DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Erenler serveri Şâh-ı velâyet
Nefes · 16. yüzyıl

Erenler serveri Şâh-ı velâyet

Yedi bent bir yol âdâbı dersi gibi ilerler: el almak, talip yetiştirmek, sofra töresi, kâmili izlemek ve ayıp örtmek sırayla buyrulur. Son bent ölçütü açıkça koyar — cemin kapısı cömerde açık, cimriye kapalıdır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Erenler serveri Şâh-ı

    Aldı mü’minlerin elin eline

    Hânedan dostuna eyler hidâyet

    Mü’min olanları çeker yoluna

    1Erenlerin başı, velâyetin şahı,

    2müminlerin elini eline aldı.

    3Hanedanın dostuna doğru yolu gösterir,

    4mümin olanları kendi yoluna çeker.

    Nefes Ali'yi iki unvanla anarak açılıyor: erenlerin “server”i ve “Şâh-ı velâyet”. İkinci dizedeki el alma tarikat biatinin teknik adıdır — talip elini mürşidin eline verir. Böylece ilk bent hem menkabeyi hem cemde bugün de yapılan fiili aynı anda tarif ediyor.

  2. 2

    Eğer bende isen ’a

    Ali gibi sen de kalma noksâna

    Bir tâlibi pişir getir meydana

    Ezel ebed gelmeye diline

    1Eğer Şâh-ı Merdân'a kul isen,

    2sen de Ali gibi eksik kalma.

    3Bir talibi olgunlaştır, meydana getir;

    4ezelden ebede diline “hayır” gelmesin.

    Kulluk burada seyretmek değil, iş üretmektir: talibi “pişirmek” çiğ olanı olgunlaştırmak demek, mutfak mecazı Bektaşîlikte yolun kendisini anlatır. Son dize bir yasak koyuyor — “lâ”, yani hayır demek. Kul, çağrıldığında reddetmeyen kişi olarak tanımlanıyor.

  3. 3

    Nasihattir benden sana emânet

    Sâdık emânete etmez hiyânet

    Yemek ile içmek için bir âdet

    Kurdu Hak arslanı mü’min kuluna

    1Bu nasihat benden sana emanettir;

    2sadık olan emanete hıyanet etmez.

    3Yemek ile içmek için bir töre

    4kurdu Hakk'ın arslanı mümin kuluna.

    Bent sözün kendisini emanete çeviriyor: nasihat dinlenip geçilecek bir şey değil, korunacak bir mal. Üçüncü ve dördüncü dizeler sofrayı kurumsallaştırıyor — cemdeki lokma ve dolu keyfî bir yeme içme değil, Ali'nin koyduğu bir âdettir. “Hak arslanı” Esedullah unvanının Türkçesidir.

  4. 4

    Erenler gittiği yolları gözle

    Gözet bir kâmilin izini izle

    Mü’min kardeşlerin aybını gizle

    Girmek ister isen rahmet gölüne

    1Erenlerin gittiği yolları gözle,

    2bir kâmili gözet, izini izle.

    3Mümin kardeşlerinin ayıbını gizle,

    4rahmet gölüne girmek istiyorsan.

    Üç buyruk üç ayrı yöne bakıyor: geçmişe (yol), yaşayan kılavuza (kâmil) ve yandaki kardeşe (ayıp). Dizeler “gözle / gözet / gizle” ses ailesiyle örülmüş; ayıbı gizlemek de bir çeşit gözetmedir. Şart en sona bırakıldığı için emirler önce koşulsuz buyruk gibi duyuluyor.

  5. 5

    Mürşide rehbere eyle itâat

    Zahirde bâtında gözle sadâkat

    Muhammed Ali’den kaldı emânet

    Bağçe donanınca güller alına

    1Mürşide, rehbere itaat et;

    2dışta da içte de sadakati gözet.

    3Bu emanet Muhammed Ali'den kaldı;

    4bahçe donandığında güller derilsin.

    Bektaşî yolunda mürşit ile rehber ayrı görevlerdir; bent ikisini birden anarak hiyerarşiyi eksiksiz kuruyor. “Zahirde bâtında” ikilisi riyaya kapı bırakmıyor: dıştaki bağlılık içeriyle örtüşmezse sadakat sayılmaz. Son dize soyut öğüdü bir bahçe sahnesine bağlayarak bendi yumuşatıyor.

  6. 6

    Muhammed Ali’ye kırklar katıldı

    Anda varlıkları cümle atıldı

    Bir yahudiye kul oldu satıldı

    İstek Hak olduğu bundan biline

    1Muhammed Ali'ye Kırklar katıldı,

    2orada varlıklarının hepsini attılar.

    3Bir yahudiye kul olup satıldı;

    4isteğin Hak olduğu bundan bilinsin.

    Kırklar Meclisi menkabesi iki dizede özetleniyor ve katılmanın şartı söyleniyor: varlıktan, yani benlikten geçmek. Üçüncü dize Ali'nin kendini satıp bedelini yola harcadığı anlatıya bakıyor. Bent bir kanıt cümlesiyle kapanıyor; menkabe burada hikâye değil, delil olarak kullanılıyor.

  7. 7

    Şah Hatâyî'm cennet kapusun açtım

    Cömerd olanların dolusun içtim

    olanları ayırdım seçtim

    Bahilden gayrısı cemde buluna

    1Şah Hatâyî'yim, cennetin kapısını açtım;

    2cömert olanların dolusunu içtim.

    3Cimri olanları ayırdım, seçtim;

    4cimriden başkası cemde bulunsun.

    Mahlas bendi şaire kapıcı yetkisi veriyor: açan, içen, ayıran odur. “Dolu” cemde elden ele dolaşan kadehtir; kimin dolusunun içildiği bir tanıklıktır. Son dize cemaati cömertlik üzerinden tanımlıyor — dışarıda bırakılan günahkâr değil bahildir. Ölçüt inanç değil, paylaşmadır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; Ergun'un Hatayi bölümündeki 3 numaralı manzume. İmlâsına dokunulmadı: kaynak “mü’min” ve “Ali’den” gibi yerlerde ’ kullanırken mahlas dizesinde düz kesme diziyor (“Şah Hatâyî'm”). Manzume numarası ve sayfa numarası işaretleri metne alınmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGel bir şâha kul olagörŞah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

server

baş, önder

velâyet

velîlik; Allah dostluğunun manevî yetkisi

Şâh-ı Merdân

yiğitlerin şahı; Hz. Ali'nin unvanı

tâlib

yola girmek isteyen, mürit adayı

hayır, yok (Arapça olumsuzluk edatı)

rehber

mürşidin altında talibi yürüten Bektaşî görevlisi

dolu

cemde elden ele dolaştırılan kadeh

bahil

cimri, eli sıkı