Gel bir şâha kul olagör
Semaî tarzında bir nefes: her bendin ilk üç dizesi “gerek” ile biter, dördüncüsü olumsuzla kapanır. Şiir bir yol tarifi gibi ilerler — kul olmak, içmek, dalmak, dermek — ve her adımın karşılığını bir kaybın imkânsızlığıyla ödüller.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gel bir şâha kul olagör
olmaz ola
Bir eşiğe yaslanı gör
Kimse elden almaz ola
1Gel, bir şaha kul olmaya bak;
2o asla tahtından indirilmez.
3Bir eşiğe yaslanmaya bak;
4onu kimse elinden almaz.
- 2
Bir boyu boylamak gerek
Bir sudan sulamak gerek
Bir dili söylemek gerek
bilmez ola
1Bir boyu boylamak gerek,
2bir sudan sulamak gerek,
3bir dili söylemek gerek —
4melekler bile bilmez olsun.
Üç dizenin de başında “bir” var: aranan şey çokluk değil teklik. Boy, su, dil sırasıyla beden, besin ve söz — yolun üç katmanı. Son dize bu dili bilgi hiyerarşisinin dışına çıkarır: melekler bile anlamaz. Sırrın bekçisi burada gizlilik değil, dilin kendisidir.
- 3
Kuş oluben uçmak gerek
Ovalara göçmek gerek
Bir toludan içmek gerek
İçenler ayılmaz ola
1Kuş olup uçmak gerek,
2ovalara göçmek gerek,
3bir doludan içmek gerek —
4içenler bir daha ayılmaz olsun.
Hareket bu bentte yatay: uçmak ve göçmek, yerleşikliği bırakmanın iki biçimi. Üçüncü dize onu durdurur ve içmeye bağlar. “Tolu”, cem ayininde elden ele dolaşan kâsedir; son dize sarhoşluğu bir geçici hâl değil, dönülmeyen bir eşik sayar.
- 4
Çok behreler almak gerek
Ummanlara dalmak gerek
Bir gevher çıkarmak gerek
Değme bilmez ola
1Çok nasip almak gerek,
2ummanlara dalmak gerek,
3bir cevher çıkarmak gerek —
4her sarraf onu bilmez olsun.
Önceki bendin havası yerini suya bırakıyor ve dalgıç mecazına geçiliyor. Sıralama bir emek zinciri kurar: pay almak, dalmak, çıkarmak. Son dize ölçütü tersine çevirir — değerin işareti tanınmak değil, tanınamamaktır. “Değme sarraf” yani sıradan uzman, bu taşın karşısında yetersiz kalır.
- 5
Bahçelere girmek gerek
Güllerinden dermek gerek
diyüp durmak gerek
Gerçek âşık ölmez ola
1Bahçelere girmek gerek,
2güllerinden dermek gerek,
3“Er Hak” deyip durmak gerek —
4gerçek âşık ölmez olsun.
Denizden bahçeye geçiliyor ve fiiller yumuşuyor: girmek, dermek, durmak. Üçüncü dizedeki nida şiirin tek zikir cümlesidir; kaynakta bitişik dizilmiş, öyle bırakıldı. Son dize dört benttir biriken vaatlerin en büyüğünü söyler ve ölümsüzlüğü bir sıfata değil, sıfatın gerçekliğine bağlar: “gerçek” âşık.
- 6
Şah Hatâyî’m dir geç otur
Hizmetini hora yetür
Gerçeklerden bir er getür
Cana başa kalmaz ola
1Şah Hatâyî'm der: geç, otur;
2hizmetini gereğince yerine getir.
3Gerçeklerden bir er getir —
4iş cana başa kalmaz olsun.
Mahlas bendi bütün uçuşu ve dalışı tek bir oturma emriyle karşılıyor: “geç otur”. Cem meydanında herkesin yeri bellidir ve edep önce oturuşta görünür. Son dize kapanışı bir teminata bağlar: yola bir er getirilmişse hesap cana ve başa kalmaz, yani bedeli kişi tek başına ödemez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Şiirin başındaki sıra işareti (“—12—”) ve derlemenin bölüm başlığı (“—Semaî tarzında nefesler—”) metne alınmadı, geriye yirmi dört dize kaldı. Kaynakta beşinci bendin üçüncü dizesi “Erhak” diye bitişik dizilmiş (Er Hak okunur) ve son bent öncekilerden temiz bir boş satırla ayrılmamış; ikisine de dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes bir seçim teklifiyle açılıyor ve teklifin gerekçesi güvence: bu şah azledilemez, bu eşik elden alınamaz. Ölçüt dünyevî hükümdarlıktan alınmış — “mâzul” tahttan indirilen için kullanılan bir devlet terimidir. Tahtta oturan bir şairin kalıcı saltanatı başka yerde araması bendi ayrıca yüklü kılıyor.