DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Eğildim secde kıldım hânedâna
Gazel · 16. yüzyıl

Eğildim secde kıldım hânedâna

Gazel bir bağlanma töreniyle açılıyor, sonra yolu bir çarşı gezisi gibi anlatıyor: değer bilen sarraf, elden ele geçen icazet, basamak basamak çıkılan merdiven. Kapanışta padişah olan şair kendini meydanda bir derviş olarak imzalar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Eğildim secde kıldım hânedâna

    Nuş ettim şerbetinden kana kana

    1Eğildim, hanedanın önünde secdeye vardım;

    2şerbetinden kana kana içtim.

    Gazel bir töreni sırasıyla anlatarak açılıyor: önce eğilmek, sonra içmek. Secde kelâmda yalnız Allah'a ayrılmışken burada hanedana yöneliyor; Bektaşî dilinde bu ta'zim secdesidir, ibadet değil bağlılık işaretidir. Şerbet de yola giren dervişe sunulan doludur; “kana kana” kabulün ölçülü değil taşkın olduğunu söyler.

  2. 2

    devlet ben gedâya

    Yürürken uğradım dürlü dükâna

    1Ne büyük talih, ne müjde bu yoksula:

    2yürürken türlü türlü dükkâna uğradım.

    Beyit iki uç kelimeyi çarpıştırıyor: “devlet” talih ve saltanat, “gedâ” dilenci. Tahtta oturan bir şairin kendini gedâ sayması yalnız tevazu değil, yolun ölçüsünün mülk olmadığının ilanı. İkinci dize çarşı mecazını açıyor; sonraki beyit bu dükkânların birinde geçecek.

  3. 3

    olan bilür gevher bahâsın

    Anı kıldı mubah pîr ü civâna

    1Cevherin fiyatını ancak sarraf bilir;

    2onu ihtiyara da gence de helâl kıldı.

    Çarşı imgesi sürüyor ve bir ölçüt getiriyor: değer nesnede değil, değeri tanıyan gözdedir. İkinci dize ölçütü hemen genişletir — meta ehline mahsus, ama satış herkese açık. “Pîr ü civân” yaşın iki ucunu anarak yolun kıdemle değil kabiliyetle işlediğini söyler.

  4. 4

    Yürüdüm dest- be-dest kıldım meâli

    Düşübdür meskenim iki cihâna

    1Elden ele yürüyüp maksadıma erdim;

    2meskenim her iki cihana düşmüştür.

    “Dest-be-dest” tarikatta el almanın adıdır: mürşitten mürşide uzanan zincir. Yürümek burada mesafe değil silsile katetmek. İkinci dize kazancı sayar: iki cihanda birden yer tutmak, yani bu dünyayı bırakmadan ötekini kazanmak. Kaynakta tire kelimenin ortasında kalmış, düzeltilmedi.

  5. 5

    Erenler âsmânın direğidir

    Direk yerden dikilür âsmâna

    1Erenler göğün direğidir;

    2direk yerden göğe doğru dikilir.

    Velilerin âlemi ayakta tuttuğu inancı (evtâd, yani “kazıklar” tasavvuru) bir mimarî imgeyle söyleniyor. İkinci dize yönü belirleyerek asıl iddiayı kurar: direk gökten sarkmaz, yerden dikilir. Kutsallık yukarıdan inen bir lütuf değil, insandan yükselen bir yapı olarak resmediliyor.

  6. 6

    Ululuk ister isen hizmet eyle

    Ayak bir bir basarlar nerdübâna

    1Yücelik istiyorsan hizmet et;

    2merdivene birer birer ayak basılır.

    Bir önceki beytin dikey direği burada merdivene dönüşüyor ve tırmanmanın kuralı veriliyor. Yücelme hizmetin karşılığıdır, talebin değil. “Bir bir” ifadesi basamak atlamayı reddeder: Bektaşî erkânında yolun kademeli oluşu tam da bu sabra bağlanır.

  7. 7

    Cihânı açtı Sultan Haydar oğlu

    Erişti gaziler kevn ü mekâna

    1Sultan Haydar oğlu cihanı fethetti;

    2gaziler varlığa ve mekâna erişti.

    Şiirin tek tarih beyti. “Haydar oğlu” Şeyh Haydar'ın oğlu, yani şairin kendisi; kendini üçüncü şahıs olarak anması methi bir tanıklığa çeviriyor. Ama isim aynı zamanda Ali'nin Haydar lakabını çağırdığı için beyit hem Safevî fethini hem velâyet soyunu tek anda söyler.

  8. 8

    Hezâran kisveden baş gösterirsin

    Anınçün halkı salarsın gümâna

    1Binlerce kılıktan baş gösterirsin;

    2bu yüzden halkı şüpheye düşürürsün.

    Muhatap birden değişiyor: gazel “ben”den “sen”e geçiyor. Anlatılan, Bektaşî inancındaki “bin bir don” tasavvuru — Hakk'ın ya da velinin sayısız surette görünmesi. İkinci dize bunun bedelini itiraf eder: görünmenin çokluğu tanınmayı kolaylaştırmaz, şüpheyi çoğaltır.

  9. 9

    olana hem dest gerektir

    Kadîmî gelicek kalmaya câna

    1Musahip olana bir el tutmak da gerekir;

    2kadîm olan gelince canda ayrı bir şey kalmaya.

    Musâhiplik, iki kişinin ömürlük yol kardeşliğini kuran Bektaşî–Alevî erkânıdır; beyit onu tek başına yetersiz sayıp yanına “dest”i, mürşidin elini koyar. İkinci dize kapalı: başlangıcı olmayan gelince canın kendine ait bir şeyi kalmaması, yani ikiliğin silinmesi kastediliyor.

  10. 10

    Biner Düldül çalar şah Zülfikaar’ı

    Kalubdur Ali’den darb-ı nişâne

    1Şah Düldül'e biner, Zülfikâr'ı çalar;

    2Ali'den kalan bir vuruş nişanesidir bu.

    Ali'nin iki alâmeti yan yana geliyor, ama fiiller geniş zamanda: “biner”, “çalar”. Olay geçmişe kapatılmıyor, sürüyor. İkinci dize mirası bir nesne olarak değil bir iz olarak tarif eder — kalan şey kılıç değil, kılıcın vurduğu yerdeki nişandır. Kaynakta “Zülfikaar’ı” çift a ile dizilmiş.

  11. 11

    Hatâyî’yim bu gün meydân içinde

    Şah’ın medhin okuram dervişâne

    1Hatâyî'yim, bugün meydanın içindeyim;

    2Şah'ın övgüsünü dervişçe okuyorum.

    Mahlas beyti şairi tahtta değil cem meydanında konumlandırıyor. “Şah” hem Ali'nin hem de şairin unvanı olduğu için beyit iki yönlü okunur; ama “dervişâne” zarfı tercihi belli eder: konuşan taraf öven, methedilen taraf Ali. Padişahın kendi imzasını derviş kılığında atması gazelin son hamlesi.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Şiirin başındaki sıra işareti (“— 24 —”) ve derlemenin bölüm başlığı (“—Aruz veznile yazılmış şiirler—”) metne alınmadı, geriye yirmi iki dize kaldı. Kaynakta dördüncü beytin ilk dizesi “dest- be-dest” diye kaçak tire ve boşlukla dizilmiş, onuncu beyitte “Zülfikaar’ı” çift a ile yazılmış; ikisi de olduğu gibi bırakıldı. Kafiye çift dizelerin çoğunda -âna iken son iki beyitte -âne'ye kayıyor, bu da kaynaktaki hâliyle korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirErenler serveri Şâh-ı velâyetŞah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

zihî

ne güzel, ne mutlu

beşâret

müjde

gedâ

yoksul, dilenci

sarrâf

değerli taşın ve altının değerini bilen kimse

dest-be-dest

elden ele; tarikatta mürşitten mürşide uzanan silsile

nerdübân

merdiven

musâhib

yol kardeşi; Bektaşî–Alevî erkânında ömürlük ahitle bağlanılan kişi

gümân

şüphe, kuşku