DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Pir Sultan Abdal/Hey gaziler mürvet kaldı mı şunda
Nefes · 16. yüzyıl

Hey gaziler mürvet kaldı mı şunda

Aynı soru beş kez sorulur: bu yollar şaha mı gider. Şiir Hama, Mardin ve Kösedağ'dan geçen gerçek bir güzergâhı çizer, sonra o yolu göğe kadar uzatır; soru hiçbir dörtlükte cevaplanmaz.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hey gaziler kaldı mı şunda

    Güzel şâha giden yollar bu mudur

    Gönlüm arzû edüb çekinür

    ’a giden yollar bu mudur

    1Hey gaziler, burada mürüvvet kaldı mı

    2Güzel şaha giden yollar bu mudur

    3Gönlüm arzular, ama orada çekinir

    4Hanedana giden yollar bu mudur

    Açılış dörtlüğü nakaratı iki kez kullanır, ama ikisi aynı değildir: önce “güzel şâh”, sonra “hânedân”. Bir kişi ile bir soy aynı adresin iki adı olur. Üçüncü dizedeki çelişki şiirin motorudur — gönül ister, aynı gönül çekinir; yol hem çağırır hem korkutur.

  2. 2

    Yolumuz aşub Hama’dan Mardin’den

    Yandı ciğer kebâb oldu derdinden

    Erzurum’un Kösedağın ardından

    Güzel şâha giden yollar bu mudur

    1Yolumuz Hama'dan, Mardin'den aşıp geçti

    2Ciğer yandı, derdinden kebap oldu

    3Erzurum'un Kösedağı'nın ardından

    4Güzel şaha giden yollar bu mudur

    Yer adları sıralanınca yol somut bir coğrafyaya bağlanır: Hama, Mardin ve Erzurum-Kösedağ. Aradaki “ciğer kebâb” mazmunu yol yorgunluğu ile aşk yanmasını aynı fiilde üst üste bindirir; dizeler bu yerlerin tarihsel güzergâhını ayrıca açıklamaz.

  3. 3

    Hânedandır yine Şâh’ın illeri

    Tâze açılmış tomurcuk gülleri

    Sabah sabah eser seher yelleri

    Güzel şâha giden yollar bu mudur

    1Şah'ın illeri yine hanedandır

    2Taze açılmış tomurcuk gülleri

    3Sabah sabah seher yelleri eser

    4Güzel şaha giden yollar bu mudur

    Önceki dörtlüğün taşlı coğrafyası burada bahçeye dönüşür; yol boyunca çekilen sıkıntının karşılığı, varılacak yerin tasviriyle ödenir. Seher yeli halk ve divan şiirinde haberci rüzgârdır. Gül ise Ehl-i Beyt çağrışımını taşır, tomurcuk hâliyle henüz açılmamış bir vaadi anlatır.

  4. 4

    Kubbesi taşı yok ovalar

    Çeşmim yaşı biribirin kovalar

    Size derim hey ağalar

    Hânedâna giden yollar bu mudur

    1Kubbesi, taşı yok, dümdüz ovalar

    2Gözümün yaşı birbirini kovalar

    3Size derim, hey gerçek erenler ağalar

    4Hanedana giden yollar bu mudur

    İlk dize yolun işaretsizliğini anlatır: kubbe de taş da yön gösteren nişanlardır, ova onlardan yoksundur. Hemen ardından gelen gözyaşı, birbirini kovalayışıyla o düz genişliğin karşılığı olur. “Gerçekler” Bektaşî dilinde yolun ehli olanlara verilen addır; soru artık onlara yöneltilir.

  5. 5

    Pir Sultan Abdal der çoşub gideriz

    Coşuben haddinden taşub gideriz

    Ay ile yıldızı aşub gideriz

    Güzel şâha giden yollar bu mudur

    1Pir Sultan Abdal der: coşup gideriz

    2Coşup haddinden taşarak gideriz

    3Ay ile yıldızı aşıp gideriz

    4Güzel şaha giden yollar bu mudur

    Üç dize de “gideriz” ile biter; gitmek artık amaç değil, hâlin kendisidir. Coşmak, taşmak, aşmak sırasıyla yükselen bir hareket kurar ve yol yerden göğe çıkar. Kaynakta aynı fiilin iki imlâsı (“çoşub”, “Coşuben”) yan yana durur; dizgiye dokunulmadı.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri ve Nefesleri) esas alındı. Aktarımda ilk iki dörtlüğün arasındaki boş satır düşmüş; yirmi dize nakarata göre beş dörtlüğe ayrıldı. Son dörtlükte aynı fiil iki imlâyla dizilmiş (“çoşub” ve “Coşuben”); ikisi de olduğu gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMuhammed Ali’nin kurduğu yoldurPir Sultan Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

mürvet

mürüvvet; insaf, yiğitçe iyilik

anda

orada

hânedân

Ehl-i Beyt soyu, ulu aile

Kösedağ

Erzurum yönündeki dağ ve geçit

çeşm

göz

seher yeli

şafak vakti esen, haber taşıyan rüzgâr

gerçekler

yolun ehli olan erenler

dübdüz

dümdüz, engebesiz