mudur
Gönlüm arzû edüb çekinür
’a giden yollar bu mudur
1Hey gaziler, burada mürüvvet kaldı mı
2Güzel şaha giden yollar bu mudur
3Gönlüm arzular, ama orada çekinir
4Hanedana giden yollar bu mudur
- 2
Yolumuz aşub Hama’dan Mardin’den
Yandı ciğer kebâb oldu derdinden
Erzurum’un Kösedağın ardından
Güzel şâha giden yollar bu mudur
1Yolumuz Hama'dan, Mardin'den aşıp geçti
2Ciğer yandı, derdinden kebap oldu
3Erzurum'un Kösedağı'nın ardından
4Güzel şaha giden yollar bu mudur
Yer adları sıralanınca yol somut bir coğrafyaya bağlanır: Hama, Mardin ve Erzurum-Kösedağ. Aradaki “ciğer kebâb” mazmunu yol yorgunluğu ile aşk yanmasını aynı fiilde üst üste bindirir; dizeler bu yerlerin tarihsel güzergâhını ayrıca açıklamaz.
- 3
Hânedandır yine Şâh’ın illeri
Tâze açılmış tomurcuk gülleri
Sabah sabah eser seher yelleri
Güzel şâha giden yollar bu mudur
1Şah'ın illeri yine hanedandır
2Taze açılmış tomurcuk gülleri
3Sabah sabah seher yelleri eser
4Güzel şaha giden yollar bu mudur
Önceki dörtlüğün taşlı coğrafyası burada bahçeye dönüşür; yol boyunca çekilen sıkıntının karşılığı, varılacak yerin tasviriyle ödenir. Seher yeli halk ve divan şiirinde haberci rüzgârdır. Gül ise Ehl-i Beyt çağrışımını taşır, tomurcuk hâliyle henüz açılmamış bir vaadi anlatır.
- 4
Kubbesi taşı yok ovalar
Çeşmim yaşı biribirin kovalar
Size derim hey ağalar
Hânedâna giden yollar bu mudur
1Kubbesi, taşı yok, dümdüz ovalar
2Gözümün yaşı birbirini kovalar
3Size derim, hey gerçek erenler ağalar
4Hanedana giden yollar bu mudur
İlk dize yolun işaretsizliğini anlatır: kubbe de taş da yön gösteren nişanlardır, ova onlardan yoksundur. Hemen ardından gelen gözyaşı, birbirini kovalayışıyla o düz genişliğin karşılığı olur. “Gerçekler” Bektaşî dilinde yolun ehli olanlara verilen addır; soru artık onlara yöneltilir.
- 5
Pir Sultan Abdal der çoşub gideriz
Coşuben haddinden taşub gideriz
Ay ile yıldızı aşub gideriz
Güzel şâha giden yollar bu mudur
1Pir Sultan Abdal der: coşup gideriz
2Coşup haddinden taşarak gideriz
3Ay ile yıldızı aşıp gideriz
4Güzel şaha giden yollar bu mudur
Üç dize de “gideriz” ile biter; gitmek artık amaç değil, hâlin kendisidir. Coşmak, taşmak, aşmak sırasıyla yükselen bir hareket kurar ve yol yerden göğe çıkar. Kaynakta aynı fiilin iki imlâsı (“çoşub”, “Coşuben”) yan yana durur; dizgiye dokunulmadı.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri ve Nefesleri) esas alındı. Aktarımda ilk iki dörtlüğün arasındaki boş satır düşmüş; yirmi dize nakarata göre beş dörtlüğe ayrıldı. Son dörtlükte aynı fiil iki imlâyla dizilmiş (“çoşub” ve “Coşuben”); ikisi de olduğu gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Açılış dörtlüğü nakaratı iki kez kullanır, ama ikisi aynı değildir: önce “güzel şâh”, sonra “hânedân”. Bir kişi ile bir soy aynı adresin iki adı olur. Üçüncü dizedeki çelişki şiirin motorudur — gönül ister, aynı gönül çekinir; yol hem çağırır hem korkutur.