Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz
Bir topluluk adına söylenen ikrar nefesi. Şair baştan sona birinci çoğul kişiyle konuşur, yolun kimlerden alındığını ve neye bağlanıldığını sayar; son dörtlükte ses tekile dönüp mahlasa ve Hasan sevgisine bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz
Dergâha doğru gider yollarımız
Şol güzel Aliyi sevenlerdeniz
okur dillerimiz
1Biz "Muhammed Ali" diyenlerdeniz,
2yollarımız dergâha doğru gider.
3Şu güzel Ali'yi sevenlerdeniz;
4dilimiz düvazimam okur.
- 2
Biz müminiz münafıktan üşendik
olduk topraklara döşendik
Kemerbestlerden de kuşak kuşandık
Pir Ali ile bağlı bellerimiz
1Biz müminiz, münafıktan usandık,
2toprak olduk, topraklara serildik.
3Kemerbestlerden kuşak kuşandık;
4bellerimiz Pir Ali ile bağlıdır.
İkinci dize tevazuyu fiile çeviriyor: toprak olmak yetmez, toprağa döşenmek gerekir. Üçüncü ve dördüncü dize aynı hareketi bel hizasında tekrarlıyor, kuşak kuşanmak fütüvvet erkânında yola girmenin işaretidir. "Bel bağlamak" deyimi burada mecazından çıkıp gerçek bir kuşağa dönüşüyor.
- 3
Biz müminiz kalbimizde kara yok
Bunda yoka yok demezler vara yok
Nasip olmuş ayrılığa çâre yok
Meğer harla açıldı güllerimiz
1Biz müminiz, kalbimizde kara yok;
2burada yoka yok demezler, vara da yok.
3Nasip böyleymiş, ayrılığa çare yok;
4meğer güllerimiz dikenle açılmış.
"Yok" kelimesi dört dizede beş kez dönüyor ve her seferinde başka iş görüyor: kalpteki lekenin yokluğu, kapıdan çevrilmeyiş, çaresizlik. Kapanıştaki "har" hem diken hem ateş demektir; gülün dikeniyle birlikte açması, önceki dizedeki ayrılığı bir kusur değil, açılışın şartı sayıyor.
- 4
Biz de öğüt aldık bizden uludan
İhsan Muhammedden Aliden
Katara bağlıyız Kalûbeliden
Başta değil etekte ellerimiz
1Biz de bizden ulu olandan öğüt aldık:
2ihsan Muhammed'den, mürüvvet Ali'den.
3Kalûbelâ'dan beri katara bağlıyız;
4ellerimiz başta değil, etektedir.
İkinci dize iki adı iki bağışla eşliyor, ihsanı Muhammed'e mürüvveti Ali'ye veriyor. Katar birbirine bağlı develerin dizisidir; bağlanma anını Kalûbelâ'ya, ruhların ezelde verdiği söze çekmek bağı doğuştan öncesine taşıyor. Son dize teslimiyeti bir el hareketiyle gösteriyor: baş çekmek değil, etek tutmak.
- 5
Rabba eyilerimiz var
Aşinada gönül ilerimiz var
Tutulu kumrulu bağlarımız var
Şah Şah der de öter bülbüllerimiz
1Rab katında musahip iyilerimiz var,
2aşina olanda gönül illerimiz var.
3Tutulu, kumrulu bağlarımız var;
4bülbüllerimiz "Şah Şah" diye öter.
Üç dize "var" redifiyle bir mal dökümü gibi ilerliyor, ama sayılanlar mülk değil bağ: musahip, aşinalık, gönül ili. Musahiplik Bektaşî erkânında iki canın ömürlük yol kardeşliğidir. Dördüncü dize sayımı bir sese bağlıyor; bülbülün geleneksel gül feryadı burada "Şah" nidasına dönüşüyor.
- 6
Kul Himmet’im sen de katara düzel
Mahabbet mülkünde âhırü ezel
Severim şahım Hasanım ne güzel
Aynımdan gitmiyor hayalleriniz
1Kul Himmet'im, sen de katara diz;
2muhabbet mülkünde son da ezel de birdir.
3Şahımı severim, Hasan'ım ne güzel;
4gözümden hayaliniz gitmiyor.
Şair kendine sesleniyor ve dördüncü dörtlükte kurduğu katarı şimdi kendi üstüne kapatıyor. "Âhırü ezel" sonu ve başı yan yana getirerek muhabbet mülkünde zamanın işlemediğini söylüyor. Son dizede kafiye "-imiz"den "-iniz"e kayıyor: topluluk adına konuşan ses, karşısındakine dönüyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı; Kul Himmet bölümü tek sayfa olduğu için sürüm numarası şairin öbür nefesleriyle ortak. Kaynakta ayrı başlık yok, ilk dize başlık yapıldı. İmlâya dokunulmadı: "Düvazde imam", "Kemerbestlerden", "Kalûbeliden", "Mahabbet" yazımları ve mahlastaki kıvrık kesme ("Kul Himmet’im") olduğu gibi bırakıldı. Yirmi dört dize, altı dörtlük; bentler kaynakta boş satırla ayrılmış. Her dize on bir hece.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes bir kimlik beyanıyla açılıyor ve o beyanı ilk dizeden itibaren çoğul kuruyor: diyenlerdeniz, sevenlerdeniz, yollarımız, dillerimiz. Kafiye de bu çoğulun üzerinde duruyor. Düvazimam On İki İmam'ı ad ad anan nefes türüdür; dördüncü dize böylece topluluğun ne okuduğunu da söylüyor.