Ah, ayrılığı çok zaman; elinden ne yapayım?
Şair zamanı insanı hileyle aldatan, kısa bir sevinç gösterip ardından zehir sunan vefasız güç olarak suçlar. Dünyanın her yanını gam ocağı sayar ve ona gönül vermekten vazgeçer. Ömer zamanın zehrini içmiş, kahrının ateşinde yanmıştır; rahat vermeyen mihnetten aman dileyerek şiiri bitirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âh elinden neyleyim ey firkati çok
Kimlere kıldın cihanda izzeti çok
1Ah, ayrılığı çok olan zaman; elinden ne yapayım?
2Ey zaman, dünyada kimlere gerçekten değer verdin?
- 2
ile aldar imişsin âdemi bildim seni
Ol sebebden etmez oldum rağbeti çok
1İnsanı hileyle aldattığını artık anladım.
2Bu yüzden ey zaman, sana ilgi göstermez oldum.
Hileyle aldatma artık anlaşılmıştır ve konuşan ilgisini geri çeker. Bu fark ediş, zamanın oyununu durdurmaz; fakat şairin gönüllü katılımını sona erdiren bilinçli bir direnç başlatır.
- 3
Vermeyim hiç gönlümü dünyâ sana
Her yerin gam ocağı her mihnet yeri
1Bundan sonra sana, dünyaya, gönlümü hiç vermeyeceğim.
2Her yerin gam ocağı, her yanın sıkıntı yeridir.
Dünyaya gönül vermeme kararı, her yerin gam ocağı ve mihnet yeri görülmesine dayanır. Mekân çeşitliliği silinir; zamanın egemen olduğu bütün dünya aynı acı haritasına dönüşür.
- 4
Ben vefânı bulmayup minnetten el çektim yürü
Eyleyenler sana bulsun minneti çok
1Sende vefa bulamadım, minnet etmekten vazgeçtim; git.
2Ey zaman, sana bağlananlar minnetin karşılığını bulsun.
Vefanın bulunmaması minnet bağını da koparır. ‘Yürü’ buyruğu zamana karşı imkânsız görünse de konuşanın ondan lütuf beklemeyi reddettiğini güçlü biçimde ilan eder.
- 5
Akl irişmez sana mâil olanın
Gösterüp bir dem safâ semler sunarsın yerine
1Sana yönelen kişinin tedbirine akıl ermez.
2Bir an sevinç gösterip yerine zehirler sunarsın.
Zamana yönelen kişinin tedbiri akılla açıklanamaz; çünkü gösterilen sevinç hemen zehirle değiştirilir. Aldanış, hoş görüntüyle acı sonuç arasındaki bilinçli takas olarak tanımlanır.
- 6
Bir iki gün yüzüne güler bakarsın seyrine
Önün ardınca ararsın fırsatı çok
1Bir iki gün yüzüne gülüp seyrini izlersin.
2Ey zaman, sonra önünde ardında fırsat ararsın.
Zaman önce bir iki gün gülümseyip insanı seyreder, sonra zarar vermek için fırsat kollar. Bu kişileştirme onu sabırlı, hesapçı ve kurbanını rahatladığı anda yakalayan avcıya benzetir.
- 7
Âkıbet Âşık Ömer nûş etti zehrinden senin
Hâtır-ı mahzûnu dönmezse mihrinden senin
1Sonunda Âşık Ömer senin zehrini içti.
2Kederli gönlü artık senin güneşine dönmez.
Ömer’in zehri içmesi aldanışın tamamlandığını, kederli gönlün güneşe dönmemesi ise umudun kesildiğini gösterir. Zamanın ışığı artık iyileştiren değil güvenilmez bir parlaklıktır.
- 8
Hâsılı yandım yakıldım senin
El’aman ey râhati yok mihneti çok
1Kısacası senin kahır ateşinde yanıp yakıldım.
2Aman, ey rahatı bulunmayan ve sıkıntısı çok zaman!
Kahır ateşindeki yanış şiirin bütün yakınmalarını bedensel sonuçta toplar. Son aman çağrısı, rahatın hiç bulunmadığı ve yalnız mihnetin çoğaldığı zamandan kaçış isteğidir.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 13. dize “Âkıbet Âşık Ömer nûş etti zehrinden senin”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 533 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Zaman doğrudan muhatap alınarak ayrılığın faili yapılır. Kime değer verdiği sorusu, onun herkesi sonunda terk eden ve hiçbir bağlılığı kalıcı kılmayan adaletsiz gücünü sorgular.