Ağlasa ‘âşık belâ-yı hecr ile nâlân olup
Âşığın ayrılık içindeki yolculuğu dağ, vadi, mihnet evi ve gönül delen oklarla anlatılır; dünya saltanatı sevgilinin mahallesi karşısında değersizleşir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ağlasa ‘âşık ile nâlân olup
Gözlerinden akan anuñ yaş yirine kan olup
1Âşık, ayrılık belasıyla inleyerek ağlasa
2Gözlerinden yaş yerine kan akar.
- 2
Geh gubârından urınsa kisveti
Geh belâ vâdîsini geşt eylese ‘üryân olup
1Bazen eziyet dağının tozunu kendine giysi etse
2Bazen bela vadisini çıplak hâlde dolaşsa.
Geh… geh… paralelliği âşığı iki zorlu mekân arasında dolaştırır. Cefa dağının tozu giysiye dönüşürken bela vadisinde bu giysi bile kaybolur. Dağ, toz, vadi ve çıplaklık birlikte maddi yoksunluğu ve aşk yolunda benliğin soyulmasını anlatır.
- 3
Her ne deñlü cevrler görse vefâlar eylese
Her ne deñlü gülseler hâline ol giryân olup
1Ne kadar eziyet görürse görsün vefayla karşılık verse
2Hâline ne kadar gülseler de kendisi ağlamayı sürdürse.
Beyitte eziyet ile vefa, gülmek ile ağlamak çaprazlanır. Âşık gördüğü cevri aynı türden bir karşılıkla değil sadakatle cevaplar; çevresindekilerin alayı da onun gözyaşını durdurmaz. Bu asimetri, vefanın dış tepkiye bağlı olmayan bilinçli bir seçim olduğunu gösterir.
- 4
Gam beyâbânına her gün eylese seyr ü sefer
Her gice mihnet-serây-ı fürkate mihmân olup
1Her gün gam çölünde gezip yolculuk etse
2Her gece ayrılık sıkıntısı evine konuk olsa.
Gündüzün gam çölündeki yolculuğu gece ayrılık evindeki konukluk izler; böylece acının dışında kalan tek bir zaman yoktur. Mihnet-serâyın ev olarak kurulması, ayrılığı geçici bir duygu değil âşığın her gece döndüğü sürekli ikametgâh hâline getirir.
- 5
Râz-ı ‘ışkı âşikâr itmege tâkat bulmasa
Sînesinde nâvek-i dil-dûzlar pinhân olup
1Aşk sırrını açığa vurmaya gücü yetmese
2Gönül delen okları göğsünde gizli kalsa.
Aşk sırrı dile getirilemez, fakat göğüste saklanan gönül delici oklar bu sırrı bedensel bir iz gibi taşır. Âşığın konuşacak gücü yoktur; yine de yarası onun adına tanıklık eder. Gizlilik ile delici silah imgesi arasındaki gerilim beytin etkisini kurar.
- 6
Dilberinden rahm eger olmasa ol dil-hasteye
Kimseler derdine dermân idemez imkân olup
1Sevgilisi o aşk hastasına merhamet etmezse
2Hiç kimse onun derdine hiçbir yolla çare bulamaz.
Şifa yalnız sevgilinin merhametine bağlanır. Dil-haste sözü aşkı gönlün hastalığı yaparken ikinci dize başka insanların müdahalesini kesin biçimde dışlar. İmkân kelimesiyle kapanan hüküm, sevgilinin rahmi yoksa hiçbir çarenin mümkün olmadığını bildirir.
- 7
Virseler mülk-i cihânuñ tâc u tahtı devletin
‘Avnî kûyuñ terkin itmez başına sultân olup
1Ona dünya ülkesinin tacını, tahtını ve devletini verseler de
2Avnî başına sultan olsa sevgilinin mahallesini terk etmez.
Dünya saltanatının tacı ve tahtı bir tarafta, sevgilinin kûyu öte taraftadır. Avnî hükümdar olsa bile aşk mekânını bırakmayacağını söyler; tarihsel sultan kimliği bu tercihe ayrıca ağırlık verir. Siyasal egemenlik, sevgilinin mahallesinde kul kalmanın gerisinde bırakılır.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk metni şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde tahmis eder; bağımsız görsel audit incipit, son ve sonraki kayıt sınırını doğrulamıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), sürüm cevahir-1330-avni-004, PDF 34–35, basılı 30; tahmis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, ilk üç Emîrî mısraı dışarıda bırakıldı. Doğan 2023 yalnız kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Ayrılık önce sesle, nâlân sözüyle görünür; fakat ağlayış sıradan gözyaşını aşarak kana dönüşür. Yaş yerine kan akması, acının bedeni yaraladığını söyleyen klasik bir mübalağadır. Koşullu anlatım, âşığın dayanacağı sınavlar dizisinin ilk basamağını açar.