Muhammed Ali’nin kurduğu yoldur
Baştan sona şart kipiyle biten bir nefes: her dörtlük “…ebilirsen” diye kapanır, hiçbiri sonuca bağlanmaz. Yol, cem ve dört kapı anlatılırken vaat sürekli askıda tutulur; son dize bütün şartları tek bir söze, ikrara bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Muhammed Ali’nin kurduğu yoldur
Ak üstünde kara
İ’tikadı dilden söyleyen dildir
Ali’nin sırrına erebilirsen
1Muhammed ile Ali'nin kurduğu yoldur
2Ak üstünde karayı seçebilirsen
3İnancı dille söyleyen yine dildir
4Ali'nin sırrına erebilirsen
- 2
Erenler seni ol ceme katarlar
Kötü amellerin atarlar
Bir gün yularından çeküb tutarlar
Çektikleri yere varabilirsen
1Erenler seni o ceme katarlar
2Kötü işlerini dışarı atarlar
3Bir gün yularından çekip tutarlar
4Çektikleri yere varabilirsen
Cem, yolun kabul töreni; ona katılmak arınmayla birlikte anılıyor. Üçüncü dizedeki yular imgesi insanı bilerek hayvan yerine koyar: nefsini kendi çekemeyen, erenlerin elinde çekilir. Şart bu kez itaate düşer — götürüldüğün yere varabilmek, direnmemeyi göze almaktır.
- 3
Erenler seni ol ceme getürür
Kalmış işlerimi Hak’ka yetürür
Gördün mü Hak anda oturur
gözü ile görebilirsen
1Erenler seni o ceme getirir
2Kalmış işlerimi Hakk'a ulaştırır
3Gördün mü, Hak orada misafir oturur
4Misafir gözüyle görebilirsen
Kaynakta ikinci dize birden birinci kişiye kayıyor (“işlerimi”); öğüt veren kendini de listeye katmış olur, bu kayma korundu. Dörtlüğün asıl iddiası üçüncü dizededir: Hak cemde ayrı bir yerde değil, misafir olarak oturur. Görme koşulu da buradan çıkar — Hakk'ı görmek için misafirin gözü gerekir.
- 4
Aslı olan katara gelmez
Küfrü îmân eden âşıklar ölmez
Mü’minin suâli ahrete kalmaz
Dünyâda suâlin verebilirsen
1Aslı Mervan olan katara girmez
2Küfrü imana çeviren âşıklar ölmez
3Müminin sorgusu ahirete kalmaz
4Dünyada hesabını verebilirsen
Mervan adı tarihsel Alevî söyleminde Ehl-i Beyt düşmanlığının simgesi olarak kullanılır. Dizedeki soy ve dışlama dili, mezhep polemiğinin tarihsel ifadesidir; güncel insanları kökenlerine göre sınıflandıran bir hüküm olarak sunulmaz. Son iki dize mahşer sorgusunu dünyaya çeker.
- 5
Pir Sultân Abdal’ım eller men’olur
Dört kapudan bir gün birden yol olur
Dünyâda âhıret doğru yol olur
Verdiğin ikrâra durabilirsen
1Pir Sultan Abdal'ım, eller engel olur
2Dört kapıdan bir gün birden yol açılır
3Ahiret dünyada doğru bir yol olur
4Verdiğin ikrarda durabilirsen
Dört kapı — şeriat, tarikat, marifet, hakikat — burada arka arkaya değil “birden” açılır; basamak değil tek bir eşik gibi düşünülmüş. Üçüncü dize ahireti öteye ertelemez, dünyanın içine yerleştirir. Son şart öncekilerin hepsini tek bir söze bağlar: ikrar, yola girerken verilen ve geri alınamayan sözdür.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri ve Nefesleri) esas alındı. Aktarımda ilk iki dörtlüğün arasındaki boş satır düşmüş, sekiz dize tek blok görünüyor; yirmi dize nakarat ve kafiye düzenine göre beş dörtlüğe ayrıldı, hiçbir dize eklenmedi ya da yeri değiştirilmedi. “Seşebilirsen” (seçebilirsen) ağız biçimidir, korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif bir şart ekidir: “-ebilirsen”. Şiir böylece hüküm değil, koşul dizer; okurun yerine getirmesi gereken bir sınav listesi olur. Ak üstünde karayı seçmek hem okuryazarlık hem doğruyu yanlıştan ayırmaktır. Üçüncü dize kısır bir döngüyü işaret eder: dille söylenen inanç dilde kalır, sırra ulaşmaz.