Yol içinde yol ararsın
Beş dörtlüğün beşi de “Muhammed Ali’nindir” redifiyle kapanır; her bent redifin önüne başka bir kelime koyar — yol, el, din, gül, nur. Arayışı reddedip sahibi gösteren, arada cahilden uzak durmayı öğütleyen bir nefes.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yol içinde yol ararsın
Yol Muhammed Ali’nindir
Yetmiş iki dil içinde
Dil Muhammed Ali’nindir
1Yolun içinde başka bir yol ararsın
2Oysa yol Muhammed Ali’nindir
3Yetmiş iki ayrı dilin arasında
4Asıl dil Muhammed Ali’nindir
- 2
bizden evvel gelen
Beş vakti dâimâ kılan
On parmağı pınar olan
El Muhammed Ali’nindir
1Hani bizden önce gelenler nerede
2Beş vakit namazı hiç aksatmadan kılan
3On parmağı pınar gibi akan
4O el Muhammed Ali’nindir
“Kani” sorusu üç dize boyunca askıda kalıp dördüncüde cevabını buluyor. On parmağın pınar olması Ali'ye bağlanan kerametlerdendir; namaz ile keramet aynı elde toplanınca şeriatın işi ile velâyetin işi tek bedende birleşiyor.
- 3
Varma câhilin yanına
Uğrarsın çerhin seline
’in canına
Din Muhammed Ali’nindir
1Cahilin yanına varma
2Feleğin seline kapılıp gidersin
3Lanet olsun Yezid’in canına
4Din Muhammed Ali’nindir
Öğüt ile lânet arka arkaya geliyor: cahilden uzak durmayı buyuran dize, iki satır sonra Yezid'i anarak cahilliğin tarihteki adını koyuyor. “Çerhin seli” feleğin sürükleyici akışıdır; yanlış arkadaş insanı o akıntıya bırakan şeydir.
- 4
Cennet kapusu açıldı
ü anberler saçıldı
Bağ u bağçede açıldı
Gül Muhammed Ali’nindir
1Cennetin kapısı açıldı
2Misk ve amberler saçıldı
3Bağda bahçede açan
4Gül Muhammed Ali’nindir
Bent “açıldı” fiilini iki ayrı anlamda çalıştırıyor: önce kapı açılıyor, sonra gül. Koku ile çiçek arasındaki bu geçiş cenneti uzaktaki bir yer olmaktan çıkarıp bağda bahçede görülebilen bir hâle indiriyor; gül ise Ehl-i beyt'in bilinen mazmunu.
- 5
Söyler Pir Sultan’ım söyler
Hak’kın birliğini birler
Doğmuş âlemlere parlar
Nur Muhammed Ali’nindir
1Pir Sultan’ım söyler de söyler
2Hakk’ın birliğini durmadan birler
3Âlemlere doğmuş, parlayıp durur
4O nur Muhammed Ali’nindir
Mahlas bendi tevhidi fiile çeviriyor: “birlemek”, birliği yalnız bilmek değil dille tekrar tekrar kurmaktır — ilk dizedeki “söyler söyler” ikilemesi de bu tekrarın sesidir. Son dize nurun doğuşunu anlatıp sahibini en sona bırakarak redifi bir cevap gibi çalıştırıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144585 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Pir Sultan Abdal bölümünden geliyor. Bu şiirde bent araları kaynakta eksiksiz; beş dörtlük dizildiği gibi alındı. Yirmi dizenin yirmisi de sekiz hece tutuyor, düzeltilen ya da tamamlanan hiçbir yer yok. İmlâ kaynağın imlâsıdır: “kapusu”, “bağçede”, “Kani”, “Lâ’net” biçimleri korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Aman hey erenler mürvet sizindirPir Sultan Abdal · Koşma→
Redif her bendin son dizesini aynı sahibe bağlıyor; değişen tek şey redifin önündeki kelime. İlk bent arayışı daha ilk dizede kesiyor: yolun içinde yol aramak, sahibi belli olanı yeniden aramaktır. Yetmiş iki dil, yetmiş iki millet deyişinin dile çevrilmiş hâli.