Bâde-i nâb ile buldı ruh-i cânân revnak
Saf şarapla canlanan yanak, saç, ter, yürüyüş ve dudak imgeleri; geceyi, yıldızları ve akarsuyu sevgilinin güzelliğine hizmet eden bir parıltı düzeninde toplar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ile buldı ruh-i cânân revnak
Gûyiyâ güller ile buldı gülistân revnak
1Sevgilinin yanağı saf şarapla parlaklık buldu;
2Sanki gül bahçesi güllerle canlandı.
- 2
Zülf-i miskîn ki ruh-i yâr ile tâbendedürür
Şem‘-i pür-nûr ile san buldı revnak
1Misk kokulu saç, sevgilinin parlak yanağıyla ışıldar;
2Sanki karanlık salon ışıklı mumla aydınlandı.
Siyah saç ile parlak yanak, karanlık bir odada yanan muma benzetilir. Saç tek başına geceyi, yüz ise ışık kaynağını oluşturur; sevgilinin başı gece ile aydınlığın dengeli bir iç mekânına dönüşür.
- 3
Dâne dâne ruh-i dilberde arak gören dir
Cem‘-i kevkeble ne bulmış meh-i tâbân revnak
1Sevgilinin yanağında tane tane ter gören kişi der ki
2Parlak ay, yıldızlar topluluğuyla ne güzel parlamış!
Yanak üzerindeki ter damlaları ay çevresindeki yıldızlar gibi tane tane görünür. Bedenin geçici nemi kozmik süse yükseltilir; meh-i tâbân güzelliğini tek başına değil etrafındaki küçük parıltılarla tamamlar.
- 4
Göricek yaşumı nâz ile salınur ol yâr
ile bulur serv-i hırâmân revnak
1O sevgili gözyaşımı görünce nazla salınır;
2Salınan servi de akarsuyla güzellik kazanır.
Sevgilinin nazlı yürüyüşü, kıyısında su akan servinin salınışına benzer. Bu benzetmede gözyaşı yalnız keder belirtisi değildir; sevgilinin hareketine revnak veren cûy-bâr olarak âşığın acısını güzellik sahnesine katar.
- 5
İşidüp nâlemi handân olur ol yâr bulur
Na‘ra-i bülbül ile revnak
1O sevgili iniltimi duyunca gülümser;
2Gülen gonca bülbülün haykırışıyla açılır.
Âşığın nâlesi sevgiliyi ağlatmak yerine güldürür; bu karşıtlık bülbül sesiyle açılan gonca üzerinden tabiileştirilir. Handân olmak hem tebessümü hem çiçeğin açılmasını taşır, feryadı sevgilinin neşesine hizmet ettirir.
- 6
Eşk-i çeşmümle olur lâ‘l-i leb-i yâr ferih
Tâb-ı kevkeble bulur revnak
1Sevgilinin lâl dudağı gözyaşımla ferahlar;
2Bedahşan lâli de yıldızın ışığıyla parlar.
Gözyaşı lâl dudağı ferahlatan bir ışık veya su gibi iş görür. Bedahşan taşının yıldız parıltısıyla değer kazanması, âşığın yaşını sevgilinin kırmızı dudağını daha görünür kılan dış ışığa dönüştürür.
- 7
ile bulur ‘Avnî ruh-i yâr şeref
Bâblarla nitekim buldı Gülistân revnak
1Ey Avnî, sevgilinin yanağı ayva tüyü ve benle şeref bulur;
2Nitekim Gülistan da bölümleriyle değer kazanmıştır.
Makta yüzdeki ince tüy ve beni, Gülistan’ın bâblarıyla karşılaştırır. Yüz bir kitap gibi düzenlenirken küçük işaretler onun bölümleri olur; Avnî güzelliğin kusursuz boşlukta değil ayrıntılarla şeref kazandığını söyler.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk kaydı şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî beyitleri ve sınırlar bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-036, PDF 53–54, basılı 49-50; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Saf şarap yanağa renk ve canlılık verir; bunun bahçedeki güllerin bütün gülistanı parlatmasına benzetilmesi tek yüzü geniş bir peyzaja açar. Revnak, hem maddî ışığı hem meclisin neşesini aynı dizede toplar.