DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Sırr-ı Aşkından Şehâ Her Kim ki Âgâh Olmadı
Yedi beyitli öğüt gazeli · 16. yüzyıl

Sırr-ı Aşkından Şehâ Her Kim ki Âgâh Olmadı

Aşk sırrını kendini bilme, temiz ayna ve yapılanın karşılığını görme ilkeleriyle açıklar. Dünya zevkinin geçiciliğini ve iyi günde görünen dostların kınanma gününde çekilişini gösterir; kulun buyruğa sadakatiyle sona erer.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sırr-ı aşkından şehâ her kim ki olmadı

    Kaldı mahrum tâ ebed makbûl-i dergâh olmadı

    1Ey şah, aşkının sırrını bilmeyen kişi

    2Sonsuza dek yoksun kaldı, dergâhta kabul görmedi

    Şahın aşk sırrından habersiz kalmak yalnız bilgisizlik değil, dergâhta kabulden ebediyen mahrumiyettir. Birim, sevgiyi içsel duygu olmaktan çıkarıp kabul kapısını açan zorunlu bir idrak sayar.

  2. 2

    Bilmeyen kendi vücûdun Hak’kı bilmez

    Kim ki bildi nefsini âlemde olmadı

    1Kendi varlığını bilmeyen elbette Hakk’ı bilmez

    2Nefsini bilen bu dünyada yolunu şaşırmaz

    Kendi varlığını tanımayanın Hakk’ı bilemeyeceği sözü, ilahî bilgiyi benlik bilgisine bağlar. Nefsini bilenin yolunu şaşırmaması, içe dönük farkındalığı dünyadaki yön bulmanın pusulası yapar.

  3. 3

    Gözgüsü arı değildir çâre yoktur pasına

    Kaldı tâ ebed Fazl ana olmadı

    1Aynası temiz değildir; pasına çare yoktur

    2Sonsuza dek kirli kaldı, Fazl ona yoldaş olmadı

    Kirli ayna hakikati yansıtamaz; pasın çaresizliği kalıcı manevi kapalılığı simgeler. Fazl’ın yoldaş olmaması, arınmayan kişinin yalnızca görüntüyü değil ilahî lütuf eşliğini de kaybettiğini bildirir.

  4. 4

    Her ne kılsan âhır sana ol tuş olur

    Çekmedi şermendelik her kim ki olmadı

    1İyi veya kötü ne yaparsan sonunda karşına o çıkar

    2Kötülük istemeyen kişi utanç çekmez

    İyi ya da kötü her eylemin sonunda yapanın karşısına çıkması ahlaki bir geri dönüş yasası kurar. Kötülük dilemeyenin utanç çekmemesi, gelecekteki yüzleşmeyi bugünkü niyet ve davranışa bağlar.

  5. 5

    Zevkine aldanmagıl fikri öğüştür dünyenin

    Kangı gün hoş geçti kim anın sonu âh olmadı

    1Dünyanın zevkine aldanma; düşüncesi değişkendir

    2Sonu âh olmayan hangi gün güzel geçti?

    Dünya zevkinin değişken düşüncesine aldanmama uyarısı, sonu ah olmayan güzel gün bulunup bulunmadığını sorar. Haz ile keder arasındaki bu kaçınılmaz geçiş, geçici neşeye mutlak değer vermeyi bozar.

  6. 6

    Zevk u şevkin günlerinde kim olar yârim dedi

    Bir günü geldi kimseler yâr olmadı

    1Zevk ve coşku günlerinde kimler “dostum” dedi

    2Bir kınanma günü gelince kimse dost olmadı

    Coşkulu günlerde dostluk iddia eden kalabalık, melamet günü gelince dağılır. İki zamanın karşılaştırılması gerçek yâri rahatlıkta söylenen sözle değil, kınanma anında kalıp kalmamasıyla ölçer.

  7. 7

    Şah Hatâyî bende oldun bende fermân ol yürü

    Bende fermân olmayanlar lâyık-ı şâh olmadı

    1Şah Hatâyî, kul oldun; buyruğa bağlan ve yürü

    2Buyruğa bağlanmayanlar şaha layık olmadı

    Hatâyî’ye kul olduktan sonra buyruğa bağlanması emredilir; aidiyet itaatle tamamlanır. Şaha layık olmanın ölçüsü ad taşımak değil, bendelik içinde hareketini fermana göre düzenlemektir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Hatâyî (Şah İsmail) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 163323 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞu Dünyanın Ötesine
Şu dünyânın ötesine
Şah İsmail Hatâyî · Beş dörtlük

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

âgâh

Bilen, haberdar

lâcerem

Elbette, kaçınılmaz olarak

gümrâh

Yolunu şaşırmış

nâpâk

Temiz olmayan

hemrâh

Yoldaş

nîk ü bed

İyi ve kötü

bedhâh

Kötülük isteyen

melâmet

Kınanma, ayıplanma