Cemâl-i pâki âsâr-ı tecellâ-yı muhabbetdir
Kâinatı tek bir kavramın, muhabbetin, parçalarına ayırır: ay ile güneş onun gözleri, gökkubbe onun kadehi, sevgilinin boyu onun kıyameti olur. Redif her beytin sonunda aynı tamlayanı tekrarlayarak evreni tek sahibe bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i pâki âsâr-ı -yı muhabbetdir
Meh ü hurşîd iki çeşm-i temâşâ-yı muhabbettir
1Onun tertemiz güzelliği muhabbet tecellisinin eserleridir;
2ay ile güneş muhabbetin seyreden iki gözüdür.
- 2
Bu vaz '-ı ser-nigûnundan tehîdir sanma kudretle
Bu ne tâs-ı felek -i -yı muhabbettir
1Baş aşağı duruşuna bakıp onu boş sanma; kudretle doludur.
2Bu nasıl bir felek tasıdır ki muhabbet şarabıyla ağzına kadar dolu.
Gökkubbe ters çevrilmiş bir kâse olarak düşünülür; ters duran kap normalde boşalmış demektir, beyit bu beklentiyi bozar. Dolu olduğu hâlde dökülmemesi kudretin kendisidir. "Leb-rîz", dudağından taşacak kadar dolu anlamına gelir ve gökyüzünü hem kadeh hem meclis yapar. Kaynak bu dizede kesmeyi kelimeden ayrı basmış.
- 3
Göñül aşkıyla bir -ı mahşer-sûzdur gûyâ
Kıyâmet ancak ol kadd-i dil-ârâ-yı muhabbettir
1Gönül onun aşkıyla sanki mahşeri yakan bir cehennem ateşidir;
2kıyamet ancak muhabbetin o gönül süsleyen boyudur.
Gönül onun aşkıyla mahşeri yakacak bir ateş olarak verilir; ikinci dize kıyameti muhabbetin gönül süsleyen boyuna bağlar. Yakan gönül ile kıyamet boyu aynı aşk ölçeğinde buluşur; yorum başka şiirlerdeki boy–kıyamet kalıbına yaslanmaz.
- 4
Abestir pîç-tâbım ketm-i râz-i derd-i aşkıñda
Ki her zahm-ı nigâhın tende gûyâ-yı muhabbettir
1Aşk derdinin sırrını gizlemek için kıvranmam boşunadır;
2çünkü tenimdeki her bakış yarası muhabbeti söyleyip durmaktadır.
Sır saklama çabası beden tarafından boşa çıkarılır: bakışın açtığı yaralar konuşan birer ağız gibi düşünülür. "Gûyâ" burada söyleyen demektir ve gizlemeyle konuşma arasındaki çelişkiyi tek kelimeye sıkıştırır. Âşığın iradesi ile teni ayrı taraflarda yer alır; beyit bu ayrılığı bir mahkeme sahnesi gibi kurar.
- 5
Olur mı seyl-i ceyhûn hem-hurûş eşk-i pür-hûnum
Göñül Ekrem muhît-i -yı muhabbettir
1Ceyhun'un seli benim kan dolu gözyaşımla aynı coşkuya erişir mi?
2Ekrem, gönül muhabbetin yedi denizini kuşatan okyanustur.
Kapanış beyti ölçekleri son kez büyütür: önce bir ırmak yetersiz bulunur, sonra yedi deniz bile kuşatılan tarafa geçer. "Muhît" hem çevreleyen hem okyanus demektir ve bu çift anlam gönlü kapsayıcı bir sınır hâline getirir. Soru kipiyle başlayıp iddia cümlesiyle bitmesi, gazelin bütün karşılaştırma yöntemini özetler.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142846 numaralı sürüm esas alındı. Gövdenin ilk iki satırı kitabın bölüm künyesidir ("İbtidâ-yı Gazeliyyât" ve "Kâfiye-i râ aded-i gazel 20"), metne alınmadı; on dize, beş beyit kaldı. Kaynağın iki dizgi özelliği korundu: ilk dize redifi "muhabbetdir" yazarken öbür dokuz dize "muhabbettir" yazıyor; üçüncü dizede de "vaz '-ı" biçiminde kesme işareti kelimeden ayrı basılmış. Mahlastaki yıldızlar atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla beyti bir tamlama zinciri kurar ve zincirin son halkası her defasında muhabbettir; böylece görünen her şey bir yüklem değil, bir sahiplik ifadesi olur. Ay ile güneşin göz sayılması gökyüzünü bakan bir yüze çevirir: kâinat seyredilen değil seyreden taraftır. İlk dizedeki "muhabbetdir" yazımı kaynağa aittir.