DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Pir Sultan Abdal/Kerbelâ Çölü'nden bir Koyun Geldi
Nefes · 16. yüzyıl

Kerbelâ Çölü'nden bir Koyun Geldi

Pir Sultan Abdal, Kerbelâ yasını kuzusunu arayan bir koyunun diliyle anlatır; kutsal kişileri, mahşerde adalet talebini ve Kırklar'ın birlik zikrini aynı ağıtta buluşturur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    çölünden bir koyun geldi

    Kuzum deye meleyüben ağladı

    Koyunun sadâsı bağrımı deldi

    Yürekteki yaralarım dağladı

    1Kerbelâ çölünden bir koyun geldi.

    2‘Kuzum!’ diye meleye meleye ağladı.

    3Koyunun sesi bağrımı deldi;

    4Yüreğimdeki yaraları yeniden dağladı.

    Açılış, Kerbelâ yasını konuşan ve ağlayan bir koyun üzerinden kurar. Hayvanın ‘kuzum’ feryadı annelik acısını doğrudan duyurur; sesi anlatıcının bağrını delerken tarihsel felaket kişisel ve bedensel bir yaraya dönüşür.

  2. 2

    ​Koyun yere koydu nazlı dizlerin

    Dinleyelim şeker gibi sözlerin

    Kıbleye döndürmüş kara gözlerin

    Koyun sesi yüreğimi dağladı

    1Koyun nazlı dizlerini yere koydu.

    2Şeker gibi tatlı sözlerini dinleyelim.

    3Kara gözlerini kıbleye çevirmişti;

    4Koyunun sesi yüreğimi dağladı.

    Diz çökme ve kıbleye yönelme, koyunun ağıdını aynı zamanda ibadet ve tanıklık sahnesine çevirir. Şeker gibi sözler acı haberle karşıtlık kurar; yinelenen yürek dağlanması, anlatıcının bu tanıklığa kayıtsız kalamadığını gösterir.

  3. 3

    ​Muhammed koyunun aslını sordu

    Koyun dâra geçti hoş zâri kıldı

    Kuzu kurban olmaz ya niçün oldu

    Fatm(a) ananın göz yaşları çağladı

    1Muhammed koyunun aslını sordu.

    2Koyun dara geçti ve içli bir feryat etti.

    3Kuzu kurban olmaz; öyleyse bu neden oldu?

    4Ana Fatma’nın gözyaşları çağladı.

    Muhammed'in soruşturmasıyla ağıt bir hesap sorma anlatısına dönüşür. Koyunun dara geçmesi cem meydanındaki sınanma çağrışımını taşır; kurban sorusu Kerbelâ'daki masum ölümü olağan bir adak gibi görmeyi reddeder ve Fatma'nın yasına bağlanır.

  4. 4

    Koyun eydür benim kuzum aldılar

    Beni hasret ateşine saldılar

    Mîkâil bile geldiler

    Selman imamların belin bağladı

    1Koyun der ki: ‘Benim kuzumu aldılar;’

    2‘Beni hasret ateşine attılar.’

    3Cebrâil ile Mîkâil birlikte geldiler;

    4Selman, imamların belini bağladı.

    Koyun doğrudan konuşarak kaybını ‘kuzum’ sözüyle kişiselleştirir. Hasret ateşi, ayrılığı yakıcı bir hâle getirir; Cebrâil, Mîkâil ve Selman'ın sahneye gelişi olayı dünyevi bir ölümün ötesine taşıyarak kutsal topluluğun yasına dönüştürür.

  5. 5

    ​Muhammed koyunun aslın aradı

    Kuzum dedi koyun ayak diredi

    derler bir güruhtur türedi

    Zülfikar kanından çekti zağladı

    1Muhammed koyunun aslını araştırdı.

    2‘Kuzum,’ dedi; koyun ayak diredi.

    3Nâci denilen bir topluluk türemiştir.

    4Zülfikar kınından çekildi ve bilenerek savaşa hazırlandı.

    Sabit Vikikaynak dizesi ‘kanından’ basar; Gölpınarlı–Boratav taraması ve yaygın basılı varyantlar aynı yeri ‘kınından’ verir. V2 özgün yüzeyi değiştirmez, modern aktarımda kılıcın kınından çekilip bilenerek hazırlanması anlamını gösterir ve varyantı apparatus'ta bağlar.

  6. 6

    ​Koyun eydür kuzum hasların hası

    Nüh felekten öte gelirdi sesi

    Yarın mahşer günü kılam dâvâsı

    Deyince Muhammed Ali ağladı

    1Koyun der ki: ‘Kuzum seçkinlerin seçkinidir;’

    2‘Sesi dokuz feleğin ötesinden gelirdi.’

    3‘Yarın mahşer gününde onun davasını güdeceğim.’

    4Bunu duyunca Muhammed ile Ali ağladı.

    Kuzunun ‘hasların hası’ sayılması masumiyetini ve manevi mertebesini yükseltir. Sesinin dokuz feleği aşması kozmik bir değer verir; koyunun mahşerde dava açacağını söylemesi, yasın yalnız duygusal değil adalet isteyen bir tanıklık olduğunu bildirir.

  7. 7

    ​Pîr Sultan’ım bağrımı deldi

    Ali Fatma Düldül Zülfikar geldi

    Kuzu kurban olmaz ya niçin oldu

    Kırklar da hû deyip özün birledi

    1Pir Sultan’ım, ayrılık bağrımı deldi.

    2Ali, Fatma, Düldül ve Zülfikar geldi.

    3Kuzu kurban olmaz; öyleyse bu neden oldu?

    4Kırklar da ‘hû’ deyip özlerini birledi.

    Mahlas dörtlüğü, anlatıcının bağrındaki yarayı firkat sözüyle yeniden açar. Ali, Fatma, Düldül ve Zülfikar'ın birlikte anılması Kerbelâ hafızasını toplar; Kırklar'ın ‘hû’ diyerek özünü birleştirmesi ağıdı cem birliğiyle kapatır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Sabit 174122 revizyonunun eser sahibi alanı Pir Sultan Abdal adını verir; kanonik kimlik kaydı bu atfı destekler.

Atıf kanıtını aç ↗

Türkçe Vikikaynak'ın 174122 numaralı sabit revizyonundaki tek şiir öğesinin tam 28 dizelik gövdesi korunmuş; modern aktarım ve editoryal katmanlar ayrıca eklenmiştir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirötme bülbül ötme
Ötme bülbül ötme, şen değil bağım
Pir Sultan Abdal · koşma

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Kerbelâ

Şiirde masum kuzunun kaybıyla anılan tarihsel yas mekânı.

sadâ

Koyunun anlatıcının bağrını delen sesi.

dâr

Koyunun söz vermek ve tanıklık etmek üzere geçtiği manevi sınanma meydanı.

zârî

Koyunun kaybettiği kuzusu için ettiği içli feryat ve yakarış.

Cebrâil

Mîkâil ile birlikte yas sahnesine gelen melek.

Nâci

Şiirde adı verilen ve ortaya çıktığı söylenen topluluk.

nüh felek

Kuzunun sesinin ötesinden geldiği söylenen dokuz gök katı.

firkat

Pir Sultan'ın bağrını delen ayrılık ve kayıp acısı.